TEKAÜDİYE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

TEKAÜDİYE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

TEKAÜDİYE: Tekaüde mahsus olan aylık.

Sponsorlu Bağlantılar

TEKAÜDİYE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MÜTEKAİD: Tekaüd olan. Emekli. Devamını Oku

  • MÜTEKAİDÎN: (Mütekaid. C.) Emekliler, emekliye ayrılmış olanlar. Devamını Oku

  • TEKAÜD: Oturma. Fârig olma. * Karşılıklı oturma. * Emeklilik. Devamını Oku

  • TEKAŞŞU': (Kaş’. dan) Balgam çıkarma. Devamını Oku

  • TEKAÜDEN: Emekliye ayrılarak. Devamını Oku

  • TEKA’KU': Yaramaz gönüllü olmak. * Geri durmak. Devamını Oku

  • İLALLAH-İL MÜŞTEKA: Şikâyet Allah’adır. Allaha şikâyet edilir. Devamını Oku

  • BÜTEKA: (C.: Bevâtık) Pota dedikleri âlettir ve kuyumcular içinde altın ve gümüş eritirler. Devamını Oku

  • BÜTEKA: (C.: Bevâtık) Pota dedikleri âlettir ve kuyumcular içinde altın ve gümüş eritirler. Devamını Oku

  • SIFAT-I AYNİYE: Sadece zâta mahsus olan sıfat. Zatî sıfat. Lafza-i Celalin sadece Cenab-ı Vâcib-ül Vücud olan Rabbimize mahsus olması gibi. (Bak: Sıfât-ı selbiye ve Sıfât-ı sübutiye) Devamını Oku

  • ORİJİNAL: Fr. Bir şeyin aslı. Tuhaf, garib hâli olan. * Değişik. * Nev’i şahsına mahsus, kendine mahsus. * Vasıf ve keyfiyetleri cihetinden benzerlerinden ayrı ve üstün. * Bir nümuneye göre olan. Devamını Oku

  • ÇİRAG: f. Fitil, kandil, mum, lâmba. * Çırak. * Talebe, öğrenci, şakird. * Tekaüd, emekli, emekliye ayrılmış olan kişi. Devamını Oku

  • HÜDÜB: (C.: Ehdâb) Sarık. * Kirpik, müjgân. * Havlu, el silmeye mahsus pamuklu bez. * Minder kenarında olan püskül. Devamını Oku

  • İ’DADİYE: Hazırlığa ait. Hazırlığa mahsus. * Orta tahsili veren okullar. Vaktiyle rüşdiyeden so a gidilip yüksek mekteblere girebilmek için lâzım gelen bilgileri öğreten okul. Sultaniyelerden aşağı olan mekteb. Devamını Oku

  • İMAN-I TAKLİDÎ: Az şüphelere mağlup olabilen, başkalarını takliden olan iman. Tahkik ehline ait olmayan, câhillere mahsus iman. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar