ÜŞTÜRDİL Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

ÜŞTÜRDİL kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ÜŞTÜRDİL: f. Kinci, fesatçı, hasedçi.

Sponsorlu Bağlantılar

ÜŞTÜRDİL ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ÜŞTÜRHU: f. Deve huylu. Kinci, hased eden. Devamını Oku

  • KİNEVER: f. Kin besleyen, hased eden, kinci. Devamını Oku

  • ŞÜTÜRDİL: f. Deve huylu, kinci, inatçı. Devamını Oku

  • MUHASEDE: (Hased. den) Birbirini çekememe, hased etme, kıskanma. Devamını Oku

  • MÜNAFESE: Başkasında görülen bir kemale imrenip ona yetişebilmek ve daha ileri gidebilmek için, nefislerin nefâsette, iyi şeylerde yarışması hissidir ki, nefsin şerefinden ve uluvv-i himmetinden neş’et eder. Hased ile arasında fark açıktır. Hased eden kimse, kemâle düşmandır; hased ettiği kimsenin zararından, nimetinin zevâlinden memnun olur.Münâfis, yarışçı ise kemâle aşıktır. O, karşısındakinin sukutunu değil; kendisinden daha Devamını Oku

  • MÜNAFESE: Başkasında görülen bir kemale imrenip ona yetişebilmek ve daha ileri gidebilmek için, nefislerin nefâsette, iyi şeylerde yarışması hissidir ki, nefsin şerefinden ve uluvv-i himmetinden neş’et eder. Hased ile arasında fark açıktır. Hased eden kimse, kemâle düşmandır; hased ettiği kimsenin zararından, nimetinin zevâlinden memnun olur.Münâfis, yarışçı ise kemâle aşıktır. O, karşısındakinin sukutunu değil; kendisinden daha Devamını Oku

  • MAHKUD: Hased edilen, hased olunan. Devamını Oku

  • SANEVÎ: İkinci. İkinci derecede. Devamını Oku

  • SANEVÎ: İkinci. İkinci derecede. Devamını Oku

  • SANİYEN: İkinci olarak. İkinci derecede. Devamını Oku

  • ENİT: Hased etmek. Devamını Oku

  • HASED: Başkasının iyi hallerini veya zenginliğini istemeyip, kendisinin o hallere veya zenginliğe kavuşmasını istemek. Çekememezlik. Kıskançlık. Kıskanmak.(Hasedin çaresi: Hâsid adam, hased ettiği şeylerin âkıbetini düşünsün. Tâ anlasın ki, rakibinde olan dünyevi hüsün ve kuvvet ve mertebe ve servet; fânidir, muvakkattır. Faidesi az; zahmeti çoktur. Eğer, uhrevi meziyetler ise; zâten onlarda hased olamaz. Eğer onlarda dahi Devamını Oku

  • KÜBRA: (Ekber’in müennesi) Büyük, daha büyük, en büyük. * Man: İkinci kaziye (İkinci önerme). Yâni, hadd-i ekberin bulunduğu cümle (Bak: Hadd-i ekber). Devamını Oku

  • FİTNE-CU: f. Fesat arayan. Devamını Oku

  • MEKÎDET: Düzen, hile, fesat. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar