NAŞİE Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

NAŞİE kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

NAŞİE: Delil. Zuhur. * Gündüz veya gecenin evvelki saati. * Uykudan so a kalkmak hali ve uyanık olduğumuz hal.

Sponsorlu Bağlantılar

NAŞİE ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • ÇEŞM-AŞİNA: f. Göz aşinalığı olan, tanıdık. Devamını Oku

  • NAŞİD(E): (Neşide. den) Şiir söyleyen, şiir okuyan, şiir yazan. Devamını Oku

  • NAİL(E): Muradına eren, nâil olan, ele geçiren. Erişmiş. Devamını Oku

  • NAİB(E): (Nevb. den) Vekil, birinin yerine geçen. * Şeriat hâkimi olan kadı vekili. * Nöbet bekleyen. Devamını Oku

  • SİNA: Musâ Peygamberin (A.S.) Allah (C.C.) kelâmına nâil olduğu, Süveyş ile Akabe Körfezi arasındaki bir yer ve bir dağ ismi. Cebel-i Musa veya Tur-u Sinâ da denir. * İbn-i Sinâ’nın ceddinin ismi. (Bak: İbn-i Sinâ) Devamını Oku

  • NA: Arabçada “Biz” mânasına gelen zamirdir. Meselâ: Kitabünâ $ : “Kitabımız” misalinde olduğu gibi, kelimenin veya fiilin sonuna eklenen bitişik zamirdir. Devamını Oku

  • MÜCESSEM(E): Cismi olan. Dış duygularımızla bilinip varlığından haberdar olduğumuz şey. Varlığı görünen. Cisimlenmiş olan. Bir şekli gösteren. Uzunluğu, genişliği ve kalınlığı olan cisim. Şekillenmiş. Devamını Oku

  • KARANTİNA: İtl. Bulaşıcı bir hastalığın yaygın olduğu bir ülkeden gelen kişileri, gemileri veya malları geçici olarak tecrit etme şeklinde alınan tedbir. * Hastahanede yatması gereken hastaların kayıt ve kabul işlerinin yapıldığı yer. * Bir bulaşıcı hastalığın yayılmasını önlemek üzere hasta olup olmadığı bilinmeyen insan ve hayvanlarla temasın menedilmesi. Devamını Oku

  • NAİK: Karga ötüşü veya horoz sesi. * Çobanın koyuna bağırması. Devamını Oku

  • GAYB-AŞİNA: f. Gaybı bilen. Gaybdan haberi olan. Gelecekten veya âhiretten haberi olan. Devamını Oku

  • FEŞFEŞE: Uykudan uyandırmak. Devamını Oku

  • NASS: Kat’ilik, kesinlik, açıklık. Te’vile ihtimali olmayan söz veya delil. * Kur’ân-ı Kerim veya Hadis-i Şerifde bir iş ve mes’ele hakkında olan açıklık ve bu şekilde açık olan kelâm ve âyet. Akide. * Bir haberi kimden aldığını söyleyerek, en nihayet o haberi ilk söyleyene kadar nakledilişi isbat etmek.Bazılarınca istihraç ve izhar mânâlarından me’huzdur. Bir şeyin Devamını Oku

  • TAHİR(E): Temiz. Pâk. Abdesti bozacak veya guslü icab ettirecek şeylerden birisiyle özürlü olmayan. * Zâhir ve bâtında bütün ayıp ve kirlerden temiz, pâk olduğu için Hz. Peygamberimize de (A.S.) bu isim verilmiştir. * Müzikte: Makam ismi. Devamını Oku

  • FATİN(E): (Fıtnat. dan) Anlayışlı, akıllı, zeki, uyanık. Devamını Oku

  • ŞEDİD(E): Sert, sıkı, şiddetli. * Musibet, belâ. * Tecvidde: Rahve harflerinin zıddı olan, sükûn ile harf söylendiğinde sesin akmaması hali. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar