TATYİR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

TATYİR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

TATYİR: Kötü görme. " Bu, filanın şerrinden oluyor" deme.

Sponsorlu Bağlantılar

TATYİR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • TATYİB-İ HÂTIR: Gönlünü hoş etme, gönlünü alma. Devamını Oku

  • TATYİBAT: (Tatyib. C.) İyi muâmeleler, gönlü hoş etmeler. Devamını Oku

  • TATYİB: İyi davranma. İyi muâmele etme. Hoş etme. Gönlünü hoş etme. Devamını Oku

  • İNKÂR: Bilmeme, tanımama. Yaptığını ve söylediğini gizleme. * Yapmadım deme ve ayak direme. * Reddetme. (Bak: Nefy) Devamını Oku

  • TEKFİR: Birisine “kâfir” deme, kâfirliğine hükmetme. * Ortadan kaldırma, yok etme. * Setretme, örtme. * Keffaret verme. * Elini göğsüne koyup tevazu yapma. Devamını Oku

  • AN’ANELİ SENED: Hadis nakledenlerin veya bir haberi söyleyenlerin bu haberi kimden kime söylendiğini belli eden “An filan, an filan” diyerek şahısların isimleriyle beraber rivâyet ve nakledilen kuvvetli ve şüphe götürmeyen sened. (Suâl : An’aneli senedin fâidesi nedir ki; lüzumsuz yerde, malum bir vâkıada “an filân, an filân, an filân” derler? Elcevab: Fâideleri çoktur. Ezcümle bir Devamını Oku

  • HADÎS-İ MÜTEVATİR: Kizb üzerine ittifakları aklen tecviz olunmayan cemaatlerin birbirinden ve ilk cemaatin de bizzat Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâmdan rivâyet ettiği Hadis-i şeriftir. (İlm-i yakîni ifade eder. “Bu hadis-i şerif Peygamber’den (A.S.M.) sâdır olmuş mu?” demeğe imkân kalmaz). Devamını Oku

  • DEME: f. Ateş körüğü. Devamını Oku

  • EDA-YI DEYN: Borç ödeme. Devamını Oku

  • TESVİYE-İ DEYN: Borç ödeme. Devamını Oku

  • TE’DİYE-İ DEYN: Borç ödeme. Borcunu verme. Devamını Oku

  • TESRİK: (Sirkat. den) (C.: Tesrikat) Bir kimseye hırsız deme. Devamını Oku

  • DEMEŞK (DİMEŞK): Şam şehri. * Yürüğen kuvvetli, seri deve. Devamını Oku

  • MUKABELE: Karşılık, karşılamak. * Mücadele. * Karşılaştırmak. Karşılıklı yapılan iş, karşılıklı yapılan okuma. * Camide Kur’ân-ı Kerimi okuyup halka dinletmek.* Yüz yüze olmak. * Düşmanın şerrinden kurtulmak ve onun şiddetini kaldırmak için onu yıldıracak tedbirde bulunmak. Devamını Oku

  • ÂDİL: (Âdile) Adâlet eden. Allah’ın emirlerini noksansız tatbik eden. Doğru. Doğruluk gösteren. Adâlet sahibi. (Bak: Adâlet)(Meselâ bir hükümdâr-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zâlimlerden almakla ve fakirleri kavilerin şerrinden muhafaza etmekle ve herkese müstahak olduğu hakkı vermekle lezzet alması, iftihar etmesi, memnun olması; hükümdarlığın ve adaletin bir kaide-i esasiyesi olduğundan elbette Hâkim-i Hakim, Adl-i Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar