MÜVESVİS Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MÜVESVİS kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜVESVİS: Vesvese veren, şek veren. Şüphelenmeğe sebeb olan.

Sponsorlu Bağlantılar

MÜVESVİS ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MÜSEBBEB: (Sebeb. den) Sebebleri ve vesileleri mevcut olan. Sebeb ile meydana getirilmiş olan. Devamını Oku

  • VAHİME: Vehim veren, vesvese veren. Devamını Oku

  • SEBEB-İ HİLKAT: Yaratılışa sebeb ve gaye, yaratılışa vâsıta ve âlet olan.(… Nasıl ki O Zât, hidayetiyle saadet-i ebediyenin sebeb-i husulü ve vesile-i vüsulüdür. Öyle de duasıyla, niyazıyla o saadetin sebeb-i vücudu ve vesile-i icadıdır. S.) Devamını Oku

  • MÜDERRİS: Ders veren. Ders okutan. Muallim. İlim talebelerine ders veren. Ders vermeğe izinli ve salâhiyetli olan kimse. Profesör. Devamını Oku

  • HADŞE-NİSAR: f. Merak veren, vesvese. Devamını Oku

  • VELEHAN: Akıl gidip tembel olmak. * İbadet ederken vesvese veren şeytan. Devamını Oku

  • AVER: f. Averden “getirmek” fiilinin emir köküdür, kelime sonuna getirilerek; yapan, eden, olan, veren, götüren gibi manalara sebeb olur. Devamını Oku

  • BAİS-İ SÜR’AT: Hızlı gitmesine, sür’atli olmasına sebeb olan. Devamını Oku

  • MÜNCİ: İncâ eden. Kurtaran, necat veren.Resul-i Ekremin (A.S.M.) insanların azabtan kurtulmasına ve dünyâ ve âhiret saadetlerine sebeb olmasından mübarek isimlerinden birisi de münci olmuştur. Devamını Oku

  • MUHDİS: Hâdiseye sebeb olan. İhdas eden. Yeni bir şey ortaya çıkaran. Devamını Oku

  • VESAVİS: (Vesvese. C.) Vesveseler. Devamını Oku

  • MÜNTİC: İntâc eden, netice veren. Sebebiyet veren, meydana getiren. Bir şeyin neticelenmesine sebep olan. Devamını Oku

  • MÜNAZA-UN FİH: Hakkında ihtilaf mevcut olan şey, münakaşa edilen mes’ele. Aradaki husumete sebeb olan. Devamını Oku

  • MÜDDEÂ BİH: Dâvâcının dâvâ ettiği, dâvâya sebeb olan şey. Devamını Oku

  • MİNBER: Camide hatibin hutbe okumasına mahsus kürsü. (Rif’at mânasına olan nebr’den ism-i âlettir.) (Bak: Hutbe)(… Minber, Vahy-i İlâhinin tebliğ makamı olduğundan, o vesvese-i siyasiyenin hakkı yoktur ki o makâm-ı âliye çıkabilsin. S.) Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar