NEHHAT (NÜHHAT) Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

NEHHAT (NÜHHAT) kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

NEHHAT (NÜHHAT): Çalıştırılan sığır. * İnce. * Hımar, eşek. * Sadaka toplamaya memur olan kişinin işini bitirdikten so a ücretini alması.

NEHHAT (NÜHHAT) ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • NEHHAT: Yüce avazlı, gür sesli kişi. Devamını Oku

  • NİKÂH-I SAHİH: Sıhhat şartlarını cami’ olan nikâh. Devamını Oku

  • MAHALL-İ SADAKA: Sadaka olarak verilen mal veya parayı şer’an almağa ehil olan kimse. Devamını Oku

  • SADAKA-İ FITR: Ramazan bayramından evvel fıtra olarak verilen sadaka. Zengin (nisaba mâlik) her müslümanın (ihtiyar, genç, çocuk ve hattâ bunak da olsa) fakirlere vermeye mükellef olduğu sadakadır, vâcibdir. Nisaba mâlik olan bir müslüman, hem kendi nefsi için, hem de çocukları, hizmetçisi için sadaka-i fıtır verir. Fıtra: Fıtrat sadakası, yaratılış atiyyesi demektir. Sadaka-i fıtr: Buğday veya Devamını Oku

  • SADAKA-İ FITR: Ramazan bayramından evvel fıtra olarak verilen sadaka. Zengin (nisaba mâlik) her müslümanın (ihtiyar, genç, çocuk ve hattâ bunak da olsa) fakirlere vermeye mükellef olduğu sadakadır, vâcibdir. Nisaba mâlik olan bir müslüman, hem kendi nefsi için, hem de çocukları, hizmetçisi için sadaka-i fıtır verir. Fıtra: Fıtrat sadakası, yaratılış atiyyesi demektir. Sadaka-i fıtr: Buğday veya Devamını Oku

  • SADAKA-İ CÂRİYE: Hayrı, sevabı dâimî olan sadaka. Sevabı öldükten so a da devam eden hayırlı ameller. (Kur’an ve iman hizmeti gibi.) Devamını Oku

  • MUAFAT: Afvetmek. * Sıhhat vermek. * Sıhhat ve âfiyet bulmuş, iyileşmiş kimse. * Hastalık veya belâdan korunma. Musibetlerden muhafaza olunma. Devamını Oku

  • MUTASADDIKÎN: (Mutasaddık. C.) Sadaka verenler. Tasadduk edenler. * Sâdık ve doğru olduğu anlaşılanlar. Devamını Oku

  • BÂC-BÂN: f. Geçiş vergisi tahsildarı. Bac toplayan memur. Devamını Oku

  • NİSAB: Zekât ölçüsü, ölçü miktarı. * Üzerine zekât verilmesi farz olan mal miktarı. * Asıl, esas. Sermaye mal. Derece, had. * Fık: Altının nisabı: 20 miskal; gümüşünki 200 dirhem (yani 600 gram); koyun ile keçinin 40 adet; sığır, manda 30; ve devenin nisabı da 5’dir. * Bir mecliste görüşmeye başlanabilmek, yahut karar verebilmek için bulunması Devamını Oku

  • NİSAB: Zekât ölçüsü, ölçü miktarı. * Üzerine zekât verilmesi farz olan mal miktarı. * Asıl, esas. Sermaye mal. Derece, had. * Fık: Altının nisabı: 20 miskal; gümüşünki 200 dirhem (yani 600 gram); koyun ile keçinin 40 adet; sığır, manda 30; ve devenin nisabı da 5’dir. * Bir mecliste görüşmeye başlanabilmek, yahut karar verebilmek için bulunması Devamını Oku

  • YÂVER: f. Yardımcı. Mededkâr. İmdatçı. * En yakın memur. * Devlet büyüklerinin yanında bulunan en yakın memur. Devamını Oku

  • MEHAMMŞİNÂS: f. İşinin ehli. İşden anlıyan. Devamını Oku

  • KABİN: f. Güveğinin geline verdiği ağırlık, eşya, para. Devamını Oku

  • DEFTERDAR: Defter tutan. Devletin gelir ve masraflarını tutan vazifeli memur. Eskiden Maliye Nâzırı bu nam ile anılırdı. Bir vilayetin maliye işlerine bakan memur. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar