RESİYY Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

RESİYY kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

RESİYY: Hayır veya şerde musırrâne direnen. * Çatıyı ayakta tutan direk.

Sponsorlu Bağlantılar

RESİYY ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MUKÎM: İkamet eden. Ayakta duran. * Okuyan. * Bir memlekette devamlı duran. * Fık: Vatanında veya vatanı sayılan bir yerde onbeş günden fazla kalan kimse. (18 saatlik uzağa gidene “Misâfir” denir.) * Esmâ-i İlâhiyyeden olup “Her şeyi ayakta tutan, devam ettiren ve kayyumiyet sırrıyla bir an bile hiç bir şeyden alâkasız olmayan” meâlindedir. Devamını Oku

  • MUKÎM: İkamet eden. Ayakta duran. * Okuyan. * Bir memlekette devamlı duran. * Fık: Vatanında veya vatanı sayılan bir yerde onbeş günden fazla kalan kimse. (18 saatlik uzağa gidene “Misâfir” denir.) * Esmâ-i İlâhiyyeden olup “Her şeyi ayakta tutan, devam ettiren ve kayyumiyet sırrıyla bir an bile hiç bir şeyden alâkasız olmayan” meâlindedir. Devamını Oku

  • BEDEL: (C.: Bedelât) Elde ve ayakta olan zahmet ve ağrı. * Karşılık. Bir şeyin yerine verilen ve yerini tutan şey. İvaz. * Başkasının adına hacca giden. * Gr: Söz esnâsında bir şeyi sıfatı veya vasfı ile beraber söylersek ve fakat kasdımız o şeyin vasfı veya sıfatı değil de zâtı olursa, zikredilen sıfat veya vasfa ” Devamını Oku

  • ÜSTÜVANE: Geo: Silindir. Direk şeklindeki sütun. İçi boş direk şekli. Devamını Oku

  • RESÜL: Peygamber. Yeni bir kitap ve yeni bir şeriat ile bir ümmete veya bütün beşeriyete Allah tarafından Peygamber olarak gönderilmiş olan zât. Mürsel de denir. Yeni bir kitap ve şeriatla gelmeyip kendinden evvelki Resülün getirdiği kitap ve şeriatı devam ettirirse, ona Nebi denir. * Haberci. * Huk: Tasarrufta hakkı olmaksızın, birisinin sözünü olduğu gibi bir Devamını Oku

  • VA’D: Söz verme. Söz verilen şey. Bir kimsenin yapacağına veya yapmayacağına dâir söz vermiş olduğu husus. Bir şeyi yapmak veya bir şey için söz vermek va’ddır. Hayır işlenecek iş için masdar “va’d” veya “vaide” dir. İşlenecek şey şer ise; ev’ide denir. Masdarı “Îâd: $ ” dır. Va’d hayırda, îâd ve vaîd şerde kullanıldığına göre; vaîd: Devamını Oku

  • RÜKN: Direk. Esas. * Kuvvet. * Bir şeyin en fazla sağlam olan tarafı veya köşesi veya temeli. * Bir cemaatin ileri gelenlerinden olan. * Nüfuzlu, kuvvetli ve ehemmiyetli kimse. Devamını Oku

  • KIYAM: Ayakta durmak. Ayağa kalkmak. * Ayaklanmak. İsyan. * Ölümden so a tekrar dirilmek. * Bir işe başlamak, devam etmek. * Satılan bir mal hakkında müşteri ile anlaşıp kararlaşma. * Canlanmak. * Kıyâmet günü (mânâsına da gelir). * Namazın iftitah tekbiriyle rüku arasındaki ayakta durma kısmı. Devamını Oku

  • HAMAK: İki ağaç veya direk arasına asılarak içine yatılan ağyatak. Devamını Oku

  • EVKAF: (Vakıf. C.) Allah yoluna hizmet için verilip devamlı bırakılan şeyler. Sahibi tarafından şeriata uygun olarak bir hayır iş ve hasenata tahsis olunmuş mülk veya mallar. (Bak: Vakıf)Osmanlı devletini asırlar boyu kuvvetli bir devlet olarak ayakta tutan kuruluşlardan biri de vakıftır. Osmanlı tarihini inceleyen batı tarihçileri vakıf kuruluşlarına hayran kalmışlar ve kendi ülkelerinde bunun örneklerini Devamını Oku

  • İBRİYY: İğne yapıcı veya satıcı. Devamını Oku

  • MUGLİYY: Kaynamış çiçek, papatya veya ıhlamur suyu. Devamını Oku

  • HASİYY: Hayası çıkarılmış, hadım edilmiş, burulmuş (insan veya hayvan). Devamını Oku

  • KERİYY: Kiraya veren veya kiraya alan. (ikisine de ıtlak olunur.) Devamını Oku

  • SÜTUN: f. Direk, amud, rükün. Silindir biçiminde destek. * Gazete veya kitap sahifelerinde yukarıdan aşağıya olan bölünmüş kısımlardan herbiri. Kolon. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar