ŞİFAKÂR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

ŞİFAKÂR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ŞİFAKÂR: f. Şifalı. Şifaya sebeb olan.

ŞİFAKÂR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • SEBEB-İ HİLKAT: Yaratılışa sebeb ve gaye, yaratılışa vâsıta ve âlet olan.(… Nasıl ki O Zât, hidayetiyle saadet-i ebediyenin sebeb-i husulü ve vesile-i vüsulüdür. Öyle de duasıyla, niyazıyla o saadetin sebeb-i vücudu ve vesile-i icadıdır. S.) Devamını Oku

  • MÜSEBBEB: (Sebeb. den) Sebebleri ve vesileleri mevcut olan. Sebeb ile meydana getirilmiş olan. Devamını Oku

  • ESSEBEBÜ KELFAİL: (Essebebü ke-l fâil) Bir işe sebeb olan, o şeyi yapan fâil gibidir (mealinde). (Hizmet-i Kur’âniye ve imâniyenin yapılmasına sebeb olanlar, bu mukaddes hizmeti yapmış gibi mes’ud ve me’cur olurlar, hayırlara, ecir ve sevablara nâil olmak nimet-i uzmasına erişirler.) Devamını Oku

  • ŞİFARESAN: f. Şifaya erişen, hastalığı iyileşen. Devamını Oku

  • İKSİR: Çok te’sirli, her derde devâ sayılan mevhum cisim. Bir şeyin olmasına veya hastanın iyileşmesine sebeb olan ehemmiyetli madde. * Tıb: Oldukça şekerli ve kolayca alınabilen bir ilâç. * Eski kimyada: (Bazılarının söylediğine göre) kıymetsiz madenleri ve sair şeyleri altuna tebdile ve bütün hastalıkları gidermeye vesile olan ve öyle te’sirli farzedilen ilâç. Devamını Oku

  • HADD-İ BÜLUĞ: Büluğa erme yaşı. Teklif-i İlâhînin başladığı, namaz ve oruç gibi dinî emirleri ifaya başlanılan yaş. Devamını Oku

  • İLLİYET: Sebeb ile alâkalı. Esas sebeble alâkadarlık. Sebeb arayış. Devamını Oku

  • MECUSİ: Çok eskiden yaşamış, kulağı küçük olan birisinin adıdır. Ateşperestlik âyinine sebeb olduğundan “Ateşperestlere” bu isim verilmiştir. * Eski İran dini olan Mecusilikten olan kimse. Devamını Oku

  • MÜNAZA-UN FİH: Hakkında ihtilaf mevcut olan şey, münakaşa edilen mes’ele. Aradaki husumete sebeb olan. Devamını Oku

  • TESEBBÜB: (Sebeb. den) Sebeb olmak. Devamını Oku

  • MÜDDEÂ BİH: Dâvâcının dâvâ ettiği, dâvâya sebeb olan şey. Devamını Oku

  • FAKİR: Biçâre, muhtaç, yoksul. İslâm dini, ev kirası, yiyecek, içecek, giyecek, ilaç, yakacak gibi zorunlu ihtiyaçları karşılandıktan so a yılda 96 gram altın alabilecek kadar geliri olmayanları fakir sayar. Fakirlerden vergi alınmaz, İslâm devleti zorunlu ihtiyaçlarını karşılamada, tedavi, tahsil (öğrenim), yolculuk gibi durumlarda fakirlere yardım eder. Çağımızda insanların çoğunun yoksun olduğu sosyal güvenliğe kavuşturur. Bu Devamını Oku

  • FAKİRÂNE: f. Fakir bir kimseye yakışacak surette. Fakircesine. Devamını Oku

  • MUCİB-İ İSTİKRAH: Nefrete, sevmemeye sebeb olan. Devamını Oku

  • SARR: Sevindiren, sürura sebeb olan. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar