SANTİT Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

SANTİT kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

SANTİT: Ulu, kerim kişi.

Sponsorlu Bağlantılar

SANTİT ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • KERİM: Her şeyin iyisi, faydalısı. Kerem ile muttasıf olan, ihsan ve inayet sâhibi. Şerefli ve izzetli. Muhterem, cömert, müsamahakâr. (Kur’an-ı Kerim tâbirindeki kerim; muazzez, mükerrem mânâsınadır. Kur’an-ı Kerim’de bu kelime 27 defa geçer ve ancak iki defa Cenab-ı Hak hakkında kullanılmıştır.) Devamını Oku

  • FURKAN: Hak ile bâtılı birbirinden ayıran. İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı farkedip ayıran. * Kur’an-ı Kerim. * Kur’an-ı Kerim’in 25. suresinin ismi.(Furkan; ayırmak, ayırd etmek mânalarından masdardır. Ekseriyetle fark ma’kulâtta, tefrik mahsusatta kullanılır. So a furkan, fârık veya mefruk mânasına da gelir. Bu suretle mühim davaları hall ü fasleden kat’i bürhanlara, mu’cizelere furkan ıtlak Devamını Oku

  • FURKAN: Hak ile bâtılı birbirinden ayıran. İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı farkedip ayıran. * Kur’an-ı Kerim. * Kur’an-ı Kerim’in 25. suresinin ismi.(Furkan; ayırmak, ayırd etmek mânalarından masdardır. Ekseriyetle fark ma’kulâtta, tefrik mahsusatta kullanılır. So a furkan, fârık veya mefruk mânasına da gelir. Bu suretle mühim davaları hall ü fasleden kat’i bürhanlara, mu’cizelere furkan ıtlak Devamını Oku

  • ÂYET: Eser. * Kimsenin inkâr edemiyeceği açık delil. Nişân. Alâmet. İşaret. * Menzil, mekân. * Kur’ân-ı Kerim’deki her bir cümle. Mânen uyanmağa, intibâha sebeb olan hâdise. (Kur’ân-ı Kerim’de 6666 âyet vardır.) Devamını Oku

  • HIZIR (A.S.): İkinci tabaka-i hayat mertebesine mazhar olan ve Kur’an-ı Kerim tefsirlerinde ismi zikredilen bir zât-ı kerim. (Bak: Meratib-i hayat) Devamını Oku

  • ŞEVK-İ TENZİLÎ: Kur’an-ı Kerim’in ilk önceki mânâsıyla Sahabelere verdiği sevgi ve iştiyak. Kur’an-ı Kerim’in tenzil mertebesindeki mânâsının verdiği şevk. İlâhî bir makamdan inmenin verdiği şevk. Devamını Oku

  • TÂHÂ SURESİ: Kur’an-ı Kerim’in 20. suresidir. Mekkîdir. Devamını Oku

  • EKREM: Çok cömert, daha kerim, en kerim.(Arkadaş! Şu Zat-ı Nurâni (A.S.M.) mürşid-i imâni, Resul-i Ekrem (A.S.M.) bak nasıl neşrettiği hakikatın nuriyle, Hakkın ziyasıyla, nev-i beşerin gecesini gündüze, kışını bahara çevirerek, âlemde yaptığı inkılâb ile âlemin şeklini değiştirerek nurâni bir şekle sokmuştur. M.N.) Devamını Oku

  • TÂRIK SURESİ: Kur’an-ı Kerim’in 86. Suresinin ismidir. Mekkîdir. Devamını Oku

  • TİLAVET-İ KUR’ÂN: Kur’an-ı Kerim’i usulüne göre okumak, mânâsını tefekkür etmek. Devamını Oku

  • TÎN SURESİ: Kur’an-ı Kerim’in 95. suresinin ismidir. Mekkîdir. Vettîni Suresi de denir. Devamını Oku

  • TEVRAT: Hz. Musâ Aleyhisselâm’a nâzil olan kitab-ı mukaddesin nâm-ı celili. (Hakiki Tevrat, Kur’an-ı Kerim ile barışıktır. Şimdiki ise, çok yerleri değiştirilmiş, tahrif edilmiştir. Bu kitabın aslından az bir şey kalmıştır. Aklı başında ve İslâmiyeti, Kur’an-ı Kerim’i tetkik eden Yahudiler de hidayeti seçmişler ve müslüman olmuşlardır.) Devamını Oku

  • KIRAAT-I SEB’A: Kur’an-ı Kerim’i yedi türlü okuma tarzı. Mâna değişmemek üzere Kur’an-ı Kerim Kureyş, Huzeyl, Havâzin, Kinane, Sakif, Temim ve Yemen lehçeleriyle “sırat, mâlik, cibril” gibi kelimelerin yedi türlü okunmasına denir. * Yedi türlü okuma. Devamını Oku

  • HÂFIZ: Kur’ân-ı Kerim’i tamamen ezbere okuyan. * Kur’an-ı Kerim’in mânası ile beraber her şeyini yaşamaya ve muhafazaya çalışan. * Muhafaza eden. Koruyan. Hıfzeden. (Hadis ilmi ile meşgul ve mütehassıs olup yüzbin hadis-i şerifi senetleri ile beraber ezberden okuyanlara da Hâfız-ül hadis denirdi.) (Ist. Fık. K.) Devamını Oku

  • TEAVÜN: Yardımlaşmak. Birbirine muâvenet etmek.(Ey ikinci bozuk Avrupa! Senin çürük ve esassız esaslarının bir kısmı şunlardır ki: “Hâlik-ı Kerim’in kerem düsturlarından ve erkân-ı kâinatta kemâl-i itâatle imtisal edilen düstur-u teavünle; nebatat hayvanatın imdâdına ve hayvanat insanların yardımına koşmasından tezahür eden o umumi kanunun Rahimâne, Kerimâne cilvelerini cidal zannedip, “Hayat bir cidaldir” diye ahmâkane hükmetmişsin. Acaba Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar