MÜTEMESSİH Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MÜTEMESSİH kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜTEMESSİH: Bir şeye sürünen. * Mesheden, sıvazlayan. Bir şeye el süren.

Sponsorlu Bağlantılar

MÜTEMESSİH ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MÜTEMESSİK: Temessük eden. Sıkı sıkı yapışıp tutan. * Bir delil ve şahide dayanan, delile istinad eden. Devamını Oku

  • MÜTEMESSİK: Temessük eden. Sıkı sıkı yapışıp tutan. * Bir delil ve şahide dayanan, delile istinad eden. Devamını Oku

  • MÜTEMESSİL: Bir şeye benzeyen, bir şeyin suretine giren, cisimlenip görülen. * Kıssa, hikâye anlatan. Devamını Oku

  • TEMESSÜK: Tutunma. Sarılma. Sıkıca tutma. * Hüccet ve delil izhar etme. * Borç senedi. Devamını Oku

  • HARİCE TEMESSÜL: Zihnî olan kelâmın hâricî âlemdeki kanunlara uygun şekilde tanzim edilişi. Devamını Oku

  • MESSAH: Ölçü âletleriyle arazi ölçen. Mühendis. * (Mesh. den) Uğuşturan, mesheden. Masaj yapan. Dellâk. Devamını Oku

  • MÜSKE: Müracaat olunacak hayır ve fayda. * Her şeyin artığı. * Akıl, kâmil zihin. * Kendine temessük olunacak şey. * Geçinecek kadar kuvvet ve gıda. Devamını Oku

  • TEMESSÜL: Benzeşmek. Cisimlenmek. * Bir şeyin bir yerde suret ve mahiyetinin aksetmesi. Bir şekil ve surete girmek. * Bir kıssa veya atasözü söylemek.(Temessülün çok envaından şu mes’eleye medar olacak üç nev’ine işaret ederiz:Birincisi: Kesif, maddî şeylerin akisleridir. O akisler, hem gayrdır, ayn değil. Hem mevattır, ölüdür. Hüviyet-i suriyesinden başka hiçbir hâsiyete mâlik değil. Meselâ sen Devamını Oku

  • İN’İKAS: Aksetme, tersine çevrilme. * Işık veya sesin bir şeye çarpıp geri gelmesi. * Aynada parlak şeyde eşyanın temessülü. Devamını Oku

  • TAASSUB: (Asab. dan) Bir şeye veya bir kimseye taraflı olma. * Din bakımından fazla salâbetli olma. * Kendi dinini çok üstün görmek. * Haksız yere husumet etmek. * Bir düşünüşe, bir inanışa körü körüne bağlanıp ondan başkasını düşünmemek hâli. (Bak: Dimağ)(… Evet İslâmiyetin şe’ni metanet, sebat, iltizam-ı hak olan salâbet-i diniyedir. Yoksa cehilden, adem-i muhakemeden Devamını Oku

  • TİMSAL: Resim, suret, sembol, nümune. Tasvir. Bir şeyi başka bir şeye benzetmek. Heykel.(Cam, su, hava, âlem-i misal, ruh, akıl, hayal, zaman vesâire gibi, tecelli-i timsal akislere mahal ve mazhar olan çok şeyler vardır. Maddiyat-ı kesifenin timsalleri hem münfasıl, hem ölü hükmündedirler. Çünkü asıllarına gayr oldukları gibi, asıllarının hâsiyetlerinden de mahrumdurlar. Nurânilerin timsalleri ise, asıllarıyla muttasıl Devamını Oku

  • MEYDAN-I HAŞİR: Haşir meydanı. Haşrin yeri.(Sual: Meydan-ı Haşir nerededir?Elcevab: $ Hâlik-ı Hakîm’in herşeyde gösterdiği hikmet-i âliye, hatta tek küçük bir şey’e, çok büyük hikmetleri takmasiyle tasrih derecesinde işaret ediyor ki: Küre-i Arz; serseriyane, bâd-ı heva azim bir dâireyi çizmiyor.. belki mühim bir şey etrafında dönüyor ve meydan-ı ekberin daire-i muhitasını çiziyor, gösteriyor. Ve bir meşher-i Devamını Oku

  • NEFS-İ EMMARE: İnsanın çirkin ve şeytanın teşviklerine itirazsız ve mücahedesiz tâbi olması hâli.(Nefs-i emmârenin istibdad-ı rezilesinden selâmetimiz İslâmiyete istinad iledir. O habl-ül metine temessük iledir. Ve haklı hürriyetten hakkıyla istifade etmek, imandan istimdat iledir. H.)(Bir zaman evliya-yı azimeden; nefs-i emmaresinden kurtulanlardan birkaç zattan, şiddetli mücahede-i nefsiyeler ve nefs-i emmareden şekvalarını gördüm. Çok hayret ediyordum. Hayli Devamını Oku

  • TERCİH BİLÂ MÜRECCİH: Hiç bir üstünlük sebebi yok iken birbirine eşit iki şeyden birisini diğerine üstün tutmak. Devamını Oku

  • SOHBET: Konuşma, sevdiği kimselerle yapılan toplantı. * Birlikte oturup tatlı tatlı hakikat üzerine konuşmak.(Sohbet-i Nebeviye öyle bir iksirdir ki; bir dakikada ona mazhar bir zât, senelerle seyr ü süluka mukabil hakikatın envarına mazhar olur. Çünkü sohbette insibağ ve in’ikâs vardır. Malumdur ki; in’ikâs ve tebaiyyetle o nur-u âzam-ı Nübüvvetle beraber en azim mertebeye çıkabilir.Nasılki, bir Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar