REMD Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

REMD kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

REMD: Helâk olmak. * Gözün çapaklanması. Göz hastalığı.

Sponsorlu Bağlantılar

REMD ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • NEKAHET: Hastalıktan yeni kalkıp henüz iyileşmiş, iyiliğe yüz tutmuş olmak hâli. Hastalıkla sıhhat arasındaki hâl. * Fehmetmek, anlamak, bilmek. * Seri intikal etmek. Çok çabuk anlayış. Devamını Oku

  • ŞİFA: Hastalıktan iyi olma, iyileşme. Hastalıktan kurtulma.(…Hastalık seni uyandırıncaya kadar sabra çalış ve hastalık vazifesini bitirdikten so a Hâlik-ı Rahim inşaallah sana şifa verir. L.) Devamını Oku

  • ZABZAB: Men’etmek, engel olmak. * Ayıp. * Zahmet. Maraz, hastalık. Devamını Oku

  • EMRAZ-I KALBİYE: Kalb hastalıkları.(Arkadaş! Kalb ile ruhun hastalığı nisbetinde felsefe ilimlerine meyil ve muhabbet ziyade olur. O hastalık marazı da ulum-u akliyeye tevaggul etmek nisbetindedir. Demek mânevi olan hastalıklar, insanları aklî ilimlere teşvik ve sevkeder. Ve akliyat ile iştigal eden, emraz-ı kalbiyeye mübtelâ olur!.. M.N.) Devamını Oku

  • TAUN: Vebâ denen dehşetli bir bulaşıcı hastalık. Bu hastalıkta lenf bezlerinde hâsıl olan yumruların herbiri. Devamını Oku

  • TAUN: Vebâ denen dehşetli bir bulaşıcı hastalık. Bu hastalıkta lenf bezlerinde hâsıl olan yumruların herbiri. Devamını Oku

  • HÜMMEYAT: (Hümmâ. C.) Hastalıktan dolayı vücutta meydana gelen şiddetli hararetler, ateşler. * Sıtmalar. * Nöbetli hastalıklar. Devamını Oku

  • DERVAH: f. Hastalıktan yeni kurtulan, iyice kendisine gelemeyen kimse. * Sağlam, metin, muhkem. * Doğru, asıl, gerçek. * Yiğitlik, cesaret, cesur olmak, şecaat. * Ayıp, utanma. * Sertlik, kabalık. Devamını Oku

  • AKLİYYAT: Müşahedeye ve tecrübeye girmeyen ve sadece akıl ile düşünülen şeyler ve hususlar. Nazarî meseleler. (Bak: Mücerredât, Ma’kulat)(Arkadaş! Kalb ile ruhun hastalığı nisbetinde felsefe ilimlerine meyil ve muhabbet ziyade olur. O hastalık marazı da, ulum-u akliyeye tevaggul etmek nisbetindedir. Demek mânevî olan hastalıklar, insanlarıaklî ilimlere teşvik ve sevkeder. Ve akliyat ile iştigal eden, emraz-ı kalbiyeye Devamını Oku

  • AKLİYYAT: Müşahedeye ve tecrübeye girmeyen ve sadece akıl ile düşünülen şeyler ve hususlar. Nazarî meseleler. (Bak: Mücerredât, Ma’kulat)(Arkadaş! Kalb ile ruhun hastalığı nisbetinde felsefe ilimlerine meyil ve muhabbet ziyade olur. O hastalık marazı da, ulum-u akliyeye tevaggul etmek nisbetindedir. Demek mânevî olan hastalıklar, insanlarıaklî ilimlere teşvik ve sevkeder. Ve akliyat ile iştigal eden, emraz-ı kalbiyeye Devamını Oku

  • CÜDERÎ: Kabarcık denilen hastalık. * Çiçek hastalığı. Devamını Oku

  • BEVLİYE: Tıb: İdrar yolları ve böbrek hastalıkları. Bu hastalıkların teşhis ve tedavisiyle uğraşan tıp dalı. (Üroloji) Devamını Oku

  • VÜCUB: Vâcib ve lâzım olmak. * Sâbit olmak. * Sukut ve vuku. * Sübut ve temekkün cihetiyle lâzım olmak. Bırakılması mümkün olmamak. * Güneşin batması. * Muztarib olmak. Devamını Oku

  • HASBE: Kızamık hastalığı. Tane tane gövdede çıkan bir hastalıktır. (Hasta kişiye “mahsub” derler.) Devamını Oku

  • SAFA: Gönül şenliği, eğlence. * Duru olmak, itmi’nan ve meserret üzere olmak. Temiz, sâfi olmak. * Hava açık ve ayaz olmak. * Mekke-i Mükerreme’de bir yerin ismi. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar