YAKÎN Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

YAKÎN kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

YAKÎN: Şüphesiz, sağlam ve kat'i olarak bilmek.(Yakîn: Ma'rifet ve dirayetin ve emsalinin fevkinde olan ilmin sıfatıdır. İlm-i yakîn denir, ma'rifet-i yakîn denilmez. Ayn-el yakîn: (kelimenin merfu hali ayn-ul yakîndir.) Göz ile görür derecede veya görerek, müşahede ederek bilmek. Meselâ; uzakta bir duman görüyoruz. Orada ateşin varlığını ilmen biliyoruz, demektir. Bu bilme derecesine ilm-el yakîn deniyor. Ateşe yaklaşıp, gözümüzle görürsek, ona ayn-el yakîn bilmek deniyor. Daha da ilerliyerek bütün hislerimizle ateşin varlığını anladık ise; ateşin yakması ve sâir sıfatlarını da bildik ise, bu nevi'den olan ilmimizin derecesine de hakk-al yakîn deniyor. (Hakkalyakîn: Abdin sıfatları, Cenab-ı Hakk'ın sıfatlarında fâni olup, kendisi onunla ilmen ve şuhuden ve hâlen beka bulmaktadır. Ö. Nasuhi)

Sponsorlu Bağlantılar

YAKÎN ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • AYN-EL YAKÎN: (Ayn-ül yakîn) Göz ile görür derecede görerek, müşâhede ederek bilmek. (Bak: Yakîn)(İman-ı tahkikîde pek çok meratib var. O mertebelerden ilm-el yakîn mertebesi çok bürhanların kuvvetleriyle binler şüphelere karşı dayanır. Halbuki taklidî iman ise bir şüpheye karşı bazan mağlup olur. Hem iman-ı tahkikînin bir mertebesi de, ayn-el yakîn derecesidir ki, çok mertebeleri var. Belki Devamını Oku

  • HAKK-UL YAKÎN: (Hakk-al yakîn) Mârifet mertebesinin en yükseği. En yakînî bir surette hakikatı müşahede edip yaşamak hali. Ateşin yakıcı olduğunu bütün hislerimizle yakından duyup yaşadığımız gibi. (Bak: Yakîn) Devamını Oku

  • YAKÎNÎ: Şüphe edilmeyecek ilmî halde, hiç şeksiz bilinmeğe dair. Devamını Oku

  • YAKÎNİYYÂT: Yakînî bir surette bilinenler. Devamını Oku

  • KAZİYE-İ YAKÎNİYYE: Man: Yakîni ifade eden kaziyyeye denir. Ya bedihiyye veya nazariyye olur. Devamını Oku

  • MÜCERREBÂT-I YAKÎNİYYE: İyice edinilmiş tecrübeler. Devamını Oku

  • İNSİYAK: Mânen sevk olunma. İlâhi ve mânevi sevk. Gönderilmek, bir kuvvetin te’siriyle çekilip gitmek. Ardı sıra gitmek. Devamını Oku

  • YAKÎNEN: Hiç şübhesiz olarak, kat’i surette. Devamını Oku

  • İ’TİYAK: Alıkoymak, engel olmak, mani olmak. Devamını Oku

  • FÜYAK: Su kuşlarından uzun boyunlu bir kuş. Devamını Oku

  • İNSİYAKÎ: İnsiyak ile alâkalı. İnsiyak, İlâhî sevk ve his ile alâkadar. Devamını Oku

  • İLTİYAK: Sıkı fıkı dost olma, candan arkadaş olma. Devamını Oku

  • İFTİYAK: Fakirleşmek, yoksullaşmak. Devamını Oku

  • SİYAK: Söz gelişi, ifade tarzı. * Üslub, tarz, yol. * Sürmek, sevk. * Ruhun çıkması. Devamını Oku

  • İSTİYAK: Misvâk kullanma. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar