RÜ’YET Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

RÜ’YET kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

RÜ'YET: Görmek, bakmak. İdare etmek. Göz ile veya kalb gözü ile görmek. * Akıl ile müşahede derecesinde bilmek, idrak etmek, tefekkür etmek, düşünmek. * Araştırmak.

RÜ’YET ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • TEDEBBÜR: Bir şeyin sonunu düşünmek, tefekkür etmek. Müdebbir olmak, tedbirli olmak. * Arkasını dönmek. Devamını Oku

  • TEFEKKÜR: Fikretmek. Düşünmek. Fikri harekete getirmek.(Tefekkür, gafleti izale eder. Dikkat, teemmül; evham zulümâtını dağıtıyor. Lâkin nefsinde, bâtınında, hususi ahvâlinde tefekkür ettiğin zaman derinden derine tafsilât ile tetkikat yap. Fakat afâkî, haricî, umumî ahvalâta teemmül ettiğin vakit sathî, icmalî düşün, tafsilâta geçme. Çünkü icmalde, fezlekede olan kıymet ve güzellik, tafsilâtında yoktur. Hem de âfâkî tefekkür, dipsiz Devamını Oku

  • MÜTEFEKKİR: Düşünen, derin mes’eleleri düşünen. Tefekkür ve teemmül edici olan. * Kuvve-i bâtınayı sarfeden. Âlim. Çok bilgili. (Bak: Tefekkür) Devamını Oku

  • RÜŞD: Doğru yol bulup bağlanmak. Hak yolunda salabet, metanet ve kemal-i isabetle dosdoğru gitmek. * Hayra isabet etmek. * Büluğa ermek. * İstikamette olmak. Dinine ve malına zarar gelecek şeyi bilmek, doğru düşünmek. * Kişinin akıl ve idraki kavi ve tedbiri metin olmak. (Bak: İrşâd) Devamını Oku

  • TEDVİR: Devrettirmek, döndürmek. Çevirmek. * İdare etmek, yönetmek. * Daire şekline sokmak. * Edb: Bir mısradaki kelimelerin yerini değiştirmekle veznin ve mânanın bozulmamasıdır. * Kur’an-ı Kerim kıraatında: Tahkik ile hadr ortasında bir okuma usulüdür. Her iki yönde meşru mübalâğayı bırakıp orta yolu tercih ederek okumaktır. Devamını Oku

  • ULUHİYET-İ SÂRİYE VE HAYAT-I SÂRİYE: Vahdet-ül vücud ehlince kullanılan tasavvufî tabirler olup; İlâhî sıfatların ve hayatiyetin eşyaya sirayet etmesi, yani tecelli etmesi mânasında olan bu tabirlerden, ehil olmayanlar; Allah’ın tecessümünü veya eşyaya hulûl’ünü veya eşya ile ittihad ve ittisal’ini zu’metmek gibi bâtıl vehimlere düştüler.Bu mes’eleye dair Mesnevi-i Nuriye’den nakledeceğimiz veciz bir paragraftan bu tabirler daha Devamını Oku

  • ALGI: (İdrak) İnsanın kendi varlığından veya çevresinden aldığı uyarımların, zihinde yorumlanması, mânalandırılması. Doğru idrak gibi yanlış idrak da olabilir. Yanlış idrak göz yanılması yâhut olmıyan bir şeyi görmek şeklinde olabilir. Dünyayı, idrak sayesinde tanıyoruz. Bir idrakte hem afâki (objektif, nesnel), hem enfüsi (sübjektif, öznel) unsurlar bulunur. Bu sebeple idrak, gerçeğin bizzat kendisi değil, gerçeğin bir Devamını Oku

  • İLM: (İlim) Okumakla veya görmek ve dinlemekle veya ihsan-ı Hak’la elde edilen malumat. Bilmek. İdrak etmek.(İlim, hakikatı bilmekten ibarettir. İlim, marifetten daha umumidir. Marifet, tefekkürle bilmek mânasına olmakla beraber, Cenab-ı Hakk’a nisbeti câiz olmaz. Gerek huzurî olsun (ilm-i İlâhî gibi) ve gerek husulî olsun (ilm-i ibad gibi) ve vech-i dikkat üzere bilmeye de denir. Şuur, Devamını Oku

  • MED: Uzatma, çekme. Yayma ve döşeme. * Çoğaltmak. * Bir şeye dikkatlice bakmak. * Nihayet, son. * Sönmek. Bir şeyi söndürmek. * Yardım etmek, mühlet vermek. * Yâr ve yâver olmak. * Tarlaya fışkı ve gübre dökmek. * Sel suyu. Devamını Oku

  • TAHKİR: Hareket etmek. Hor görmek. Küçük görmek. Aşağı ve alçak addetmek. Devamını Oku

  • HÜSN-Ü TEDBİR: İyi düşünülerek tutulan yol. Tefekkür ile tasmim etmek, ihtiyar olunacak meslek ve harekete karar vermek. * Bir kimseden bir haberi nakil ve rivâyet eylemek. * Bir şeye iyi muvaffak olmak için o işe muvafık ve hesaplı hareket etmek. Devamını Oku

  • MİRSAD-I TEFEKKÜR: Tefekküre sebep olan. Devamını Oku

  • MİRSAD-I TEFEKKÜR: Tefekküre sebep olan. Devamını Oku

  • TADAVVÜR: Çağırmak, bağırmak, feryad etmek. * İnlemek. * Açlık. Devamını Oku

  • RİKKAT-İ KALB: Kalb rikkati, kalb yufkalığı. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar