TARZE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

TARZE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

TARZE: şekil, suret.

Sponsorlu Bağlantılar

TARZE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MUSAVVİR: Tasvir eden. Şekil ve suret çizen. Her şeye güzel şekil ve suretler veren Allah (C.C.) Devamını Oku

  • HEY’ET-İ ASLİYE: Aslındaki şekil ve suret. Devamını Oku

  • KALIB: (Ka, uzun okunur) Hususi bir biçim, bir şekil alması istenen bazı şeylerin konmasına mahsus araç. (Buz kalıbı, çizme kalıbı gibi) * Hususi surette dökülmesi istenen şeylere mahsus zarf. * Beden, vücut, gövde. * Şekil ve suret nümunesi, örnek. * Bir kalıba dökülmüş veya kalıptan çıkmış şey. Devamını Oku

  • SURET: (C.: Sur – Suver) Biçim, görünüş. * Kılık. Tarz. * Yol. Gidiş. Hal. * Tasvir. Dıştan görünen şekil. * Çare. Devamını Oku

  • RENG: f. Renk, levn. * Suret, şekil. * Oyun, hile, dalavere. Devamını Oku

  • HEY’ET: Şekil. Suret. Görünüş. * Birlik teşkil eden şahısların mecmuu. * Gök ve yıldız ilmi. Astronomi. * Duruş, vaziyet, keyfiyet. Tabiat ve cibilliyet. Bir şeyin cibilli vaziyeti. Devamını Oku

  • KIYAFET: Bir şeyin dış görünüşü, zâhiri. * Bir kimsenin giydiklerinin bütünü. * Heyet, şekil, suret. * Feraset. * Bir kimsenin ardınca olmak. Devamını Oku

  • TEŞHİS: Şahıslandırma. Şekil ve suret verme. Seçme, ayırma, ne olduğunu anlama. Tanıma. * Hastalığın ne olduğunu anlayıp bilmek. * Edb: Canlılandırmak, suretlendirmek. * Eşyaya şahsiyet vermek. Devamını Oku

  • FETTAHİYYET: Fethedicilik. Her şeye lâyık bir şekil açmak ve suret vermek sıfatı. (Yâni, Fettah isminin tecellisi ile basit bir maddeden ayrı ayrı çeşit çeşit, hadsiz muntazam suretlerin, beraber, her tarafta bir ânda, bir fiil ile açılmasıdır. Ş.) Devamını Oku

  • SURETEN: Suret itibariyle, suret olarak, görünüşte. Sanki. Devamını Oku

  • A’RAF SURESİ: Kur’an-ı Kerim’in 7. suresidir. Mekke-i Mükerremede nâzil olmuştur. Suret-ül Mikat, Suret-ül Misak, Elif lâm mim sâd gibi isimleri de vardır. Devamını Oku

  • SURET-İ ZAİFE-İ VÂHİYE: Hakikatsız, saçma sapan zayıf suret ve vesvese. Devamını Oku

  • TASVİR: Hiss ve mahsusata münhasır olan ifâde. * Bir şeyi söz veya yazı ile anlatmak. Resim yapmak. * Bir şeye şekil ve suret vermek. Resim. * Edb: Görebildiğimiz ve hissedebildiğimiz şeyleri bize gösterebilecek veya hariçte vücudu olmayan fakat hissedilen şeyleri duyurabilecek meleke. Devamını Oku

  • ŞEKİL: (Şekl) Biçim, dış görünüş. Çehre. Tarz. Formül. * Şebih ve misil. * Hey’et. * Suret. Surette benzerlik. * Bir adamın tab’ ve hevasına muvafık olan şey. * Muhtelif, müşkil işlerin her biri. * Birşeyin gerek hissedilen ve gerek mevhum sureti. * Geo: Bir veya daha fazla hudut vasıtasiyle mahdut ve mahsur olan şey. * Devamını Oku

  • MÜCERRED: (C.: Mücerredât) Yalnız, tek. * Hâlis, saf, katışıksız, karışık olmayan. Tek başına. * Çıplak, soyulmuş. * Tek başına yaşayan, evlenmemiş, bekâr. * Edb: Kur’ân yazısında noktasız harflerle yazılı mensur veya manzume. Bu şekil yazıya mahzuf veya mühmel de denir. * Fls: Müşahhas olmayan. Vücuda gelmiş eşya ve ef’âlin şekil ve suretlerinden ayrı olarak düşünülen Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar