SÜNNET Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

SÜNNET kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

SÜNNET: Kanun, yol, âdet. * Siret-i hasene. * Ist: Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın sözü, emri, hal ve takriri. Müslümanların ittibâında ve dinlemesinde maddî ve manevî pek çok fazilet bulunan, tatbikinde mühim sevablar, terkinde mühim zararlar bulunan İslâmî emirler. Sünnet'e Farz-ı Nebevî de denir.( $ âyetinde i'cazlı bir icaz vardır. Çünkü: Çok cümleler, bu üç cümlenin içinde dercedilmiştir. Şöyle ki: Şu âyet diyor ki: "Allah'a (C.C.) imanınız varsa, elbette Allah'ı seveceksiniz. Mâdem Allah'ı seversiniz, Allah'ın sevdiği tarzı yapacaksınız. Ve o sevdiği tarz ise, Allah'ın sevdiği zata benzemelisiniz. Ona benzemek ise, Ona ittiba etmektir. Ne vakit Ona ittiba etseniz, Allah da sizi sevecek. Zâten siz Allahı seversiniz, tâ ki Allah da sizi sevsin."İşte bütün bu cümleler, şu âyetin yalnız mücmel ve kısa bir meâlidir. Demek oluyor ki: İnsan için en mühim âli maksat, Cenâb-ı Hakkın muhabbetine mazhar olmasıdır. Bu âyetin nassıyla gösteriyor ki; o matlab-ı âlânın yolu, Habibullah'a ittibadır ve Sünnet-i Seniyyesine iktidadır...L.)(Resül-i Ekrem'in (A.S.M.) Sünnet-i Seniyyesinin menbaı üçtür: Akvali, ef'ali, ahvâlidir. Bu üç kısım dahi üç kısımdır: Ferâiz, nevâfil, âdât-ı hasenesidir. Farz ve vâcib kısmında ittibaa mecburiyet var; terkinde, azab ve ikab vardır. Herkes ona ittibaa mükelleftir. Nevafil kısmında, emr-i istihbabî ile yine ehl-i iman mükelleftir. Fakat, terkinde azab ve ikab yoktur. Fiilinde ve ittibaında azim sevablar var; ve tağyir ve tebdili, bid'a ve dalâlettir ve büyük hatâdır. Âdât-ı seniyyesi ve harekât-ı müstahsenesi ise, hikmeten, maslahaten, hayat-ı şahsiye ve nev'iyye ve içtimaiyye itibariyle onu taklid ve ittiba etmek, gayet müstahsendir. Çünkü: Herbir hareket-i âdiyesinde, çok menfaat-ı hayatiye bulunduğu gibi, mutâbaat etmekle o âdâb ve âdetler, ibadet hükmüne geçer. Evet mâdem dost ve düşmanın ittifakıyle Zât-ı Ahmediye (A.S.M.) mehâsin-i ahlâkın en yüksek mertebelerine mazhardır. Ve mâdem bil-ittifak nev-i beşer içinde en meşhur ve mümtaz bir şahsiyettir. Ve mâdem binler mu'cizâtın delâletiyle ve teşkil ettiği âlem-i İslâmiyetin ve kemalâtının şehâdetiyle ve mübelliği ve tercüman olduğu Kur'ân-ı Hakimin hakaikının tasdikıyla, en mükemmel bir insan-ı kâmil ve bir mürşid-i ekmeldir. Ve mâdem semere-i ittibaiyle milyonlar ehl-i kemâl, meratib-i kemalâtta terakki edip saâdet-i dâreyne vasıl olmuşlardır. Elbette o zâtın sünneti, harekâtı, iktida edilecek en güzel nümunelerdir ve tâkib edilecek en sağlam rehberlerdir. Ve düstur ittihaz edilecek en muhkem kanunlardır. Bahtiyar odur ki: Bu ittiba-ı sünnette hissesi ziyâde ola. Sünnete ittiba etmiyen, tembellik eder ise, hasâret-i azime; ehemmiyetsiz görür ise, cinâyet-i azime; tekzibini işmam eden tenkid ise, dalâlet-i azimedir. L.)

Sponsorlu Bağlantılar

SÜNNET ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • SÜNNET-İ SENİYYE: Hz. Peygamber’in (A.S.M.) sözlerine, emirlerine ve harekâtına dâir en yüksek ve kıymetli hâller, tavırlar, hareket düsturları.(…İşte O Zâtın şefaatı altına girip ve nurundan istifade etmenin ve zulümat-ı berzahiyeden kurtulmanın çaresi: Sünnet-i seniyyeye ittiba’dır. L.) Devamını Oku

  • MİNHAC-ÜS SÜNNET: Sünnet yolu. Sünnet caddesi. Hazret-i Peygamber’in (A.S.M.) gittiği, emrettiği şeriat yolu. Devamını Oku

  • MUKÎM-ÜS SÜNNET: Hz. Muhammed’in (A.S.M.) Tevrat ve Zebur’daki ismi, sünnet ikame eden. Devamını Oku

  • EHL-İ SÜNNET: f. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (A.S.M.) söz ve hareketlerine şüphesiz, kat’i ve sağlam delillerle uyan. Sahabe ve onlara tâbi’ olanların mezhebi ve o mezhepte olan. Bunların muhaliflerine “ehl-i bid’a” veya “fırak-ı dâlle” denir. Devamını Oku

  • MİNNETŞİNÂSÎ: f. İyilik tanıyıcılık, minnet bilirlik. Devamını Oku

  • MİKAT SÜNNETİ: Hacca niyet edenin ihrama girmesi. Devamını Oku

  • SÜNNET-İ MÜEKKEDE: Peygamberin (A.S.M.) devam edip pek az terk buyurmuş olduğu sünnettir. Devamını Oku

  • TAKRİRÎ SÜNNET: Hazret-i Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın, sahabelerinden birinin söylediğini veyahut işlediğini gördüğü halde, onu menetmiyerek sükût buyurmaları. Devamını Oku

  • SÜNNET-İ GAYR-I MÜEKKEDE: Peygamber’in (A.S.M.) ibadet maksadıyla ara-sıra yapmış olduğu ameldir. Devamını Oku

  • MİNNETŞİNÂS: (C.: Minnetşinâsân) İyilik tanıyan. Minnet bilir. Devamını Oku

  • DALALET: İman ve İslâmiyetten ayrılmak. Azmak. Hak ve hakikatten, İslâmiyet yolundan sapmak. Allah’a isyankâr olmak. * Şaşkınlık.(… Nevâfil kısmında, emr-i istihbabî ile yine ehl-i iman mükelleftir. Fakat, terkinde azab ve ikab yoktur. Fiilinde ve ittibaında azîm sevaplar var; ve tağyir ve tebdili, bid’a ve dalâlettir ve büyük hatadır…… Sünnete ittiba etmiyen, tenbellik eder ise, hasaret-i Devamını Oku

  • EL-MİNNETÜ LİLLAH: Minnet ancak Allah’ındır. “Ancak Allah’a minnet edilir.” Devamını Oku

  • CÜNNET: Örtü, kadın başörtüsü. * Yağan. * Kalkan. Devamını Oku

  • CİNNET: Delilik. Devamını Oku

  • AZV-İ CİNNET: Delilik isnadı. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar