TEBANÇE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

TEBANÇE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

TEBANÇE: Tokat.

Sponsorlu Bağlantılar

TEBANÇE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • SİLİ: f. Tokat. Şamar. Devamını Oku

  • LATMA: şamar, tokat. Devamını Oku

  • ŞAMAR: t. Tokat. Belâ, musibet. Devamını Oku

  • SİLİZEN: f. Tokat vuran, şamar atan, döven. Devamını Oku

  • LİTAM: Tokat atma. Elin ayası ile vurma. Devamını Oku

  • LATMAHÂR: f. Tokat yiyen. Şamar atılan kimse. Devamını Oku

  • MÜLATAMA: Birbirine şamar vurma, tokat atma. Devamını Oku

  • TOKAT: Kale içi, siper, ahır, ağıl. El içi gibi yer. * Dere arası olan hayvan mer’ası. * El içiyle vurulan sille. Devamını Oku

  • LATM: Karıştırmak. Yapıştırmak. * Tokat vurmak. Devamını Oku

  • ZULM: (Zulüm) Haksızlık. * Eziyet, işkence. * Bir hakkı kendi yerinden başka bir yere koymak.( $ sırrınca: Dostların hataları, hizmetimizde bir nevi zulüm hükmüne geçtiği için, çabuk çarpılıyor. Şefkatli tokat yer, aklı varsa intibaha gelir. Düşman ise, hizmet-i Kur’âniyeye zıddiyeti, mümânaati, dalâlet hesabına geçer. Bilerek veya bilmiyerek hizmetimize tecavüzü, zendeka hesabına geçer. Küfür devam ettiği Devamını Oku

  • KUVVE-İ ZÂİKA: Dildeki tad alma duygusu. (Bak: Dil)(Ağızdaki kuvve-i zâika bir kapıcıdır; mide, cesedin idâresi noktasında bir efendi ve bir hâkimdir. O saraya veyahut o şehre gelen ve sarayın hâkimine verilen hediyenin yüz derece kıymeti varsa, kapıcıya bahşiş nev’inden ancak beş derecesi muvafık olur.. fazla olamaz. Tâ ki; kapıcı gururlanıp, baştan çıkıp, vazifeyi unutup, fazla Devamını Oku

  • KADER: Cenâb-ı Hakk’ın kâinatta olmuş ve olacak her şeyin evsafını ve havassını ve sâir geleceğini ve geçmişini ezelden bilip, levh-i mahfuzunda takdiri ve yazması. Takdir-i İlâhî. * Ezelî kısmet. * Tali’. Baht. Şans.(Kader ve cüz-i ihtiyarî, İslâmiyetin ve imanın nihayet hududunu gösteren, halî ve vicdanî bir imanın cüz’lerindendir. Yoksa ilmî ve nazarî değillerdir. Yâni, mü’min Devamını Oku

  • ÇAR-GUŞE: f. Dört köşe. Dört taraf. Dört yön. Devamını Oku

  • MA’KUS(E): Tersine dönmüş, aksetmiş, başaşağı çevrilmiş, zıddı. * Uğursuz. Devamını Oku

  • MA’HUD(E): Vaad edilen. Söz verilen. Belli olan. * Mezkur, sözü geçen. * Mc: Fena bilinen kadın. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar