MÜTEHARRİ Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MÜTEHARRİ kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜTEHARRİ: Taharri eden, araştıran.

Sponsorlu Bağlantılar

MÜTEHARRİ ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MÜTEHARRİYANE: f. Taharri edip araştırana yakışır şekilde. Devamını Oku

  • MÜTEHARRİZ: Korunan, sakınan. Devamını Oku

  • MÜTEHARRİŞ: Tırmalanan, tırmıklanmış olan, tırmık yiyen. Devamını Oku

  • MAFSAL-I MÜTEHARRİK: Tıb: Oynar eklem. Devamını Oku

  • MEYYİT-İ MÜTEHARRİK: Hareket halindeki ölü. * Mc: Sağ olup, gayret sahibi olmayanlara söylenir. Devamını Oku

  • TEHARRÜK: Hareketlenmek, kımıldamak. Hareket etmek. Devamını Oku

  • MÜTEHARRİM: (C.: Müteharimîn) İhtiyar gibi görünen. Kendini ihtiyar gösteren, yaşlı gösteren. Devamını Oku

  • MÜTEMERRİD: İnatçı, ısrar eden, dik kafalılık eden. Kibirlilik eden.(Dine muhalif felsefeden tam ders alan, bir firavun olur. Fakat en hasis şeye ibadet eden ve menfaat gördüğü her şeyi kendine rab telâkki eden bir firavun-u zelildir. Hem mütemerriddir. Fakat bir lezzeti için nihayet zilleti kabul eden miskin bir mütemerriddir. Hasis bir menfaat için şeytanın ayağını öper Devamını Oku

  • MÜTECAVİZ: (Cevâz. dan) Hücum eden, tecüvüz eden. Haddi aşan, geçen. * Sataşan, saldıran. * Sarkıntılık eden. * Çok, fazla. Devamını Oku

  • MÜSBİT: İsbat eden, tesbit eden. Hakikat olduğunu, doğruluğunu belli eden. Devamını Oku

  • SERAB: Şaşkın hâle gelme. Çorak yerlerde, çölde sıcak ve ışığın te’siriyle ileride, yakında yahut ufukta su veya yeşillik var gibi görünme hâdisesi.(Ey serab-ı gururu, şarab-ı tahur zanneden Said-i hodfuruş! Hikmet, hayr-ı kesir olduğunu işittin. Fakat yanlış yola gitmiştin. Şu kitab-ı kâinatın hikmetini maânisinde aramadın. Gittin nukuşunda taharri ettin. R.N.) Devamını Oku

  • MÜFTERÎ: İftira eden. Başkasına suç isnad eden. Yapmadığı kötülüğü isnâd eden. Devamını Oku

  • MÜDEMMİR: Tedmir eden. Yok eden. Helak eden. Mahveden. Devamını Oku

  • MÜTEABBİD: Taabbüd eden. Kulluk eden. İbadet eden. Devamını Oku

  • MÜLTEZİM: Bir şeyi kendi üzerine lâzım eden; iltizam eden, üzerine alan, deruhte eden. Devlet hazinesine maktu, muayyen vergi verip bir kısım memleketlerin aşar gibi varidatının tahsilini üzerine alan. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar