VEKÂLETNÂME Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

VEKÂLETNÂME kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

VEKÂLETNÂME: f. Birisine vekillik verildiğini isbat eden ve ekseriya noterlikçe tanzim edilmiş bulunan yazılı kâğıt.

Sponsorlu Bağlantılar

VEKÂLETNÂME ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • VEKÂLET: Vekillik. Birisinin nâmına iş görme. Kendi nâmına hareket etme salâhiyetini başkasına verme. Nezâret, bakanlık. * Vekilin vazife gördüğü bina. Devamını Oku

  • VEKÂLETEN: Birisine vekil olarak. Başkası adına. Devamını Oku

  • AJANDA: Akılda tutulması icab eden şeyleri not etmeye yarayan, takvim şeklinde tanzim edilmiş defter. Devamını Oku

  • AJANDA: Akılda tutulması icab eden şeyleri not etmeye yarayan, takvim şeklinde tanzim edilmiş defter. Devamını Oku

  • MENAB: Birinin yerini tutmak, nâib olmak. Birisine vekil olmak. Vekillik yeri. Devamını Oku

  • NEZZARE: Seyirci, seyreden, bakan. Nezaret eden, müfettiş, mürakabe ve kontrol eden. Vekillik eden. Devamını Oku

  • ABESE İRCA: Mantık ve matematikte bir isbat şeklidir. Bir hükmün doğruluğunu isbat için, bu hükmü inkâr eden diğer hükmün yanlışlığı isbatlanır. Meselâ: Allah’ın varlığının inkâr edilmesinin imkânsızlığını veya abesiyetini göstermek, Allah’ın varlığını isbat yollarından biridir. Bu, “Abese irca” yolu ile isbat şeklidir. Devamını Oku

  • MUSADDAK: Doğruluğu tasdik edilmiş. Sadakati ve doğruluğu tanınmış, isbat edilmiş olan.(Hem zâtiyle, hem lisâniyle, hem delâlet-i hâliyle, hem kaliyle kâinatın Sâniine delâlet eden şu delil; hem hakikat-ı kâinatça musaddak, hem sâdıktır. Çünkü bütün mevcudatın vahdâniyete delâletleri, elbette vahdaniyeti söyleyen Zâtı tasdik hükmündedir. Demek söylediği da’vâ da umum kâinatça musaddaktır. M.) Devamını Oku

  • MEŞMUL: (Şümul. den) Kaplanmış, şümullenmiş, etrafı çevrilmiş. * Bir şeyin içinde bulunan. Devamını Oku

  • KERİME: Kız evlâd. * Kendine ikram edilmiş kimse. Şerefli. * Güzide, seçkin, kıymetli şey. * Vücudun kıymettar yerlerinden her biri. Devamını Oku

  • İMAN-I BİL-ÂHİRET: Âhirete, öldükten so a dirileceğine, haşir ve neşre, Cennet ve Cehennem’e inanmak.(Evet, subutî bir emri ihbar etmenin kolaylığı ve inkâr ve nefyetmenin gayet müşkül olduğu bu temsilden görülür. Şöyle ki:Biri dese: Süt konserveleri olan gayet hârika bir bahçe, küre-i arz üzerinde vardır. Diğeri dese: Yoktur. İsbat eden, yalnız onun yerini veyahut bazı meyvelerini Devamını Oku

  • FÂSİD DAİRE: Man: A yı B ile, B yi A ile ispat etmek. Bir düşünceyi isbat etmek için isbat edilmemiş başka bir düşünceyi delil olarak kullanmak ve bunu da isbat için isbatı istenen ilk düşünceyi doğru sayıp buna delil diye kullanmak. Yani isbat edilen ile isbat edeni birbirine delil saymak olup isabetsizdir. Devamını Oku

  • VEKİRE: Satın alınan veya yeni yapılan bina için, ahbaba, eşe dosta verilen ziyafet. Devamını Oku

  • VEKİF: Sütü çok olan deve. Devamını Oku

  • HEY’ET-İ VEKİLE: Vekiller hey’eti, icra vekileri hey’eti. Bakanlar Kurulu. Başbakanın riyaset ettiği heyet. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar