SIFAT Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

SIFAT kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

SIFAT: Bir kimse veya şeyin hal ve vasfı, keyfiyeti. * Suret, çehre, yüz. Nişan, alâmet. * Bir şeyin keyfiyetini izah için kullanılan kelime.

Sponsorlu Bağlantılar

SIFAT ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • SIFAT TERKİBİ: Sıfat tamlaması. Meselâ: “Kâmil insan” kelimeleri bir sıfat terkibidir. Burada Türkçe ifâdeye göre “kâmil insan” terkibinden birinci kelime sıfat (belirten), ikinci kelime ise mevsuf (belirtilen) dir. Farsça kâideye göre “insan-ı kâmil” diye söylenir. Devamını Oku

  • SIFAT TERKİBİ: Sıfat tamlaması. Meselâ: “Kâmil insan” kelimeleri bir sıfat terkibidir. Burada Türkçe ifâdeye göre “kâmil insan” terkibinden birinci kelime sıfat (belirten), ikinci kelime ise mevsuf (belirtilen) dir. Farsça kâideye göre “insan-ı kâmil” diye söylenir. Devamını Oku

  • FİRİŞTE-SIFAT: f. İyi huylu kimse, huy ve tabiatça melek gibi olan. Devamını Oku

  • HEM-SIFAT: Aynı vasıf ve nitelikte olan. Devamını Oku

  • İSMÎ VE SIFATÎ: İsme ve sıfata ait. Devamını Oku

  • SIFAT-I SEMÂİYE: Gr: Kelimeye ait, kaideye, gramere uygun olmaksızın işitilmekle öğrenilen sıfat. Devamını Oku

  • SIFAT-I AYNİYE: Sadece zâta mahsus olan sıfat. Zatî sıfat. Lafza-i Celalin sadece Cenab-ı Vâcib-ül Vücud olan Rabbimize mahsus olması gibi. (Bak: Sıfât-ı selbiye ve Sıfât-ı sübutiye) Devamını Oku

  • VECH: (Vecih) Yüz, çehre, surat. * Tarz, üslub. * Her şeyin karşısına gelen ve karşısında olan. Satıh. Ön. Alın. Cephe. * Tarih. * Suret. * Sebeb. * Bir şeyin nefsi ve zatı. * Semt. Cihet. * Münasebet. Devamını Oku

  • BEDEL: (C.: Bedelât) Elde ve ayakta olan zahmet ve ağrı. * Karşılık. Bir şeyin yerine verilen ve yerini tutan şey. İvaz. * Başkasının adına hacca giden. * Gr: Söz esnâsında bir şeyi sıfatı veya vasfı ile beraber söylersek ve fakat kasdımız o şeyin vasfı veya sıfatı değil de zâtı olursa, zikredilen sıfat veya vasfa ” Devamını Oku

  • HAKİKAT: (C.: Hakaik) Bir şeyin aslı ve esâsı. Mahiyeti. Gerçek. Doğru. Sahih. Künh. Sâbit ve vâki. * Kadirbilirlik. Sadâkat, doğruluk. Kâinat ve tabiat ve uluhiyet hakkında bütün teşbih ve mecazlardan âri ve zâhir olan gerçek. * “Mecâz” karşılığı, esas olarak kullanılan kelime. * Edb: Bir kelime neyi anlatmak için konulmuş ise, bu kelimenin o mânada Devamını Oku

  • ŞEKİL: (Şekl) Biçim, dış görünüş. Çehre. Tarz. Formül. * Şebih ve misil. * Hey’et. * Suret. Surette benzerlik. * Bir adamın tab’ ve hevasına muvafık olan şey. * Muhtelif, müşkil işlerin her biri. * Birşeyin gerek hissedilen ve gerek mevhum sureti. * Geo: Bir veya daha fazla hudut vasıtasiyle mahdut ve mahsur olan şey. * Devamını Oku

  • VASF: Sıfat. Bir kimsenin veya şeyin taşıdığı hâl. Bir kimsenin veya şeyin durumunu anlatarak tarif etmek. Devamını Oku

  • VASF-I TAHSİNÎ: Bir şeyin mahiyetini beyan etmekten ziyade lâfzını süslemek için kullanılan sıfatlar. Bunlar haşv-i melih kabilindendir. Devamını Oku

  • BİLİNÇ: t. Psk: İnsanın kendi varlığından ve kendine tesir eden çevresinde meydana gelen hadise ve değişikliklerin, bilgisine sahip olması hali. Şuurun dereceleri vardır. Meselâ: Düşünüyorum ve düşündüğümü biliyorum, yine düşündüğümü bildiğimi de biliyorum ve hakeza. Şuurlu olma ruhun bir vasfıdır. Maddede şuur yoktur. Ve şuurun maddi izahı şuursuzca bir izah olup batıldır. (Bak: Şuur) Devamını Oku

  • KUSTAR (KISTÂR): Kesedar. Sarraf. * Tüccar, tâcir. * Mizan, ölçü. * Bir şehre veya bir beldeye vâli olan kimse. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar