ŞÜKR-Ü KÜLLÎ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

ŞÜKR-Ü KÜLLÎ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ŞÜKR-Ü KÜLLÎ: Umumi nimetler için yapılan şükür.(Eğer desen: "Şu küllî hadsiz ni'metlere karşı, nasıl şu mahdut ve cüz'î şükrümle mukabele edebilirim?"Elcevab: Küllî bir niyetle, hadsiz bir itikad ile... Meselâ nasılki, bir adam beş kuruş kıymetinde bir hediye ile, bir padişahın huzuruna girer ve görür ki, herbiri milyonlara değer hediyeler, makbul adamlardan gelmiş, orada dizilmiş. Onun kalbine gelir: "Benim hediyem hiçtir, ne yapayım. " Birden der: "Ey seyyidim! Bütün şu kıymetdar hediyeleri kendi nâmıma sana takdim ediyorum. Çünki: Sen onlara lâyıksın. Eğer benim iktidarım olsaydı, bunların bir mislini sana hediye ederdim. " İşte hiç ihtiyacı olmayan ve raiyyetinin derece-i sadakat ve hürmetlerine alâmet olarak hediyelerini kabul eden o padişah, o biçarenin o büyük ve küllî niyetini ve arzusunu ve o güzel ve yüksek itikad liyakatını, en büyük bir hediye gibi kabul eder. Aynen öyle de: Aciz bir abd namazında Ettahıyyâtü lillâh der. Yâni: Bütün mahlukatın hayatlariyle sana takdim ettikleri hediye-i ubudiyetlerini, ben kendi hesabıma, umumunu sana takdim ediyorum. Eğer elimden gelseydi, onlar kadar tahiyyeler sana takdim edecektim. Hem, sen onlara, hem daha fazlasına lâyıksın. İşte şu niyyet ve itikad, pek geniş bir şükr-ü küllidir. Nebatatın tohumları ve çekirdekleri, onların niyyetleridir. S.)

Sponsorlu Bağlantılar

ŞÜKR-Ü KÜLLÎ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • İN’AMAT-I KÜLLİYE: Bütün in’amlar. Cenab-ı Hakk’ın mahlukata, hususan insanlara hadsiz nimetler ihsan etmesi. Devamını Oku

  • İCAZET-İ KÜLLÎ: Vaktiyle Osmanlı serdarlarına ve sefirlerine müsâlaha, muahede akdi ve sair işler hakkında verilen mezuniyet. Tam salâhiyet demektir. Bu salâhiyeti alan kumandan veya sefir, üzerine aldığı işi merkezden sormaya ihtiyaç kalmadan maslahatın icabettirdiği ve kendi aklının erdiği vechile yapıp bitirirdi. Devamını Oku

  • SALİBE-İ KÜLLİYE: Man: Bir şeyin nefyine delâlet eden kaziye. Bir şeyin bütün bütün olmadığını veya mevcudattan hiç birisine hâkim ve müessir olmadığını iddia ve isbat eden hüküm.(Halk-ı eşya hakkında “mucibe-i külliye” sâdık olmadığı takdirde “salibe-i külliye” sâdık olur. Yâni ya bütün eşyanın Hâlikı Allah’tır veya Allah hiçbir şeyin Hâlikı değildir. Çünkü: Eşyanın arasında muntazam tesanüd Devamını Oku

  • LAFZ-I KÜLLÎ: Man: Mânâsı umumi ve herkesçe müşterek olan lâfız. “İnsan” gibi. Devamını Oku

  • KAZİYE-İ KÜLLİYE: Man: Hüküm mevzuunun cemi efradına şâmil olan kaziyye. “İnsanların cümlesi nâtıktır” gibi. Devamını Oku

  • İNSANİYET-İ KÜBRA: Büyük ve en makbul olan insânlık, yâni, İslâmiyet.(Ey Nefis! Hayr-ı mahz olan vücudu sana giydiren Hâlik-ı Zülcelâl, sana iştihalı bir mide verdiğinden Rezzak ismi ile bütün mat’umatı bir sofra-i nimet içinde senin önüne koymuştur. So a sana hassasiyetli bir hayat verdiğinden, o hayat dahi bir mide gibi rızık ister. Göz, kulak gibi bütün Devamını Oku

  • KÜLL: Hep, tüm, bütün. Çok. Cüz’lerden meydana gelen.Bütün cüzlerin şumul ve istiğrak üzere ifadeleri. (L.R.) Devamını Oku

  • AKL-I KÜLLÎ: Kâinatta görülen umumi ahenk. Her şeyi kavrayan akıl. Devamını Oku

  • KÜLLÎ: Külle mensub. Cüz’iyat ve ferdlerden meydana gelmiş olan. Umumi, bütün. * Çok, ziyade, fazla. * Man: İnsan dediğimiz zaman küll’ü ve küllîyi ifade etmiş oluyoruz. İnsanın eli, ayağı, kolu, gözü dersek cüz’ ve cüz’îyi ifade etmiş oluruz. Dünya denilirse küll; dünyanın karaları, kıt’aları veyahut denizleri dediğimiz zaman küll’ün eczasını ifade etmiş oluyoruz. Küll, cüz’lerden Devamını Oku

  • ABDULHAMİD LL: (mi: 1842-1918) 34′ üncü Osmanlı Padişâhıdır. 33 yıl saltanatta kalmış olan bu şefkatli Sultan,İslâmiyete son derece bağlı idi. Yüksek bir siyaset adamı ve devlet işlerini bizzat takibeden bir zattı. Memlekette bolluk ve refahı te’min için çalıştı. (R.Aleyh) Devamını Oku

  • ÂKİL-ÜL KÜLL: Herşeyi yiyen. Devamını Oku

  • ÜSTAD-I KÜLL: Herkesin üstadı. Her çeşit ilimde çok ileri bilgisi olan. Devamını Oku

  • MERCİ’-İ KÜLL: Bütün işler için müracaat edilen makam. Devamını Oku

  • HUSUF-İ KÜLLÎ: Ayın tamamen tutulması. Devamını Oku

  • MENZİL-İ KÜLLÎ: Mahrekin en son noktasına kadar olan mesâfe. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar