SARRAF Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

SARRAF kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

SARRAF: Sarfeden. Para işleri ile uğraşan. * Cevherci, kuyumcu. Cevherin kıymetini san'atı ile azaltan veya çoğaltan.

SARRAF ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • SARRAFÂN: (Sarraf. C.) Sarraflar. Devamını Oku

  • GEVHER-FÜRUŞ: f. Cevherci, kuyumcu, sarraf. Devamını Oku

  • GEVHERÎ: f. Kuyumcu, cevherci. Devamını Oku

  • GEVHER-ŞİNAS: f. Cevherden anlıyan, cevherci, kuyumcu. Devamını Oku

  • PROPAGANDA: Fr. Bir fikri veya malı herkese bildirmek veya kabulü için yapılan ilân. Çok kıymetli olduğu veya olmadığı hâlde bir şeyin kıymetini arttırmak maksadiyle yapılan konuşma veya ilânat. Devamını Oku

  • İKRAMİYE: Hürmet ve mükâfat için verilen para veya hediye. * Memurlara maaş haricinde ve her sene belli bir zamanda verilen para. * Yapılan iyilik karşılığı olarak verilen hediye veya para. * Satıcı tarafından pazarlığın hâricinde olarak müşteriye yahut arada vasıta olana verilen şey. * Bazı teşekkül ve müesseselerin belirli zamanlarda, hisse sahiplerine kur’a çekerek dağıttıkları Devamını Oku

  • DİYET: Kan bedeli. Yaralanan veya öldürülen bir kimse için en yakın vârisine ödenmesi şer’an hükmolunan para veya mal. Can pahası. * Para, değer. Kıymet. Devamını Oku

  • DİYET: Kan bedeli. Yaralanan veya öldürülen bir kimse için en yakın vârisine ödenmesi şer’an hükmolunan para veya mal. Can pahası. * Para, değer. Kıymet. Devamını Oku

  • POTA: f. Toprak veya mâdenden yapılmış, kimyacı, eczâcı, mâdenci veya kuyumcu âletlerindendir. Altın, gümüş ve benzeri mâdenlerin eritilimesine mahsustur. Devamını Oku

  • FİDYE: Herhangi bir farzından birini yerine getirmeye gücü olmayan bir kimsenin Cenâb-ı Hak’tan özür dilemek kasdı ile, verdiği para veya sadaka. * Esir veya kölelikten kurtulmak için verilen para. * Fık: Fakirin sabahlı akşamlı bir günlük yiyeceği. Devamını Oku

  • AKBENEK: Gözün saydam tabakasında bir yara veya çıbandan kalan ve görmeyi yavaş yavaş azaltan beyaz benek. Devamını Oku

  • HAZİNE-İ ÂMİRE: Tar: Para işlerini yönetmek üzere kurulmuş olan müesseselerden birinin adı. Osmanlı Devleti’nin kuruluş devrelerinde para işleri “Beytülmal” denilen ve “Defterdar” adı verilen bir memurun idaresinde iken, so aları teşkil olunan yeni idarelere göre çeşitli adlar verilmiştir. Hazine-i âmire, devlet kasası yerinde de kullanılırdı. Devamını Oku

  • MEVKUFAT: (Mevkufe. C.) Bir zaman için tutulup alıkonulmuş mal veya para. * Vakfedilmiş mal, emlâk. * Gelirden artıp hazineye mâl edilen para. Devamını Oku

  • KUSTAR (KISTÂR): Kesedar. Sarraf. * Tüccar, tâcir. * Mizan, ölçü. * Bir şehre veya bir beldeye vâli olan kimse. Devamını Oku

  • HUMBARA: f. Küçük küp. * Ask: Demir veya tunçtan dökülmüş, içi boş ve yuvarlak olarak yapılan ve içine patlayıcı maddeler doldurularak havan topu veya elle atılan harp aleti. Havan topu ile atılana havan humbarası, elle atılana da el humbarası denirdi. * Para biriktirmek için kullanılan toprak veya madenden yapılan, bir tarafında para sığacak kadar yarığı Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar