MÜTEKELLİM-İ MAALGAYR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MÜTEKELLİM-İ MAALGAYR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜTEKELLİM-İ MAALGAYR: Konuşan kimsenin kendisinin de içinde bulunduğu bir cemaata ait fiili ifade eden kelimelerin sigasıdır. Okuduk, yazıyoruz, gideceğiz, çalışmışız... gibi. (Bak: Mütekellim-i vahde)(Fert mütekellim-i vahde olsa, müsamahası ve fedakârlığı amel-i sâlihtir. Mütekellim-i maalgayr olsa, hıyanettir, amel-i tâlihtir. Bir şahıs kendi nâmına hazm-ı nefs eder, tefahür edemez; millet namına tefahür eder, hazm-ı nefs edemez. M.)

Sponsorlu Bağlantılar

MÜTEKELLİM-İ MAALGAYR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • A’MÂL-İ SÂLİHA: Allah’ın rızasına uygun, iyi ve hayırlı işler.( $) Kur’an: Sâlihatı mutlak, mübhem bırakıyor… Çünki ahlâk ve faziletler, hüsn ve hayr çoğu nisbîdirler… Nev’den nev’e geçtikçe değişir… Sınıftan sınıfa nâzil oldukça ayrılır… Mahalden mahale tebdil-i mekân ettikçe başkalaşır. Cihet muhtelif olsa, muhtelif olur. Fertten cemaate, şahıstan millete çıktıkça mahiyeti değişir.Meselâ: Cesaret, sehavet; erkekte: gayret, Devamını Oku

  • MÜTEKELLİM-İ VAHDE: Konuşan kimsenin yalnız kendine ait fiili gösteren kelimelerin sigasıdır. Baktım, görüyorum, gezmişim, oturacağım gibi. (Bak: Mütekellim-i maalgayr) Devamını Oku

  • NUN-U MÜTEKELLİM-İ MAA-L GAYR: Mütekellim-i maalgayrın “nun” harfi. Fiildeki cemi’ sigasındaki nun. (Bak: Mütekellim-i maalgayr) Devamını Oku

  • NEFS-İ MÜTEKELLİM: Gr: Birinci şahıs. (Bak: Mütekellim-i vahde) Devamını Oku

  • İHSANPERVER: f. İhsan edici. İyiliği çok sever.(İhsan ihsandır, eğer nev’e olsa veya muhtaca ve fakire olsa. Sehavet o vakit tam sehavettir, eğer millet için olsa, yahut milleti tazammun eden bir ferde olsa güzeldir. Şayet muhtaç olmayan şahsa olsa, şahsı tembel eder. Çingeneliğe alıştırır. Elhasıl, millet bâkidir, fert fâni!) (Münazarat) Devamını Oku

  • ZAMİR-İ MÜTEKELLİM: Mütekellim zamiri, yani konuşanın isminin yerini tutan zâmir. (“Ben” gibi) Devamını Oku

  • SAHAVET: Cömertlik, el açıklığı, muhtaç olanlara çok ihsan etmek.(İhsan ihsandır. Eğer nev’e olsa; veya muhtaca ve fakire olsa, sahavet o vakit tam sahavettir. Eğer, millet için olsa, yahut milleti tazammun eden bir ferde olsa güzeldir. Şayet muhtaç olmayan şahsa olsa, şahsı tenbel eder, çingeneliğe alıştırır. Elhâsıl, millet bâkidir, fert fâni. Münazarât) Devamını Oku

  • MÜTEKELLİMÂNE: f. Konuşur gibi, konuşmak suretiyle. Devamını Oku

  • TEKELLÜM: (C.: Tekellümât) Konuşmak. Söylemek. Devamını Oku

  • MÜTEKELLİM-İ EZELÎ: Allah (C.C.) Devamını Oku

  • MÜTEKELLİS: (Kils. den) Kireçlenmiş, kireçlenmiş. Devamını Oku

  • MÜTEKELLİF: Zahmetli iş tutan, külfetli işe girişen. Devamını Oku

  • MÜTEKELLİFÎN: (Mütekellif. C.) Zahmetli, külfetli iş tutanlar, tekellüf edenler. Devamını Oku

  • TEKELLÜM-İ SÂMİT: Sessiz konuşma. Devamını Oku

  • HAZM-I NEFS: f. Tahammül etmek. Nefsini kırmak. Meydana gelen kendi ile alâkalı gördüğü bir kusuru kendi üzerine almak. Sabreylemek. Sindirmek. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar