RIZA-YI İLÂHÎ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

RIZA-YI İLÂHÎ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

RIZA-YI İLÂHÎ: Allah'ın kulundan memnun olması. Her hangi bir hareketinde mü'minin en yüksek derecesi.(Rıza-yı İlâhî ve iltifat-ı Rahmanî ve kabul-ü Rabbanî öyle bir makamdır ki; insanların teveccühü ve istihsanı, ona nisbeten bir zerre hükmündedir. Eğer teveccüh-ü rahmet varsa yeter. İnsanların teveccühü, o teveccüh-ü rahmetin in'ikası ve gölgesi olmak cihetiyle makbuldür. Yoksa arzu edilecek bir şey değildir. Çünkü kabir kapısında söner, beş para etmez. M.)

Sponsorlu Bağlantılar

RIZA-YI İLÂHÎ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • RIZA: Memnunluk, hoşluk, razı olmak. * İstek, arzu. Kendi isteği. Devamını Oku

  • TEVECCÜH-Ü NÂS: İnsanların, bir kimseyi beğenip, ona teveccüh etmeleri ve medh ü senâ etmeleri.(Teveccüh-ü nâs istenilmez; belki verilir. Verilse de onunla hoşlanılmaz. Hoşlansa ihlâsı kaybeder, riyaya girer. Şan ü şeref arzusiyle teveccüh-ü nâs ise; ücret ve mükâfat değil, belki ihlâssızlık yüzünden gelen bir itab ve bir mücazattır. Evet, amel-i salihin hayatı olan ihlâsın zararına teveccüh-ü Devamını Oku

  • MEŞİET-İ HÂSSA-İ İLÂHİYYE: Allah’a ait, O’na mahsus meşiet, dilek, arzu ve işler. Devamını Oku

  • RIZA-CU: f. Allah’ın rızasını arayan. Razı etmeyi gaye edinen. Devamını Oku

  • İMAM-I ALİ RIZA: (Hi: 153 de Medine-i Münevvere’de doğmuştur.) Eimme-i İsnâ Aşer’in yedincisidir. İmam-ı Musa Kâzım’ın oğludur. Tus; yani Meşhed’de medfun olup kabri ziyaretgâhtır. (R.A.) Devamını Oku

  • RIZA-DÂDE: f. Razı olmuş, kabul etmiş. Devamını Oku

  • RIZA-YI TARAFEYN: İki tarafın isteği. Devamını Oku

  • LÂYÜLHÎHİ: (İlhâ. dan) Ona gaflet vermez. Onu boş şeyler meşgul etmez. Boşuna iş yapmaz. Devamını Oku

  • RIZA-YI BÂRİ: Allah’ın rızası. Devamını Oku

  • Lİ-AYNİHÎ: Kendisi ile bir. Aynı ile. * Allah tarafından emrolunan bir şeydeki güzellik, ya li-aynihi bir hüsündür veya li-gayrihi bir hüsündür. Ya kendi zatındaki bir güzellikten dolayı hasendir veya başkasında sabit bir güzellikten dolayı bir hasendir. Meselâ: Biz iman ile me’muruz. İmandaki hüsn, bir hüsn-ü zâtidir. Bu hüsün başkasından alınmış değildir. Öyle ise iman bizâtihi Devamını Oku

  • ARZU-YU HİLÂF: Muhalefet etme, karşı koyma arzusu. Devamını Oku

  • LİLLÂHİ-L HAMD: Ne kadar hamd ve şükürler varsa ve olmuşsa, cümlesi Allaha mahsustur, ona gider, ona âittir. (Bak: Hamd) Devamını Oku

  • TEVFİK-İ İLÂHÎ: Cenab-ı Hakk’ın insanı doğru yola lütfu ile sevketmesi.(Ey evliyâ-i umur! Tevfik isterseniz kavanin-i âdetullaha tevfik-i hareket ediniz. Yoksa tevfiksizlikle cevab-ı red alacaksınız. H.) Devamını Oku

  • SIFÂT-I İLÂHİYE: Allah’a aid sıfatlar. Kendisini ve mânasının zıddını Cenab-ı Hakk’a nisbet caiz olan vasıflar. (Rıza, Rahmet, Gazab… gibi) Devamını Oku

  • MÜTEVECCİH: Yönelmiş, dönmüş. Bir yere doğru yola çıkan. * Birisine karşı iyi düşünce ve sevgisi olmak. İhsan ve iltifat üzere olmak. * Pir-i fâni olmak. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar