SELMAN-I FARİSÎ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

SELMAN-I FARİSÎ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

SELMAN-I FARİSÎ: İran'ın İsfahan şehrinde doğmuş olan büyük bir sahâbe. Evvelce ateşperestti, so a Hristiyan oldu. Daha so a papazların nasihatiyle İslâmiyetin geleceğini anlamıştı ve arıyordu. Yeni Peygamber'e (A.S.M.) kavuşmak için Şam'dan Hicaz'a geldi ve orada kendisini köle yaptılar. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm Medine'ye geldiğinde müslüman oldu ve Resulullah onu satın alıp azad etti. İslâmiyete çok hizmetleri vardır. (R.A.)

Sponsorlu Bağlantılar

SELMAN-I FARİSÎ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • YUSUF (A.S.): Hz. Yakub’un (A.S.) oniki oğlundan en küçüğü idi. Babası kendisini çok severdi. Gördüğü bir rüyayı babası tabir ederek peygamber olacağını ve bütün kardeşlerinin kendisine itaat edeceklerini söyledi. Kardeşleri kendisini kıskandıkları için bir hile ile izini kaybetmek istediler ve bir kuyuya attılar. Oradan Mısır’a giden kervancılar aldılar. Mısır’da köle diye sattılar. Sarayda Mısır Maliye Devamını Oku

  • FARİS: İran. İranlı. * Binici, süvâri. * Ferasetli, anlayışlı. * İrandaki Şiraz vilâyeti. Devamını Oku

  • FARİSÎ: Acemce, Farsça. İran’la alâkalı ve ona müteallik. İran dili veya halkı ile alâkalı olan. Devamını Oku

  • FARİSÎ: Acemce, Farsça. İran’la alâkalı ve ona müteallik. İran dili veya halkı ile alâkalı olan. Devamını Oku

  • SİFAR: Deveye burunduruk yapılan demir. * Sefer. Islâh, düzeltme. * Misafirlik. Devamını Oku

  • FARİSİYYAT: Fars edebiyatı, İranlıların edebiyatı. Devamını Oku

  • HALİD BİN SİNAN: Benî Abes kabilesinin Bin-Bagis’ten ehl-i tevhid bir zat olup; Hz. Peygamber Efendimiz, bu zat hakkında: “O bir nebi idi, fakat onun kavmi onu zâyi etti” buyurmuşlardır. Kendisi Peygamberimizin zamanına yetişememiş ise de kızı Nezd, Hz. Peygamberimize geldiğinde, o sırada Peygamberimizin $ âyetini okuduğunu işitince: “Bunu, babam da okurdu” demiş olduğu rivâyet edilir. Devamını Oku

  • OSMAN (R.A.): Peygamberimiz Hazret-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın en yakın sahabelerinden, Aşere-i Mübeşşere’den ve İslâmiyet için en çok fedakârlık gösterenlerdendir. Hz. Talha ve Zübeyr’den evvel imana geldi, iman edenlerin beşincisi oldu. Resül-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın üçüncü halifesi ve damadıdır. Hazret-i Osman (R.A.) çok zengindi. Bütün malını Peygamberimiz ve İslâmiyet için feda etti. Çok hayâ ve hilm Devamını Oku

  • İMAM-I CA’FER-İ SÂDIK: (Hi: 83-148) Hazret-i Ali’nin (R.A.) torununun torunudur. Medine-i Münevvere’de yaşamıştır. Annesi, Hazret-i Ebu Bekir’in soyundandır. Mânevi nüfuzu çok ileri idi, dine büyük hizmetleri görüldü. Demiştir ki: “Kim nefsi için nefsi ile mücâhede ederse, keramete kavuşur, kim de Allah için nefsi ile mücâhede ederse, Allah’a kavuşur.” Eimme-i İsnâ Aşerin altıncısıdır. (K.S.) Devamını Oku

  • MÜSELMAN: (Bak: Müslim) Devamını Oku

  • YUŞA (A.S.): Hz. Musa’dan (A.S.) so a peygamber olmuş ve Benî İsrail’i çöllerden kurtarmıştı. Ondan so a pek çok reisler Yahudilerin idaresinde bulundu, bazan da hâkimsiz kalarak esaret hayatı yaşadılar. Tâ bir müddet so a İsmail (A.S.) hâkim oldu. Onbir sene Benî İsrail’i idare etti. So a içlerinden bir melik olmasını istediler. İsmail (A.S.) Tâlut’u Devamını Oku

  • YÂR-I GAR: Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın en sâdık sahabesi Hazret-i Ebubekir Radıyallahü Anh’ın ünvanı. Hicret esnasında en tehlikeli bir zamanda mağaraya girdiklerinde Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’a sadakatla hizmet ettiğinden bu nam ile anılır. (Bak: Sıddık) Devamını Oku

  • TAHDİS: (Hudus. dan) Söylemek. Anlatmak. Rivayet etmek. * Şükür ve teşekkür ile bildirmek. Görülen iyiliği herkese söylemek. * Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sözünü tekrarlamak. Devamını Oku

  • ZÜBEYR BİN AVVAM (R.A.): Sahabe-i Kiramdan ve Aşere-i Mübeşşeredendir. Erkeklerin beşincisi olarak onbeş yaşında iken İslâmiyeti kabul etti. Resül-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı muhafaza için ilk kılıç çekenlerdendir. Bütün gazalarda bulunup çok yara aldı. Mısır’ın Fethinde bulundu. Çok zengin olduğu hâlde bütün varını İslâmiyete fedâ etti. Namaz kılarken şehid edildi (Hi: 67). Namazını Hz. Ali (Radıyallahü Devamını Oku

  • İSTİĞFAR: (Gufran. dan) Afv dilemek. Cenab-ı Hak’tan kusurlarının affedilmesini, günahlarının bağışlanmasını dilemek. Tevbe etmek. Yalvarmak. ” Estağfirullâh” demek.(Cehennem azabını intaç eden büyük bir günahı işleyen bir adam, Cehennem’in tehdidatını işittikçe istiğfar ile ona karşı siper almazsa bütün ruhiyle Cehennem’in ademini arzu ettiğinden küçük bir emare ve bir şüphe Cehennem’in inkârına cesaret veriyor. L.)(Şeytanın mühim bir Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar