TA’NİS Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

TA’NİS kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

TA'NİS: Büluğdan so a kızın kendi evlerinde çok durması.

TA’NİS ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • INAS: Kızın büluğ çağına vardıktan so a evlerinde evlenmeden çok durması. Devamını Oku

  • KIYAM-I BİNEFSİHÎ: (Kıyâm-ı bizâtihî) : Fık: Varlığı, durması kendi zâtı ile olmak mânasında bir sıfat-ı İlâhîdir. Şöyle ki: Hak Teâlâ’nın ezelî ve ebedî olan varlığı kendi zâtı ile kaimdir. Kendi varlığı, kendi hüviyetinin, kendi mukaddes zâtının muktezasıdır. Aslâ başkasının değildir. Bunun için, Allah Teâlâ’ya “Vâcib-ül Vücud” denir. (Bak: Vücud) Devamını Oku

  • MUKARRE: Göz yaşının durması. Devamını Oku

  • ASALETEN: Vekil olmayış. Kendi işini kendi namına bizzat kendisi yapmak üzere. Kendi nâmına olmak üzere. Devamını Oku

  • SEBİT: Aklın sabit olması, aklın durması. Devamını Oku

  • CEREF: Bir kimsenin, kederden dolayı tükrüğünü yutkunup durması. Devamını Oku

  • SUFVAN: Atın, üç ayak üzerine durup dördüncünün tırnağını yere dikip durması. Devamını Oku

  • GASAS: Dolu olma. * Yediği ve içtiği şeyin boğazda durması. Devamını Oku

  • ANS: Sağlam, kuvvetli deve. * Yemen tâifesinden bir kabile. * Kız bâliğa olduktan so a, ailesinin evinde çok durması. Devamını Oku

  • İNKILÂB-I HAKAİK: Hakikatlerin tam zıddına dönmesi (ki, böyle bir şey mümkün değildir.) (Bak: İçtima-ı zıdden) (İnkılâb-ı hakaik ittifâken muhaldir. Ve inkılâb-ı hakaik içinde muhal ender muhal, bir zıd, kendi zıddına inkılâbıdır. Ve bu inkılâb-ı ezdâd içinde bilbedahe bin derece muhâl şudur ki: Zıd kendi mâhiyetinde kalmakla beraber, kendi zıddının aynı olsun. S.) Devamını Oku

  • İNTİYAT: Kendi reyi ile davranma, kendi istek ve iradesi ile hareket etme. * Asılı kalma. Devamını Oku

  • MUHTARİYET: Muhtarlık. Kendi kendine hareket edebilme. İhtiyar ve iradesi kendi elinde olma. Devamını Oku

  • HODREY: f. Kendi bildiğine giden. Kendi rey ve fikriyle iş gören. Devamını Oku

  • HAZM-I NEFS: f. Tahammül etmek. Nefsini kırmak. Meydana gelen kendi ile alâkalı gördüğü bir kusuru kendi üzerine almak. Sabreylemek. Sindirmek. Devamını Oku

  • HARFİYE: Kendi başına müstakilen bir mânası ve te’siri olmadığı halde, kendi cinsinden bir topluluğun içinde olduğu zaman ancak bir vazife gören şeylere denir. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar