NASİYESÂ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

NASİYESÂ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

NASİYESÂ: f. Alnını yere süren.

Sponsorlu Bağlantılar

NASİYESÂ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • TECDİL: Yere yıkma, yere atma, yere vurma. Devamını Oku

  • SECDE: Allah’ın (C.C.) huzurunda yere kapanış. İbadet ve Allah’a (C.C.) memnuniyetini ve itaatini bildirmek veya şükretmek için yere kapanarak alın, burun ucu, eller, dizler ve ayak uçları yere gelecek şekilde yapılan en büyük tazim ifade eden hareket. Namazın bir rüknü. Devamını Oku

  • TEŞRİF: Şereflendirmek. Yüksek yere çıkmak. Şeref vermek. * Bir yere buyurmak. Devamını Oku

  • REZZ: Bir şeyi yere batırmak. * Çekirgenin, kuyruğunu yere batırıp yumurtasını dökmesi. Devamını Oku

  • İ’TİFAR: Yere vurma. Kavrayıp yere çarpma. Üzerine atılıp kavrama. Devamını Oku

  • NASİYE-SÂZÎ: f. Alnını yere sürme. Devamını Oku

  • EFGEN: (Figen) f. Düşüren, yere atan, yıkan, yere atıcı, düşürücü, yıkıcı. Devamını Oku

  • KONVOY: ing. Aynı yere giden nakil vasıtaları topluluğu. * Aynı yere nakledilen insan grubu. * Harb gemilerinin himayesinde sefer yapan yük gemileri katarı. Devamını Oku

  • MÜDAVİMÎN: (Müdavim. C.) Müdavimler. Bir yere devamlı olarak gidip gelenler. Bir yere devam edenler. Bir işe aralıksız olarak çalışanlar. Devamını Oku

  • TEBZİR: Boş yere malını sarf etmek. * Serpmek. Dağıtmak. * İsraf etmek, lâyık olmayan yere malını sarfetmek. Devamını Oku

  • ŞÜHUS: Yüksek olmak. * Bir yerden bir yere gitmek. * Gözünü bir yere dikip hareket ettirmeden ve kapağını açıp yummadan durmak. * Bir hâdisenin meydana gelmesinden dolayı acı çekip kararsız olmak. Devamını Oku

  • TEBRİK: Gözlerini dike dike bir yere bakmak. * Günaha girmek. * Uzak bir yere sefer etmek. * Çetinlik, zorluk sebebi ile yorulmak. * Kadının süslenip püslenmesi. * Evi ziynetleyip süslemek. Devamını Oku

  • CENB: Yan taraf. Koltuk altının aşağısı. * Def’etmek, kovmak. * Müştak olmak. * Bir yere gitmek için bir yere inmek. * Birisinin sevdiğinden dolayı kararsız ve muztarib bulunmak. * Büyük ve çok olan. * Engin taraf. * Şetmetmek, söğmek. (L.R.) Devamını Oku

  • SÜCUD: Secdeye varmak. Cenab-ı Hakk’ın huzurunda hiçliğini, aczini bilip teslimiyetle yere kapanıp duâ ve tesbih etmek. (Bak: Secde) * (Sâcid. C.) Secde ederek yere kapananlar, secde edenler. Devamını Oku

  • İSRAF: Lüzumsuz yere harcamak. Malı ve parayı lüzumsuz yere sarf etmek. İhtiyacından fazla istihlâk etmek ve harcamak. * En lüzumlu aslî vazifeleri bırakıp en lüzumsuz veya zararlı şeylerle meşgul olarak ömrünü veya gençliğini boş yere harcamak.(Hâlik-ı Rahim, nev-i beşere verdiği nimetlerin mukabilinde şükür istiyor. İsraf ise; şükre zıttır, nimete karşı hasâretli bir istihfaftır. İktisad ise: Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar