MÜZDECER Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MÜZDECER kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜZDECER: Sakınılması lâzım gelen âkıbet. * Sakındıracak nasihat. Vaz geçirecek, zecr edecek olan.

Sponsorlu Bağlantılar

MÜZDECER ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MÜYESSER: (Yüsr. den) Kolaylıkla olan, kolay gelen, âsân olan, nasib.(Küre-i arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefihe ile gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır. Ta’dili, büyük bir himmete muhtaçtır. Ve kezâ beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır. Bunların kapatılması ancak Allah’ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur. M.N.) Devamını Oku

  • MÜYESSER: (Yüsr. den) Kolaylıkla olan, kolay gelen, âsân olan, nasib.(Küre-i arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefihe ile gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır. Ta’dili, büyük bir himmete muhtaçtır. Ve kezâ beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır. Bunların kapatılması ancak Allah’ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur. M.N.) Devamını Oku

  • TEDBİR: Bir şeyi te’min edecek veya def’ edecek yol. * Cenab-ı Hakk’ın Hakîm ismine uygun hareket, riayet. * Bir şeyde muvaffakiyet için lâzım gelen hazırlık. Devamını Oku

  • MÜSTA’CEL: Acele yapılması lüzumlu olan, çabuk yapılması gereken. Devamını Oku

  • TILSIM-I MÜŞKİLKÜŞÂ: Açılması ve anlaşılması zor olan İlâhî gizli mânaları, hakikatları açan tılsım. Devamını Oku

  • MİNSAR (MİNSİR): Yardımı çok olan kimse. * Yardım edecek âlet. Devamını Oku

  • MÜTEHASSIL: (Husul. den) Husule gelen, hasıl olan, vücut bulan, meydana gelen. Devamını Oku

  • MÜTEVELLİD: Doğan, dünyaya gelen. * İleri gelen, çıkan, hâsıl olan. Devamını Oku

  • MÜSAFİR: Seferde ve muharebede olan. Yola çıkmış olan, yolcu. Yoldan gelen, başkasının evine gelmiş olan. * Fık: Onsekiz fersahtan uzak olan yerlere giden. (Bak: Mukim, Seferî) Devamını Oku

  • MÜBREM: Kaçınılmaz olan. Vazgeçilmez olan. Acele yapılması lüzumlu bulunan. Elzem. Devamını Oku

  • İDLÂLİYYÂT: İnsanı doğru yoldan saptıracak fikirler, azdıracak mevzular. Kur’ânla muaraza eden safsata ve bâtıl felsefi nazariyeler. Devamını Oku

  • MİSMAK: Çadırı yükseğe kaldıracak ağaç. Devamını Oku

  • ZARURİYYAT-I NÂŞİE: Bir şeyin kendisinde bulunması zaruri olan ve ondan ayrılması mümkün olmayan ve zâti hassadan meydana gelen zaruretler. Devamını Oku

  • MÜNHAFIZA: Harf söylenirken alt damaktan dilin ayrılması hâli. * Aşağılanmış olan. Devamını Oku

  • MÜTEAYYİN: (Ayn. dan) Karar verilmiş. * İleri gelen kimse. Eşraftan olan kişi. * Belli, âşikâr ve meydanda olan. Taayyün eden. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar