SÜBUT Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

SÜBUT kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

SÜBUT: Sâbit, berkarar ve pâyidar olup durmak. Oynak ve müteharrik olmamak. Kat'i olarak meydana çıkmak. Sâbit oluş.

Sponsorlu Bağlantılar

SÜBUT ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • TERETTÜB: Sıralanmak. * Gerekmek. Lâzım gelmek. Netice olarak çıkmak. * Bir yerde aslâ kımıldamak, bir vecih üzere sâbit ve pâyidar olup durmak. * Zuhura gelmek. * Muayen sebeblerin, muayyen ve mukannen olan neticeler vermesi. Devamını Oku

  • SÜBUTÎ: Varlığı kat’iyyen isbat edilene ait. Müsbet, isbatlı olan. (Bak: İman-ı bil-âhiret) Devamını Oku

  • ESBAB-I SÜBUTİYE: İsbata yarıyan sebepler. Sübut delilleri. Devamını Oku

  • SIFÂT-I SÜBUTİYE: Cenab-ı Hakk’ın sıfatları: Hayat, İlim, Sem’, Basar, İrade, Kudret, Kelâm, Tekvin sıfatları. Bunlara “Sıfât-ı semaniye” de denir. Devamını Oku

  • BUTİN: Menazil-i Kamer’den üç yıldız. Devamını Oku

  • NÜBUT: Suyun, yerden çıkıp akması. Devamını Oku

  • TEBELLÜR: Billurlaşmak. Parlak, şekilli olup ve donup katılaşmak. * Açığa çıkmak. Meydana çıkmak. Devamını Oku

  • TAHADDÜS: Yok iken peyda olmak. Ortaya çıkmak. Meydana gelmek. Olmak. * Haber vermek, sezgi. Devamını Oku

  • SİSTEM: Fr. Bir bütün meydana getirecek şekilde, karşılıklı olarak birbirine bağlı unsurların hepsi. * İlimde bir bütün meydana getirecek esasların hepsi. * Bir nizâm dâiresinde çalışan takım. * Proğramlı çalışmak. * Manzume. Devamını Oku

  • KÜTÜB-Ü SİTTE-İ HADİSİYYE: Hadise dair altı Kitab. Bu eserler en çok tetkik edilmiş, en sahih, en doğru ve mu’teber hadis kitablarıdır.1- Sahih-i Buhâri. Müellifi: Hâfız Ebu Abdullah Muhammed İbn-i Câfii-i Buharî’dir. Sahih hadisleri tesbit için İslâm ilim merkezlerini dolaşmış, hadis âlimlerinden istifade etmiştir. Cumhurun telâkkisine göre Kur’an-ı Kerim’den so a en sahih kitab ve ilim Devamını Oku

  • SÜNAT (SİNÂT): (C.: Sünut Esnât) Sakalı olmyaan veya bir maktar çenesinde olup başka yerinde olmayan köse kimse. Devamını Oku

  • MÜTEHADDİS(E): (Hudus. dan) Meydana gelen, peydâ olan, meydana çıkan. Devamını Oku

  • SÂHİB-ÜS SEYF: Kılınç sahibi. Maddeten kuvvetli olup, maddi cihad ile vazifeli olan. Devamını Oku

  • TAHAVVÜS: Bahadırlık, kahramanlık. * Sefer niyyetiyle bir yerde durmak. Devamını Oku

  • SİLSİLE: Birbirine bağlanan, bir sıra meydana getiren şey. Zincir. Zincir gibi birbirine ekli ve bitişik olan. * Soy, sop. * Sıradağ. * Seri. Dizi. * Ard arda gelen şeylerin meydana getirdiği sıra. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar