TECELLİDÂR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

TECELLİDÂR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

TECELLİDÂR: f. İlâhî kudret ve lütuf ile meydana gelen.

Sponsorlu Bağlantılar

TECELLİDÂR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • TECELLİ (TECELLÂ): Görünme. Bilinme. * Kader. * Allah’ın (C.C.) lütfuna uğrama. * İlâhi kudretin meydana çıkması, görünmesi. Hak nurunun te’siriyle kulun kalbinde hakikatın bilinmesi.(Fıtrat yalan söylemez. Meselâ : Bir çekirdekteki meyelân-ı nümüvv der ki: “Sünbülleneceğim, meyve vereceğim.” Doğru söyler. Meselâ: Yumurtada bir meyelân-ı hayat var. Der: “Piliç olacağım” Biiznillâh olur, doğru söyler. Meselâ: Bir avuç Devamını Oku

  • MÜTECELLİ: Tecelli eden, meydana çıkan, görünen. Parlak. Devamını Oku

  • TECELLİGÂH: f. Tecelli yeri. İlâhi kudretin, İlâhi sırrın meydana çıktığı, göründüğü yer. Devamını Oku

  • MÜTECELLİD: (C.: Mütecellidin) Kahramanlık ve celâdet gösteren. Devamını Oku

  • MÜTECELLİDÂNE: f. Celadet ve kahramanlıkla. Yiğitlik göstererek. Devamını Oku

  • MÜTECELLİDÎN: (Mütecellid. C.) Kahramanlar, yiğitler, celâdet gösteren kahraman kimseler. Devamını Oku

  • İZHAR-I TECELLÜD: İnad edip kafa tutma, yalandan cesaretlilik gösterme. Devamını Oku

  • TECELLÜD: Tekellüfle celâdet göstermek. Kendini şecaatli ve cesâretli göstermeğe çalışmak. * Serkeşâne inad etmek. Devamını Oku

  • BÂD-I TECELLİ: Tecelli rüzgârı. * Kader. Devamını Oku

  • TECELLİYAT: (Tecelli. C.) Tecelliler. Devamını Oku

  • TECELLÜL: Ululanmak, büyüklenmek. Devamını Oku

  • TECELLİ-İ TİMSAL: Suretlerin tecellisi. Devamını Oku

  • ÂDİYAT: (Âdi. C.) Her zaman meydana gelen hârikulâde ve birer mu’cize-i kudret olmakla beraber, insanlarca alışılmış olduğundan kuymeti bilinmeyen hâdiseler. * Kıymetsiz şeyler. (Kur’an, âyetleriyle insanların nazarını me’lüfatları olan şeylere çeviriyor. Âyetler, necimler gibi ülfet perdesini deler, atar. İnsanın kulağından tutar, başını eğdirir. O ülfetin altındaki havârık-ul âdât mu’cizeleri o âdiyat içerisinde gösterir. M.N.) Devamını Oku

  • MÜTEHADDİS(E): (Hudus. dan) Meydana gelen, peydâ olan, meydana çıkan. Devamını Oku

  • HORNİTO: İsp. Küçük fırın. * Jeo: Genellikle patlamalar neticesinde meydana gelen, lâv fışkırmalarının volkan selleri yüzeyinde meydana getirdiği kabarcık. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar