TAMAM-I ITTIRAD-I AHVAL Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

TAMAM-I ITTIRAD-I AHVAL kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

TAMAM-I ITTIRAD-I AHVAL: Bir kimsede var olan huy ve hasletlerin sekteye uğramadan biteviye devam etmesi, her zaman aynı durumu göstermesi.

Sponsorlu Bağlantılar

TAMAM-I ITTIRAD-I AHVAL ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • AHVAL-İ SIHHİYE: Sağlık durumu. Devamını Oku

  • ITTIRAD: İntizamlı, uygun şekilde. Saat gibi intizamlı hareket. Sıra ile birbirini takib eden. Ritmik. Devamını Oku

  • VÂKIF-I AHVAL: Durumdan haberli olan, işlere vâkıf bulunan. Devamını Oku

  • AHVAL-İ ŞAHSİYE: Huk: Hakiki şahısların, hukuki varlıklariyle alâkalı olan hukuki durumlar. (Doğum, evlenme, boşanma, evlat edinme, ölüm hadiseleri gibi) Devamını Oku

  • AHVAL: (Hâl. C.) Dayılar. Annenin erkek kardeşleri. Devamını Oku

  • MECHUL-ÜL AHVAL: Kimin nesi olduğu bilinmeyen kimse. Devamını Oku

  • NA-TAMAMÎ: f. Eksiklik, noksanlık. Devamını Oku

  • NA-TAMAM: f. Tamamlanmamış, bitmemiş, yarı kalmış. Devamını Oku

  • TAMAMİYET: Bütünlük, tamamlık, tamlık. Devamını Oku

  • AHVAL-İ HAYRET-FEZÂ: Hayret verici haller. Devamını Oku

  • TAMAM: Bitme, bitirme, son, nihayet. * Tam, eksiksiz, noksansız. * Ne eksik ne fazla. * Münasib, uygun. Devamını Oku

  • KÜSUF: Güneş tutulması. Ay’ın, dünya ile güneş arasına gelerek dünya üzerinde gölge yapması. * Mc: Birisinin felâketli hâlinde çok teessür göstermesi hâli.(Güneşin ve ayın tutulmaları, küsuf ve husuf namazları denilen iki ibâdet-i mahsusanın vakitleridir. Yâni gece ve gündüzün nurani âyetlerinin nikaplanmasıyla bir azamet-i İlâhiyeyi ilâna medar olduğundan, Cenâb-ı Hak ibâdını o vakitte bir nevi ibâdete Devamını Oku

  • MÜTENESSİK: (Nask. dan) Biteviye olan, yeknesak olan. Devamını Oku

  • FAZAYİH: (Fazih. C.) Ayıplar, rezaletler. Sır kabilinden olan kötü hasletlerin açılıp fâş edilmesi. Devamını Oku

  • MAKZÎ: Kaza olunmuş, ödenmiş, te’diye olunmuş olan. Ümid edildiği üzere tamam ve ikmâl edici olan. Ödeyici. Sâhib-i mucib ve muris. * Fık: Kendi irade ve kesbimizin neticesi olmak üzere Cenab-ı Hakk’ın (C.C.) yaratıp vücuda getirdiği bazı şeyler vardır ki, bunlar Allah’ın rızasına muhalif olduğundan, bunları irtikâb etmesi caiz değildir. Bu usul-ü kaideye, “makzî” denilmektedir. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar