RÜŞD Ü İRŞAD Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

RÜŞD Ü İRŞAD kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

RÜŞD Ü İRŞAD: Rüşd ve irşad. Doğru yola sevketmenin mükemmeliyeti. İslâmiyeti en mükemmel şekilde öğretmek.

Sponsorlu Bağlantılar

RÜŞD Ü İRŞAD ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • AN MİM AMED: f. Tar: İslâmiyeti ve Türkçeyi öğretmek maksadıyla, devşirilerek toplanan ve Türk köylülerine satılan acemi oğlanlardan, müddetini tamamlayarak Rumeli Ağasının tezkeresiyle ulüfeye yazılanların kayıtlarına verilen işaret. Devamını Oku

  • MÜRŞİDÂNE: Mürşid olan kimseye yakışır şekilde. Devamını Oku

  • AZİMET: Takvâ ile amel etmek. Allah’ın emirlerini en mükemmel ve eksiksiz yapmağa çalışmak. * Kesin karar vermek. * Yola çıkmak, gitmek. Devamını Oku

  • MÜKEMMEL: Tamam. Olgun. Noksansız. Eksiksiz. Kemal bulmuş. Kemale erdirilmiş. Çok iyi.(Mâlumdur ki, mevzun ve muntazam ve mükemmel ve güzel san’atlar, gayet güzel bir proğrama istinad eder. Mükemmel ve güzel bir proğram ise; mükemmel ve güzel bir ilme ve güzel bir zihne ve güzel bir kabiliyet-i ruhiyeye delâlet eder. Demek ruhun mânevi güzelliğidir ki, ilim vasıtası Devamını Oku

  • TEBADÜR: Ani olarak zihne girmek. * Hâdis olmak. * Barışmak. * Öğretmek. * Diğerini geçmek için sür’atlenmek, hızlanmak. Devamını Oku

  • IZTIMAR: Atı, idman yaptırarak yola dayanabilecek şekilde kuvvetlendirme. * İnce belli olma. Devamını Oku

  • SED-İ RÂH: Yol kapayan, yola mâni olan. Devamını Oku

  • TESFİR: (Sefer. den) Yolcu etme, yola çıkarma, sefere gönderme. Devamını Oku

  • DÂR-I RİDDE: Aslında Müslim iken so adan irtidâd eden veya bir zaman İslâmiyeti kabul etmiş iken so adan mürted olan şahısların hâkim bulundukları yer.(Darürridde, yani: Mürtedlerden müteşekkil bir taifenin istilâ ederek hakimiyetleri altına aldıkları yerler, bazı ahkâm itibariyle dar-ı harbden ayrılır. Meselâ: Dar-ı harb ahalisiyle musalâha akdi caiz olduğu hâlde, darürridde ahalisiyle caiz olmaz. Çünkü Devamını Oku

  • ADÂLETKÂRANE: f. Adâletlice. Adalet sahibine yakışır şekilde, insaflı ve haklı surette. Devamını Oku

  • ZÜBEYR BİN AVVAM (R.A.): Sahabe-i Kiramdan ve Aşere-i Mübeşşeredendir. Erkeklerin beşincisi olarak onbeş yaşında iken İslâmiyeti kabul etti. Resül-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı muhafaza için ilk kılıç çekenlerdendir. Bütün gazalarda bulunup çok yara aldı. Mısır’ın Fethinde bulundu. Çok zengin olduğu hâlde bütün varını İslâmiyete fedâ etti. Namaz kılarken şehid edildi (Hi: 67). Namazını Hz. Ali (Radıyallahü Devamını Oku

  • EKMEL: Mükemmel, en kâmil, eksiği olmayan, en mükemmel. Devamını Oku

  • ÂRÂM-CÛYANE: f. Dinlenmek isteyene yakışır şekilde. Devamını Oku

  • MÜSAFİR: Seferde ve muharebede olan. Yola çıkmış olan, yolcu. Yoldan gelen, başkasının evine gelmiş olan. * Fık: Onsekiz fersahtan uzak olan yerlere giden. (Bak: Mukim, Seferî) Devamını Oku

  • HABİRÂNE: f. Bilgili ve haberdar olana yakışır şekilde. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar