ŞEMAL Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

ŞEMAL kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

ŞEMAL: (C.: Şemâlât) Kıble ardında kutup tarafından esen yel. * Ahlâk. * Kılıç.

Sponsorlu Bağlantılar

ŞEMAL ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • EMALİS: (İmlis”e”. C.) Otsuz ve susuz sahralar, çöller. Devamını Oku

  • EMALİC: (Ümluc. C.) Fidanlar, yapraklar, uzun yapraklı otlar. Devamını Oku

  • MERVAHA: (C.: Merâvih) Ova, çöl. Her tarafından rüzgâr esen yer. Devamını Oku

  • KAVARİ': (Karia. C.) İnsan öleceği zaman, halet-i nezi’de okunan âyet-i kerime. * Şiddetli esen rüzgârlar. * Ansızın Allah tarafından gönderilen belâ ve musibetler. Devamını Oku

  • AKTAB-I ERBAA: Ehl-i sünnet âlimleri ve mütebahhir ve maneviyatta çok ileri zatlar tarafından şimdiye kadar dört büyük kutup olarak bilinen veliler.(Seyyid Abdulkadir-i Geylâni, Seyyid Ahmed-i Bedevi, Seyyid Ahmed-i Rufâi, Seyyid İbrahim Desuki.) Devamını Oku

  • HELESAYA ÇIKMAK: Eskiden ramazanlarda iftardan so a para toplamak için çocuklar tarafından teşkil edilen çalgılı heyetlere katılanlar tarafından nakarat makamında söylenen bir tabirdir. Dilenciliğin kibarcalarından sayılır. Devamını Oku

  • İSİMLİK: Tar: Saraylılar tarafından gönderilen hediyelik şeylerin kimin tarafından gönderildiğini belirten adres pusulası. Devamını Oku

  • SÜHEYL: Kolay, uygun ve yumuşak. * Semânın güney tarafında ve Yemenden daha iyi görülen bir yıldız adı. (Bunun için buna Süheyl-i Yemâni denir. Kuzey kutup yıldızının naziri, benzeridir.) Devamını Oku

  • REYDE: (C.: Ruyud) Dağın sivri ve yumru tarafı. * Yavaş ve yumuşak esen rüzgâr. Devamını Oku

  • KIBLE: Kâbe-i Muazzamanın bulunduğu Mekke-i Mükerreme ciheti. Kıble tarafı, güney. * Cenubdan esen rüzgâr. Devamını Oku

  • MASLAHAT-I MÜRSELE: Şeriat tarafından ne itibar ve ne de ibtâl ve ilgâ edildiği mâlum olmayan bir mes’elenin maslahat üzere fakihler tarafından hükümlendirilmesi. Devamını Oku

  • ARÂZİ-İ HARACİYE: Müslümanlar tarafından fetholunan ve ulul-emir tarafından müslim olmayan eski sahibi elinde bırakılan veya hâriçten müslim olmayanlar getirilerek yerleştirilen arâzi. Devamını Oku

  • RAĞBET-İ UMUMİYE: Umum tarafından rağbet edilip beğenilme. Herkes tarafından istenme. Devamını Oku

  • Lİ-MÜELLİFİHÎ: Müellifi tarafından, yazarı tarafından. Devamını Oku

  • TEBUK GAZVESİ: Hicretin dokuzuncu senesinde vuku bulmuştur. Şam’da bulunan Rumlar tarafından o civarın halkı, müslümanlara karşı ayaklandırıldığı Peygamberimiz tarafından duyulduğunda, onlara karşı asker hazırlayarak Tebuk’e gitmiş ve oranın ileri gelenleri Peygamberimize gelerek barışa çalışmışlardır. Tebuk’te on gün kadar kaldıktan so a ne Rumlardan ve ne de müttefikleri olan Araplardan kimse harp için çıkmadığından tekrar Medine-i Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar