ZÜMRE-İ MUVAHHİDÎN Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

ZÜMRE-İ MUVAHHİDÎN kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ZÜMRE-İ MUVAHHİDÎN: Bir Allah'a inanmış ve O'nun emirlerinden ayrılmak istemeyenler. Bir Allah'a inanıp başka fikre aldanmayanlar.

ZÜMRE-İ MUVAHHİDÎN ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MUVAHHİDÛN (MUVAHHİDÎN): Muvahhidler. Bir Allah’a inanıp, birliğe çalışanlar. Birleyici olanlar. Devamını Oku

  • ASÂKİR-İ MUVAHHİDÎN: Allahın birliğine inanan askerler. İslâm ordusu. Devamını Oku

  • MUVAHHİD: Allah’ın birliğine inanan. Tevhid eden. * Birleştirici olan. Devamını Oku

  • MUVAHHİDÂNE: f. Muvahhide yakışır surette. Devamını Oku

  • MUVAHHİŞ: Vahşet veren. Vahşileştiren. Korkutan. Korkutup ürküten. Devamını Oku

  • AKS-ÜN NAKÎZ: Birbirine zıt olan iki şey. * Man: Mevzuun nakîzini yüklem; ve yüklemin nakîzini de mevzu kılmak. Misâl: “Her aklı başında olan insan Allah’ı tanır” kaziyesinden aks-ün nakîz yolu ile şu hüküm elde edilir: “Allah’ı tanımayanlar, aklı başında olmayan insanlardır.” Devamını Oku

  • ZİKR: (Zikir) Anmak, hatırlamak. Anılmak. * Allah’ı (C.C.) çok çok anıp azametini düşünmek ve esmâ-i hüsnâsını okuyup tefekkür etmek. * Kur’ân-ı Kerim’in bir ismi.(İ’lem eyyühel aziz! Tohum olacak bir habbenin kalbi yani içi delindiği zaman, elbette sünbüllenip neşvü nemâ bulamaz; ölür gider. Kezâlik, ene ile tâbir edilen enâniyetin kalbi, Allah Allah zikrinin şua ve hararetiyle Devamını Oku

  • MANEVİYYUN: Allah’a, dine, mukaddesata inanmış olanlar. Devamını Oku

  • ZARURİYYAT-I DİNİYYE: İman edilmesi zaruri olan dinin esasları, (Allah Teâlâya, Âhiret gününe, Meleklere, Peygamberlere, Kitaplara ve hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmak.) Devamını Oku

  • ŞAHADET GETİRMEK: Kelime-i Şehadet olan $ kelâmına inanıp söylemek. Bir Allah’tan başka ilâh olmadığına; Muhammed Aleyhissalâtü vesselâm’ın, Allah’ın Resulü olduğuna inanarak söylemek. Devamını Oku

  • SOKRAT: Eski bir Yunan Feylesofu. (M.Ö. 470-400) Vahdaniyete ve ruhun bakiliğine inanmış ve bu fikrini yaymağa çalışmış. “Dünyada yalnız bir şey öğrenebildim, o da hiç bir şey bilmediğimdir.” sözü meşhurdur. Devrinin inanışına zıd fikirlerinden dolayı mahkemece kendisine idam kararı verilmiş, baldıran otunun zehirini içirmek suretiyle idam edilmiş. So a Eflâtun, Sokrat’ın fikirlerini müdafaa etmiştir. Devamını Oku

  • İ’TİKAD-I FÂSİD: Bozuk inanç. Devamını Oku

  • TEVHİD: Birleme. Bir Allah’tan başka İlâh olmadığına inanma. Lâ ilahe illallah sözünü tekrarlama. Her yerde ve her şeyde Allah’tan başkasının te’sir hâkimiyeti olmadığını anlamak, bilmek ve bilerek yaşamak. * Edb: Allah’ın varlığına ve birliğine dair yazılan manzume.İnsanlar, Allah’ın birliğine inananlar ve birliğine inanmayanlar olarak ikiye ayrılır. Allah’a inanmayanlar sözü, aslında Allah’ın birliğine ve sıfatlarına inanmayanlar Devamını Oku

  • HÜRMÜZ: (Hürmüzd) Eski İran takviminde, güneş yılının ilk günü. * Zerdüştlerin bâtıl bir inanışları olan hayır ta ısı. * Jüpiter (Müşteri) yıldızı. Devamını Oku

  • YEMİN: Sözü Allah’ı (C.C.) zikrederek kuvvetlendirmek. Kasem. * El tutuşarak, Allah’a bağlılıklarını bildirerek, Allah’a ve birbirlerine söz vererek ahitleşmek. * Mübarek. * Sağ taraf, sağ el. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar