RESÜL-ÜL MELÂHİM Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

RESÜL-ÜL MELÂHİM kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

RESÜL-ÜL MELÂHİM: Resül-i Ekrem'in (A.S.M.) bir ismidir. Cenk ve muharebe ile de vazifeli olduğundan ümmeti ve kendisi din için, dinin ihyası uğrunda büyük muharebelere mükellef olduğundan bu isim ile de yâd edilmiştir.

Sponsorlu Bağlantılar

RESÜL-ÜL MELÂHİM ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • RESÜL-ÜR RAHAT: Resül-i Ekrem’in (A.S.M.) bir ismidir. Kendisine tâbi olup onun getirdiği hakikatları tasdik ve iman ile insanlar büyük nimetlere ve rahatlara mazhar olduklarından kendisine bu isim verilmiştir. Ve kendisi buyurmuştur ki: “Ben dinin doğruluğu ve kolaylığı için peygamber gönderildim.” … İnsanlara en büyük selâmeti ve rahatı bahş eden Resül-i Ekrem’in (A.S.M.) getirdiği İlâhî hakikatlar, Devamını Oku

  • EF’ÂL-İ MÜKELLEFÎN: Mükellef olanların (yani; Cenâb-ı Hakk’ın teklif ve emirlerini kabul ve vazifeli kimselerin) yaptıkları amel ve işler. Bunlar şu isim altında sıralanır: Farz, vâcip, sünnet, müstehab, mübah, mekruh, haram, sahih bâtıl, fâsid, helâl. Devamını Oku

  • MEŞHUD: Görünen. Şehadet edilen. * Resul-u Ekrem’in (A.S.M.) dünyaya teşrifinden ve risaletinden önce meleklerce ve enbiya hazerâtının dilinde nübüvvet ve risaletlerine şehâdet edilmiş olduğundan kendilerine verilen bir isim. * Suç üstü yakalanan. * Göz ile görülmüş. * Cuma günü. * Kıyâmet günü. Devamını Oku

  • MÜKELLEFİYET: Mecburiyyet. Bir işi yapmağa vazifeli oluş. Bir işi terk edememek hâli. Mükellef oluş. Devamını Oku

  • MÜKELLEFİYET: Mecburiyyet. Bir işi yapmağa vazifeli oluş. Bir işi terk edememek hâli. Mükellef oluş. Devamını Oku

  • SEYYİD: Efendi. * Hazret-i Muhammed’in (A.S.M.) soyundan olan, onun izinden giden. * Temiz ve fazilet sâhibi Müslüman zât. * Resül-i Ekrem (A.S.M.) herkesin imamı, büyüğü, önderi olduğundan kendisine bu isim de verilmiştir. (Bak: Sâdât) Devamını Oku

  • MA’LUM: Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) bir nâmıdır. Onun geleceği, melekler, resuller ve nebiler tarafından mâlum olduğundan ve dünyaya teşriflerinden evvel kendilerinin ta’zim edilmesi ve ona intisab dileklerinden dolayı bu isim verilmiştir. * Bilinen, belli olan. Devamını Oku

  • ZÜ-L FİKAR: (Zülfekar) Resül-ü Ekrem (A.S.M.) zamanında bir kâfire âit kılıç iken Hz. Peygamber (A.S.M.) Bedir Muharebesinde Hz. Ali’ye (R.A.) verdiği ve ucu iki kısma ayrılan meşhur kılıç.(Mecâzen, şimdiki devirde Hz. Peygamber (A.S.M.) ve Kur’an-ı Kerim hakkında inkâra ve şüpheye düşenleri ilmen, aklen ikna edip, mânen küfrü kesen Risale-i Nur Külliyatından çok mühim bir eserin Devamını Oku

  • RESÜL-İ EKREM (A.S.M.): (Bak: Muhammed (A.S.M.) Devamını Oku

  • ASHÂB-I FİL: İslâmiyetten önce Kâbe-i Muazzamayı tahrib için Mekke’ye hücum eden Habeş ordusunun ismi ( Önlerinde fil bulunduğundan, zırhlı vasıtalar gibi ondan faydalandıklarından bu isim verilmiş olduğu nakledilir. Devamını Oku

  • MAH: Mahveden. * Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) bazı kitablarda geçen bir ismidir. Nübüvvet ve risaletinin nuru, küfür karanlıklarını mahvettiğinden bu isim verilmiştir. Devamını Oku

  • KAYYIM: İnsanları birbirine kardeşlikte ve sevgide bir araya toplayıp dünya ve âhirette necat ve iyilikler yolunda cem’ edici olduğundan; bütün iyilikleri haseneleri toplayıcı ve muhtaçlara çok ihsan edici mânasında Peygamberimiz Resul-i Ekrem’e (A.S.M.) verilen bir isim. Devamını Oku

  • MÜBALAGA: (Mübalağa) Bir şeyi çok büyük veya çok küçük göstermek. Bir şeyi olduğundan fazla veya eksik göstermek. * Haddini aşmak. * Edb: Bir şeyi ifade ederken ya olduğundan fazla veya olduğundan çok noksan göstermek.” Habbeyi kubbe, kubbeyi habbe yapmak.” Devamını Oku

  • VAV-I HÂLİYE: Haller cümle olabilir. Eğer isim cümlesi olursa, başında bir “vav” bulunur. Ona Vav-ı hâliye denir. Bu vav, hâl’i zi-l-hâle bağlar. (Reeytuhu ve biyedihi kitâbün: Elinde bir kitap olduğu halde onu gördüm) cümlesindeki gibi. Devamını Oku

  • HİMYATA: (Süryanicedir ve Tevrat’ta geçer.) Resul-ü Ekrem Hz. Muhammed’in (A.S.M.) İbranice bir ismidir. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar