ZUAFA Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

ZUAFA kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ZUAFA: (Zayıf. C.) Zayıflar. Zayıf olanlar.

ZUAFA ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MUHKEMAT: Muhkem olanlar. Sağlam ve kuvvetli olanlar. * İçinde hüküm bulunan ve mânası açık olanlar. Devamını Oku

  • MUHKEMAT: Muhkem olanlar. Sağlam ve kuvvetli olanlar. * İçinde hüküm bulunan ve mânası açık olanlar. Devamını Oku

  • ETBA’: Tâbi olanlar, bağlı olanlar, emri altında bulunanlar. (Cenâb-ı Hakka ve Resul-ü Ekreme (A.S.M.) tâbi ve muti olan veli bir üstâdın ve bir mürşid-i ekmelin gösterdiği Hak ve hakikat, iman ve Kur’ân yolunda gidenler, ona tâbi’ olanlar.) Devamını Oku

  • SIDDÎKÎN: Sıddık olanlar, Hazret-i Ebubekir (R.A.) gibi olanlar. Hazret-i Ebubekir (R.A.) gibi olanlar ve Onun izini takib edenler. Allah yolunun sadakatte en ileri olanları. Devamını Oku

  • SİYER-İ SENİYYE: Yüksek ahlâk ve yüksek vasıflar. Hazret-i Peygamberin (A.S.M.) yüksek ahlâk ve vasıflarına dair yazılan kitab. Devamını Oku

  • HAZIRÛN: Meydanda olanlar, gözönünde olanlar. Mevcut ve hazır olanlar. Devamını Oku

  • MÜKTESEBAT: Elde edilmiş olanlar. Kazanılmış olanlar. Çalışmak suretiyle kazanılmış olanlar. Devamını Oku

  • ASHÂB-I YEMİN: Ahid ve yeminlerinde sebât edenler. Kendi kazançlarından ziyâde Cenab-ı Hakk’ın lütuf ve ikrâmına kavuşacakları ümid edilenler. Allah’a itâatleri ve amelleri iyi olup ahirette amel defterleri sağ taraftan verilecek olanlar. Sağcılar. Mukaddesatçılar. Kur’an ve İmân yolunda Allah (C.C.) için çalışanlar ve bunlara taraftar olanlar. Sağlam ve helâl dâiresinde çalışan kimseler. Cennetlik olanlar. Devamını Oku

  • GÜMÜŞ KOZAK: Tar: Eskiden hükümdarlara gönderilen nâme-i hümayunların konulduğu mahfaza. Nameler atlas keseye konur, so a da kozaya geçirilirdi. Kozakların gümüşten yapılmış olanları olduğu gibi altundan, şimşirden de yapılanları vardı. Altundan olanlar imparatorlara, gümüşten olanlar da küçük devlet reislerine gönderilen nâme-i hümayunlara mahsustu. (O.T.D.S.) Devamını Oku

  • MEH-RUYAN: f. Ay yüzlüler. Ay gibi parlak olanlar. * Mc: Manevî güzellik. Ahlâk sahibi ve dindar olanlar. Devamını Oku

  • MÛKINÛN: Yakîn sahibi olanlar. Şüphesiz ve tereddüdsüz olarak imanî ve Kur’anî hakikatlara vâkıf olanlar. (Bak: Yakin) Devamını Oku

  • MÜTEBAHHİRÎN: Bilgileri pek çok olanlar, deniz gibi derin bilgili olanlar. Allâmeler. Devamını Oku

  • MÜTEALLİKAT: Yakın olanlar, müteallik olanlar. Akraba. * Gr: Bir cümlenin mânasını açıklayan, tamamlayan kelimeler. Devamını Oku

  • AVAKIR: (Akıra. C.) Fakirler, yoksullar. * Kısırlar, verimsiz olanlar. * Kudurmuş olanlar. Devamını Oku

  • MÜTEFERRİDÎN: (Müteferrid. C.) Tek ve yalnız olanlar. Eşi, benzeri ve emsâli bulunmıyanlar. * Kendi başına idare olanlar. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar