RAZIK Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

RAZIK kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

RAZIK: Rızık veren; yiyecek, içecek, giyecek gibi canlı mahlukata lüzümu bulunan her çeşit ihtiyacını te'min edip veren. (Allah)

RAZIK ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • RAZIK-I HAKİKİ: Hakiki rızık veren. Hiç bir vasıtaya ihtiyacı olmadan en güzel nimetleri yaratan ve bütün rızıkları ancak kendisi veren Allah (C.C.) Devamını Oku

  • GANAİM-İ HARBİYE: Harbde düşmandan alınan top, tüfek, gemi, vasıta, yiyecek, içecek vs. gibi ganimetler. Devamını Oku

  • FAKİR: Biçâre, muhtaç, yoksul. İslâm dini, ev kirası, yiyecek, içecek, giyecek, ilaç, yakacak gibi zorunlu ihtiyaçları karşılandıktan so a yılda 96 gram altın alabilecek kadar geliri olmayanları fakir sayar. Fakirlerden vergi alınmaz, İslâm devleti zorunlu ihtiyaçlarını karşılamada, tedavi, tahsil (öğrenim), yolculuk gibi durumlarda fakirlere yardım eder. Çağımızda insanların çoğunun yoksun olduğu sosyal güvenliğe kavuşturur. Bu Devamını Oku

  • MUZTARRÎN: Çaresizler. Sıkıntı içinde olanlar.(Arkadaş! Bilhassa muztar olanların dualarının büyük bir tesiri vardır. Bazan o gibi duaların hürmetine, en büyük bir şey, en küçük bir şeye musahhar ve muti olur. Evet, kırık bir tahta parçası üzerindeki fakir ve kalbi kırık bir mâsumun duâsı hürmetine, denizin fırtınası, şiddeti, hiddeti inmeğe başlar. Demek duâlara cevap veren Zât, Devamını Oku

  • MELBES Ü ME’KEL: Giyecek ve yiyecek. Devamını Oku

  • CANİ: Cinayet işlemiş olan. Birisini öldürmüş veya yaralamış bulunan. Caniler nasıl haksız yere insanı öldürüyorlar ve onların hayatlarına son veriyorlarsa; kâfirler, inkârcılar, dinsizler de birer cani sayılırlar. Çünkü Allah’ın eserleri olan canlı ve cansız varlıklar onun sonsuz kudretini, ilmini, iradesini, rahmetini ilân edip dururlarken inkârcılar bunları tesadüfün, maddenin, tabiatın ve sebeplerin eseri sayıyor ve mânasız, Devamını Oku

  • SU’R: (C.: Es’âr) Yiyecek, içecek artığı. Devamını Oku

  • SAİG: Boğazdan kolay ve hoş geçen yiyecek veya içecek. Devamını Oku

  • MÜ’MİN: Allah’a ve emirlerine, kanunlarına iman eden. İnanan. Allah’a, âhirete, kitablarına, meleklerine, peygamberlerine ve kadere iman edip itaat eden kimse. * Emniyete kavuşan. * Korkulardan emniyet veren (Allah C.C.) (Bak: İman, Kâfir) Devamını Oku

  • NEVAL(E): Bahşiş. Kısmet, tâli’, nasib. * Yiyecek içecek. * Bir tek porsiyon. Devamını Oku

  • KEYMUS: yun. Yiyecek ve içecek maddelerin midede hazmolunup erimesinden hâsıl olan bir sıvıdır ve kana karışır. Devamını Oku

  • FİR’AVNİYYET: Firavun gibi oluş, isyankârlık ile Allah’ı tanımayış. İnat ile Allah’a isyan edip halkı sapık yollara, dalâlete ve dinsizliğe sevke çalışmak. Devamını Oku

  • EMBRİYOLOJİ: yun. Biy: Canlıların başlangıçtan itibaren gelişmesini inceliyen biyoloji ilminin bir bölümü. İkiye ayrılır: 1- Ontogonez: Yumurtadan yavruların meydana gelişini inceler. 2 – Flogenez: Canlıların ilk yaratılışı ile bugünkü şekli arasında meydana gelen değişmeleri inceler. Dünyada başlangıçtan bugüne kadar iklim, fizik ve kimyevi şartlar, beslenme şartlarında değişmeler olmuştur. Allah, yarattıklarına karşı çok merhametli ve lütufkâr Devamını Oku

  • KİLER: Erzak koymağa mahsus dolap. Yiyecek, içecek şeyler koyulan mahzen, anbar veya oda. (Bak: Kilar) Devamını Oku

  • CİVELEK: Tar: Yeniçeri Ocağı’nda bulunan ve aşçıbaşı maiyetinde yaver gibi kullanılan gençler. * Canlı, hareketli ve neş’eli deve yavrusu veya genç. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar