SİLAHDAR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

SİLAHDAR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

SİLAHDAR: Tar: Sarayın ileri gelen erkânından birinin ünvanıdır. "Silahdar-ı şehriyarî" de denilirse de mâruf olan "Silahdar Ağa"dır.

SİLAHDAR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • SÜRADİK: (Serâdik) Saray perdesi. Padişaha mahsus sarayın veya çadırın perdeleri. Devamını Oku

  • SÜRYANÎ: Eski Suriye halkından. Sâmilerin Aramî kolundan ve garb kısmından olan ve bunların dininden olan. Devamını Oku

  • SÜNUSÎ: (Seyyid Muhammed bin Ali) (Hi: 1206 – 1276) Şâzelî (Şazilî) Tarikatının so adan teşekkül eden kollarından birisinin kurucusudur. Cezayir’in büyük velilerindendir. Memleketinin bir çok yerlerini ve Mekke-i Mükerreme’yi ziyaret etmiş; Mısır’da, Bingazi’de tederrüsle iştigal etmiştir. Bingazi’de zaviye te’sis etmiş, ibâdette ve tedriste bir çok hizmetleri ile büyük çapta muvaffak olmuştur. Vefatından evvel bir mağarayı Devamını Oku

  • SÜLEYMAN (A.S.): Beni İsrail Peygamberlerindendir. Davud (A.S.) ın oğludur. Babasının vasiyyeti üzerine Beyt-ül Makdisi yedi senede inşa ettirdi. Kudüste büyük bir hükümet sarayı yaptırdı. Şark ve garb melikleri kendisine itaate geldiler. Kırk sene hem peygamberlik, hem padişahlık yaptı. Beni İsrailden Yahuda ve Bünyamin oğulları kendi hâkimiyeti altındaydılar. Diğer on kabile diğer İsrail Devletini teşkil ettiler. Devamını Oku

  • TEVECCÜH-Ü NÂS: İnsanların, bir kimseyi beğenip, ona teveccüh etmeleri ve medh ü senâ etmeleri.(Teveccüh-ü nâs istenilmez; belki verilir. Verilse de onunla hoşlanılmaz. Hoşlansa ihlâsı kaybeder, riyaya girer. Şan ü şeref arzusiyle teveccüh-ü nâs ise; ücret ve mükâfat değil, belki ihlâssızlık yüzünden gelen bir itab ve bir mücazattır. Evet, amel-i salihin hayatı olan ihlâsın zararına teveccüh-ü Devamını Oku

  • SELEF-İ SÂLİHÎN: Ehl-i Sünnet ve Cemaat’in ilk rehberleri: Tabiîn ile Ashabın ileri gelenleri ve Tebe-i Tabiînden olan müslümanlar. Devamını Oku

  • İZZÜ-D-DEVLE: Tar: Müslüman hükümdarları tarafından sık sık kullanılan ve devlete değer veren, devletin değeri mânâsına gelen bir ünvan. Devamını Oku

  • DÂR-ÜS SAÂDE: Saâdet yeri, saray. Devamını Oku

  • PAŞA: Sivillerle askerlerin ileri gelenlerinin bir kısmına verilen resmi ünvandı. Osmanlıların ilk devirlerinde bu ünvan, hânedân mensublarıyla yalnız bir kısım idare adamlarına verilirken so adan askeriden “mir-i liva” ve daha yüksek rütbede olanlarla; mülkiyeden vezir, beylerbeyi, mir-i miran ve mir-ül ümera rütbelerine tahsis edilmiştir. Damat Paşa, Ağa Paşa, Vali Paşa o cümledendir.Paşa kelimesinin aslı hakkında Devamını Oku

  • PAŞA: Sivillerle askerlerin ileri gelenlerinin bir kısmına verilen resmi ünvandı. Osmanlıların ilk devirlerinde bu ünvan, hânedân mensublarıyla yalnız bir kısım idare adamlarına verilirken so adan askeriden “mir-i liva” ve daha yüksek rütbede olanlarla; mülkiyeden vezir, beylerbeyi, mir-i miran ve mir-ül ümera rütbelerine tahsis edilmiştir. Damat Paşa, Ağa Paşa, Vali Paşa o cümledendir.Paşa kelimesinin aslı hakkında Devamını Oku

  • HABEN: Siroz denilen ve karında su toplanmasından ileri gelen bir hastalık. Devamını Oku

  • AYB-I HÂDİS: Huk: Satılan eşya müşteri elinde iken ârız olan ayıb. (Müşterinin satın aldığı kumaşı kesip biçmesiyle meydana gelen hâl gibi) Devamını Oku

  • HADAİK-I HÂSSA: Saray bahçeleri. Bunlar biri saray içinde, diğeri saray dışında olmak üzere iki kısımdı. Saray içindeki bahçe ve bostan işleriyle meşgul olanlara “Has Bahçe Bostancıları”; saray dışındakilere ise “Hassa Bostancıları” denilirdi. Saray dışı bahçe ve bostanların bazıları şunlardı: Kadıköy bağı, Davut Paşa bahçesi, Beşiktaş bahçesi, Dolmabahçe, Paşa bahçeşi, Florya, Fenerbahçe, Alibeyköyü, Hasköy bahçeleri ve Devamını Oku

  • EDBAR-ÜS SÜCUD: Akşam namazından so a kılınan iki rek’at nafile namaz. Devamını Oku

  • MÜTEHADDİS(E): (Hudus. dan) Meydana gelen, peydâ olan, meydana çıkan. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar