SÜKÛN Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

SÜKÛN kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

SÜKÛN: Durgunluk. Sâkin olmak. Hareketsizlik. * Dinmek, kesilmek. * Gr: Bir harfin (a,e,i,o) okunmayıp yalnız ses vermesi, harfin harekesiz olarak kendi sesi ile okunması. (Bak: Cezm)

Sponsorlu Bağlantılar

SÜKÛN ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • SÜKÛNET: Vakarlılık, ciddiyet. * Durgunluk. Rahatlık. * Hareketsizlik. Devamını Oku

  • SÜKUL (SÂKİL): Evlâdı ölüp yalnız kalan kadın. Devamını Oku

  • İCTİMA-İ SÂKİNEYN: İki sessiz harfin yanyana bulunması. * Ast: İki gezegenin yan yana gelmesi. Devamını Oku

  • KÂNUN-U EVVEL, KÂNUN-U SÂNİ: Aralık, Ocak. Devamını Oku

  • IHVE-İ MÜTEFERRİKÎN: Ana baba bir veya yalnız ana bir yahut da yalnız baba bir erkek kardeşler. (Müennesi: “Ahavat-ı müteferrikat’tır) Devamını Oku

  • TAHKİK: Doğru olup olmadığını araştırmak veya doğruluğunu, yanlışlığını meydana çıkarmak. İncelemek. İçyüzünü araştırmak. * Bir şeyi eksiksiz ve ziyâdesiz yapmakta mübâlağa etmektir. Bir şeyin hakikatına ermek, künhüne vâkıf olmak, nihayetine erişmek demektir. Kur’an kıraat ıstılahında ise: Her harfin hakkını vermek, özel sıfatlarına riayet etmek, sesi tam mahrecinden çıkarmak, medleri gerektiği kadar uzatmak, hareke, ızhar ve Devamını Oku

  • NÜSÜK: (Nüsk) Allah için ibadet etmek. Devamını Oku

  • NEKS (NÜKÜS): Başaşağı etmek, ters döndürmek. * Aynı hastalığın geri gelmesi. (Bak: Nüks) Devamını Oku

  • BAHR-İ SÜKÛN: (Lût Denizi) Sularının kesif ve dalgasızlığından dolayı bu isim verilmiştir. Devamını Oku

  • SÂLİKÛN (SÂLİKÎN): (Sâlik. C.) Sâlikler. Sülûk edenler. Devamını Oku

  • SÂLİKÂN: (Sâlik. C.) Sâlikler. Bir tarikata girmiş veya bir şeyhe bağlanmış kimseler. Devamını Oku

  • KİBER-İ SİNN: Yaşlılık, ihtiyar olmak, yaş büyüklüğü. Devamını Oku

  • ASR-I SÂNİ: İkinci asır. * Ist: Fey-i zevâle ilâveten, herşeyin gölgesi kendi boyunun iki misli daha uzadığı zamandan başlayan ikindi vaktidir. (Fey-i zevâl; güneş tam ortada iken, gölgenin uzunluğudur.) Devamını Oku

  • SEKTE: Durma, kısılma. * Kanın birdenbire durması. * Bir işin görülmesinde kesiklik, durgunluk hâsıl olmak. * Tecvidde: Kıraat esnasında nefes almadan sesi kesmeğe denir. Devamını Oku

  • TILSIM-I KÂİNAT: Kâinatın tılsımı, kâinattaki anlaşılması zor olup herkesin yalnız kendi akliyle bilemeyeceği gizli ve ince hakikatlar. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar