ŞÖHRET Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

ŞÖHRET kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ŞÖHRET: Ad yapma. Ün. Şân. * Hadis ilminde: Meşhur hadis mânasında kullanılır.(Ey şân ve şerefi, nam ve şöhreti isteyen adam! Gel, o dersi benden al. Şöhret ayn-i riyâdır. Ve kalbi öldüren zehirli bir baldır. Ve insanı insanlara abd ve köle yapar. O belâ ve musibete düşersen $ de, o belâdan kurtul. M.N.)

ŞÖHRET ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ŞÖHRET-İ KÂZİBE: Geçici şöhret. Yalancı dünyalık, fâni şöhret. Aldatıcı nâm. Devamını Oku

  • ŞÖHRETŞİÂR: f. şöhretli. şöhret sahibi. Devamını Oku

  • İKTİSAB-I ŞAN Ü ŞÖHRET: Şan ve şöhret kazanma, meşhur olma. Devamını Oku

  • ŞÖHRETŞİÂR-I ÂLEM: Âlemde şöhret ona nişan olmuş olan. Çok meşhur olan. Devamını Oku

  • HARÎS-İ ŞÖHRET: şöhret ve nam düşkünü. Devamını Oku

  • MUSİBET-ZEDE: Belâya uğrayan. Hastalık veya başka musibete uğrayan.(İmanla insanın kalbinde öyle bir kuvve-i mâneviye husule gelir ki, insan o kuvvet ile her musibete, her hâdiseye karşı mukavemet edebilir! İ.İ.) Devamını Oku

  • BENDENÜVAZ: f. Kölesini iltifatlandıran, adamını taltif eden. Devamını Oku

  • MEKRUB: Kederlenmiş. Musibete uğramış. Tasalı, gamlı insan. Devamını Oku

  • NABİGA: (C.: Nevabig) Şanı, şöhreti büyük adam. ulu, şerefli kimse. * So adan şâir olan. * Üstün zekâlı hârika ve çok fasih kimse. Devamını Oku

  • MÜTEŞABİH(E): Birbirine benzeyenler. * Fık: Mânası açık olmayan âyet ve hadis. Kur’an-ı Kerim’in ve hadislerin mecazî mânalara gelen ifadeleri. “Muhkem” olmayan âyet veya hadis. * Zâhirî mânası kastedilmeyen ve teşbih ve temsil yoluyla hakikatlerin beyanında kullanılan ifade. Devamını Oku

  • İLM-İ HADİS: (İlm-i Rivayet – İlm-i Ahbâr – İlm-i Âsâr) Resulüllah’ın (A.S.M.) akvâli (sözleri), ef’ali ve hallerine dâir ilimdir. Ehl-i hadis ıstılahında; tarihe ve siyere dâir hadis-i şeriflere bazan İlm-i Hadis-ül Halk, bazan da Sîre (Sîret) tabir edilir. (Bak: Hadis) Devamını Oku

  • VA’Z: Dinî mes’eleler üzerinde konuşup nasihat etmek. Kalbi yumuşatacak sözlerle insanı iyiliğe sevke çalışma. Devamını Oku

  • ZİKR: (Zikir) Anmak, hatırlamak. Anılmak. * Allah’ı (C.C.) çok çok anıp azametini düşünmek ve esmâ-i hüsnâsını okuyup tefekkür etmek. * Kur’ân-ı Kerim’in bir ismi.(İ’lem eyyühel aziz! Tohum olacak bir habbenin kalbi yani içi delindiği zaman, elbette sünbüllenip neşvü nemâ bulamaz; ölür gider. Kezâlik, ene ile tâbir edilen enâniyetin kalbi, Allah Allah zikrinin şua ve hararetiyle Devamını Oku

  • ERSEN: f. Meclis, kongre, cemiyet. Devamını Oku

  • KADIRGA: Buharlı gemilerin icadından evvel kullanılan harp gemilerinden biri. Kürek ve yelkenle kullanılırdı. Kadırgalar 25 oturaklı idi ve her küreği dörder adam tarafından çekilirdi. (O.T.D.S.) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar