ŞUAAT Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

ŞUAAT kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ŞUAAT: Işıklar, parıltılar, nurlar.

Sponsorlu Bağlantılar

ŞUAAT ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ENVAR: (Nur. C.) Nurlar, ışıklar, aydınlıklar. Maddi veya mânevi karanlıktan kurtarmaya vâsıta olanlar. Devamını Oku

  • ŞEVARIK: (Şârıka. C.) Nurlar, aydınlıklar. Parlaklıklar. Devamını Oku

  • NUR-UL ENVÂR: Nurların nuru. Devamını Oku

  • NİRAN: (Nur ve Nâr. C.) Nurlar, ziyalar. Ateşler, nârlar. Devamını Oku

  • LEVAMİ': (Lâmia. C.) Parıldayan şeyler, nurlar, parıldamalar. Devamını Oku

  • GARRA: Parlak. Beyaz. Güzel. Şa’şaalı. * Kur’an’ın kudsi nurlarının parladığı Medine-i Münevvere’nin bir ismidir. Devamını Oku

  • SUBUHAT: (Subha. C.) Secdeler ve cemal-i İlâhî nurları ve celal ve azamet-i İlâhiye. (Bak: Azamet, Cemal) Devamını Oku

  • İLEL: (İllet. C.) İlletler. Esaslar. Temeller. Sebebler. * Sakatlıklar. Hastalıklar. Devamını Oku

  • MİKAT: Bağırdak ipi, (oğlancıkları beşikte onunla bağlarlar.) * Kesilme ânında koyunun ayağını bağladıkları ip. Devamını Oku

  • KÂRNAME: f. Usta çıkacak kişilerin ustalıklarını göstermek için yaptıkları iş örneği. Devamını Oku

  • KÂRNAME: f. Usta çıkacak kişilerin ustalıklarını göstermek için yaptıkları iş örneği. Devamını Oku

  • ESVİDE: (Sevâd. C.) Sevâdlar, karanlıklar, siyahlıklar. Karaltılar. * Çok mallar, fazla mülkler. Devamını Oku

  • ZENADIK: (Zındık. C.) Zındıklar. Allah’a ve âhirete inanmayan dinsizler. İçten inanmayıp zâhiren mümin görünen münafıklar. Devamını Oku

  • İHFİK: Yer sarsıntısı ve zelzeleler neticesinde meydana gelen yarıklar, çatlaklıklar. Devamını Oku

  • KELB: (C.: Ekâlib-Eklüb-Kilâb) Köpek, it. * Meşhur bir yıldız. * İki adım arasına koyarak dikilen kayış. * Yolcuların, yük üstünde azıklarını astıkları demir çengel. * Şiddet. * Hırs. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar