SÂHİB-ÜL YED Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

SÂHİB-ÜL YED kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

SÂHİB-ÜL YED: Mal sahibi, malı elinde tutan kimse.

SÂHİB-ÜL YED ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ZİMAM-DÂR: f. Elinde yular tutan. * İdare eden. İdareci. İleri gelen. Bir işi elinde tutan. Devamını Oku

  • Zİ-L YED: Fık: Bir malı elinde bulunduran. Bu malın hakiki sahibi olsun veya olmasın halen istediği şekilde kullanmakta bulunan kimse. Devamını Oku

  • MALİK: Sâhib. Malı elinde bulunduran. Bir şeyin mülkiyetini elinde tutan. * Her şeyin sâhibi olan Allah. * Cehennem zebânilerine hâkim ve onları idare eden meleğin adı. Devamını Oku

  • ŞEMŞİR-BEDEST: f. Elinde kılıç tutan. Devamını Oku

  • KÂRDAR: f. İşi elinde tutan. Devamını Oku

  • NEBİL: (Nebile) Akıllı, anlayışlı, zekâ sahibi. * Yüksek meziyet sahibi. Güzel huylu. * Bilgili ve faziletli kimse. Devamını Oku

  • KÂLİB (KELİB): İt tutan kimse. Köpeğe av tâlim ettiren kimse. Devamını Oku

  • DEYYAR: Bir kimse. Ehad. * Yurt sahibi birisi. * Manastır sahibi. Devamını Oku

  • KELLAB: İt tutan kimse. Köpeğe av tâlim eden kimse. Devamını Oku

  • MEKÎS: Vakarlı. Onur sahibi. Ciddi ve ağırbaşlı kimse. Devamını Oku

  • MEN LEHÜL HAKK: Fık: Hak sahibi olan kimse. Devamını Oku

  • İNSAN-I KÂMİL: Güzel huy, ahlâk ve yüksek fazilet sahibi olan kimse. Devamını Oku

  • HALLAS: Yakalıyan, tutan kimse. Devamını Oku

  • HALLAS: Yakalıyan, tutan kimse. Devamını Oku

  • ARÂZİ-İ HARACİYE: Müslümanlar tarafından fetholunan ve ulul-emir tarafından müslim olmayan eski sahibi elinde bırakılan veya hâriçten müslim olmayanlar getirilerek yerleştirilen arâzi. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar