SADAKAT Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

SADAKAT kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

SADAKAT: (Sadaka. C.) Sadakalar.

Sponsorlu Bağlantılar

SADAKAT ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • SADAKA-İ FITR: Ramazan bayramından evvel fıtra olarak verilen sadaka. Zengin (nisaba mâlik) her müslümanın (ihtiyar, genç, çocuk ve hattâ bunak da olsa) fakirlere vermeye mükellef olduğu sadakadır, vâcibdir. Nisaba mâlik olan bir müslüman, hem kendi nefsi için, hem de çocukları, hizmetçisi için sadaka-i fıtır verir. Fıtra: Fıtrat sadakası, yaratılış atiyyesi demektir. Sadaka-i fıtr: Buğday veya Devamını Oku

  • SADAKA-İ FITR: Ramazan bayramından evvel fıtra olarak verilen sadaka. Zengin (nisaba mâlik) her müslümanın (ihtiyar, genç, çocuk ve hattâ bunak da olsa) fakirlere vermeye mükellef olduğu sadakadır, vâcibdir. Nisaba mâlik olan bir müslüman, hem kendi nefsi için, hem de çocukları, hizmetçisi için sadaka-i fıtır verir. Fıtra: Fıtrat sadakası, yaratılış atiyyesi demektir. Sadaka-i fıtr: Buğday veya Devamını Oku

  • MAHALL-İ SADAKA: Sadaka olarak verilen mal veya parayı şer’an almağa ehil olan kimse. Devamını Oku

  • SADAKA-İ CÂRİYE: Hayrı, sevabı dâimî olan sadaka. Sevabı öldükten so a da devam eden hayırlı ameller. (Kur’an ve iman hizmeti gibi.) Devamını Oku

  • TASADDUKAT: (Tasadduk. C.) Sadakalar. Devamını Oku

  • ZEKÂT: Nisab miktarı mala, paraya sahib olan Müslümanın kırkta birini fakirlere sadaka vermesi ve bu verilen sadaka. Ziyadeleşme, artma. * Temizlik. Taharet. (Bak: Sadaka, Nisab).( $ Bu kelâmın mâkabliyle nazmını icab ettiren münasebet ise: Namaz $ Yani dinin direği ve kıvamı olduğu gibi, zekât da İslâmın kantarası, yani köprüsüdür. Demek; birisi dini, diğeri asayişi muhafaza Devamını Oku

  • SADAKATKÂR: f. Sâdık, sadakat sahibi. Devamını Oku

  • FİTRE: (Bak: Sadaka-i fıtır) Devamını Oku

  • MU’TECİR: Sadaka veren. Devamını Oku

  • MUTASADDIK: Tasadduk eden. Sadaka veren. Devamını Oku

  • MUTASADDIKÎN: (Mutasaddık. C.) Sadaka verenler. Tasadduk edenler. * Sâdık ve doğru olduğu anlaşılanlar. Devamını Oku

  • SADE: (Sayd. dan) Mâzi fiilidir. “Avlandı” mânâsındadır. ( dan) “Bağır, ilân et” mânâsına emirdir. Meydan okumak, âciz bırakmak mealinde ve i’caz yoluna işaret eder “sâd” diye okunur. * Sadakat, sıdk gibi mânâlara da gelir. Devamını Oku

  • VELAYET: Veli olan kimsenin hali. Velilik, dervişlik. * Dostluk. * Sadakat. * Başkasına sözünü geçirmek. Bir şeye kudret cihetiyle bizzat mutasarrıf olmak. (Bak: Veli) Devamını Oku

  • NEHHAT (NÜHHAT): Çalıştırılan sığır. * İnce. * Hımar, eşek. * Sadaka toplamaya memur olan kişinin işini bitirdikten so a ücretini alması. Devamını Oku

  • ISKAT-I SALÂT: Ölmüş bir kimsenin kılmadığı namazlar yüzünden hâsıl olan günahını giderir ümidi ile verilen sadaka. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar