YEKRUZ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

YEKRUZ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

YEKRUZ: f. Bir günlük. Geçici, muvakkat.

Sponsorlu Bağlantılar

YEKRUZ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • BÂDÎ: Rüzgâra ait. * Muvakkat. Geçici. Devamını Oku

  • HUTÂM-I DÜNYA: Bu fani dünyanın muvakkat ve boş malı mülkü. Devamını Oku

  • MUVAKKAT: Vakitli. Geçici. Fâni. Devamlı olmayan. Devamını Oku

  • MUVAKKATEN: Az bir zaman için, şimdilik, geçici ve muvakkat olarak. Devamını Oku

  • ZEVALPEZİR: f. Geçici olan. Muvakkat. Sona eren. Devamını Oku

  • ZEVALNÂPEZİR: f. Geçici ve muvakkat olmayan. Zeval bulmayan. Sona ermeyen. Devamını Oku

  • ERVAK: (Revk. C.) Revkler, perdeler, örtüler. * Çadırlar, muvakkat olarak bezden yapılan odalar. Devamını Oku

  • FELL: (C: Fülül – Eflâl) Gedik, rahne. * Yaralamak. * Cenkte askeri bozmak. Harbdeki askerin bozulması. * Kılınç yüzündeki açılan gedik. * Susuz kır yer. * Güruh, cemaat. * Muvakkat delilik. Devamını Oku

  • İĞRETİ: t. Ödünç, borç, kendi malı olmayan. Yerli ve sabit olmayan, muallak gibi duran. * Muvakkat, bağlı bulunmayan, geçici. * Fıtrî olmayan, sahte, sun’î. Devamını Oku

  • ÂRIZÎ: Zâtî ve irsî olmayıp so adan hâsıl olan. Zâtî ve esastan olmayıp so adan zuhur ve taalluk eden. Muvakkat, geçici. Devamını Oku

  • HÜKEMÂ: (Hakîm. C.) Âlimler. Çok bilgili kimseler. (Bak: Feylesof)(Enbiyanın ekseri şarkta ve hükemanın ağlebi garpta gelmesi kader-i ezelînin bir remzidir ki; şarkı ayağa kaldıracak din ve kalbdir; akıl ve felsefe değil. Şarkı intibaha getirdiniz, fıtratına muvafık bir cereyan veriniz. Yoksa sa’yiniz ya hebâen gider veya muvakkat, sathî kalır. M.N.) Devamını Oku

  • CEMAL: Yüz güzelliği. Fertteki güzellik. * Cenâb-ı Hakk’ın lütuf ve ihsânı ile tecellisi. * Hak ile söylenen doğru söz. * Hüsün. (… Bir cemal sâhibi, dâima hüsn ü cemalini görmek ve göstermek ister. Bu ise, âhiretin vücudunu ister. Çünkü dâimi bir cemâl, zâil ve muvakkat bir müştaka razı olmaz. Onun da devamını ister. Bu da Devamını Oku

  • ÜMİDVÂR: f. Ümitli. Ümit besleyen.(Evet, ümidvâr olunuz; şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sadâ, İslâmın sadâsı olacaktır. M.) (Rahmet-i İlâhiyyeden ümid kesilmez. Çünkü Cenab-ı Hak bin seneden beri Kur’anın hizmetinde istihdam ettiği ve ona bayraktar tayin ettiği bu vatandaşların muhteşem ordusunu ve muazzam cemaatını muvakkat arızalarla inşâallah perişan etmez. Yine o nuru ışıklandırır ve Devamını Oku

  • MAT’UMAT: (Taam. dan) Yemekler. Taamlar. Yenecek şeyler.(“Hem hiç mümkün müdür ki: Fâtır-ı Kerim, Halik-ı Rahim, küçük midenin cüz’i arzusunu ve muvakkat bir beka için lisan-ı hal ile duasını hadsiz enva-ı mat’umat-ı lezizenin icadiyle kabul etsin de, umum nev-i beşerin pek büyük bir ihtiyâc-ı fıtriden gelen pek şiddetli bir arzusunu ve külli ve daimi ve haklı Devamını Oku

  • TEKELLÜF: Kendi isteğiyle külfete girmek, bir zorluğa katlanmak. * Gösterişe kapılmak. Özenmek. * Yapmacık hâl ve hareket. Zoraki hareket.(Üstadımız, tekellüf ve taazzumdan aslâ hoşlanmaz ve talebelerinin dahi tekellüf kaydından âzâde olmalarını emreder. Ve buyururlar ki, “Tekellüf şer’an ve hikmeten fenâdır. Çünkü, tekellüf sevdası, insanı hadd-i ma’rufu tecâvüze sevkeder. Mütekellif olanlar, bazan hodbinâne bir tezâhür ve Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar