MÜSTEŞRİKÎN Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MÜSTEŞRİKÎN kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜSTEŞRİKÎN: (Müsteşrik. C.) Müsteşrikler.

Sponsorlu Bağlantılar

MÜSTEŞRİKÎN ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MÜŞRİKÎN: (Müşrik. C.) (şirk. den) Müşrikler, Allah’a şirk koşanlar. Devamını Oku

  • SÜRRAK: (Sârik. C.) Hırsızlar, sârikler. Devamını Oku

  • ASHÂB-I KALİB: Bedirde öldürülüp kuyuya atılmış olan müşrikler. Devamını Oku

  • ANKEBUT: Örümcek.(Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın Ebubekir-i Sıddık (R.A.) ile küffarın tazyikinden kurtulmak için tahassun ettikleri Gar-ı Hira’nın kapısında iki nöbetçi gibi, iki güvercinin gelip beklemeleri ve örümcek dahi perdedar gibi harika bir tarzda kalın bir ağla mağara kapısını örtmesidir ki: Örümcek zayıf ağı ile rüesa-yı Kureyş’e galebe etmiştir. Ayet diyor ki: En zaif bir hayvana Devamını Oku

  • HİCRET: Bir yerden bir yere göç etmek. Kendi memleketini bırakıp başka memlekete taşınmak. * Hz. Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Mekke’den Medine’ye hicret etmesi. İslâmiyetin ilk zuhurunda, şeref ve izzetleri zedelenen Mekke’deki putperest müşrikler daima Hz. Peygamber’e su-i kastlar tertipliyorlardı. Bu yüzden Peygamber Efendimiz (A.S.M.) Mekke’yi bırakıp Medinelilerin dâvetini kabul ederek Hz. Ebu Bekir (R.A.) ile birlikte Devamını Oku

  • UHUD MUHAREBESİ: Uhud, Medine-i Münevvere’nin bir mil kuzeyinde kırmızı bir dağ olup, Hz. Peygamberimizin (A.S.M.) ashâbıyla Kureyşliler arasında vuku bulmuş olan Uhud Gazasıyla meşhurdur.Uhud gazası, hicretten 2 sene 6 ay 7 gün so a olmuştur. Bunun zahirî sebebi: Daha evvel yapılmış olan Bedir Gazasında Kureyşliler mağlub olduklarından, Kureyşlilerden Bedir Gazasında akrabaları öldürülmüş olan bazı kişiler Devamını Oku

  • FASAHAT: Doğru ve düzgün söyleyiş. Açık ve güzel ifadeli konuşma.Fasâhat: Sözün; lâfız, mâna ve âhenk itibariyle kusursuz olmasıdır. Diğer tâbirle, lâfızların söylenişinin tatlı, mânasının da söylenirken hemen zihne girmesidir. Bu keyfiyetlerin birincisi, kelime ve cümle âhengi ile, ikincisi de kullanan kimsenin kelime hazinesi ve seçme kudreti ile alâkalıdır. Fasâhatin daha yüksek derecesine belâgat denir ki; Devamını Oku

  • MÜSTEŞRİK: (Şark. dan) Doğu memleketlerinin din, dil ve tarihlerini ve diğer bâzı hususları araştırıp tesbite çalışan batılı âlim. Garplı âlim. (Orientalist) Devamını Oku

  • HUDEYBİYE: Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye giden yolun üzerinde ve Mekke’den bir merhale uzaklıkta küçük bir köy olup, yakınında bir kuyu ve bir ağaç vardır ki, bu ağacın altında Hz. Fahr-i Kâinat Efendimize (A.S.M.) beşinci hicri senede eshabı tarafından biat olunmuştur. Hicretten beş sene on ay geçtiğinde Hz. Peygamber, maiyetindeki Muhacirîn ve Ensar’dan 1400 kişi bulunduğu Devamını Oku

  • MÜSTEÎR: (Ariyyet. den) Ödünç veya borç alan. İstiare eden. Devamını Oku

  • MÜSTEŞ’İR: (İş’ar. dan) Soruşturan. (Yazı ile) bildirilmesini isteyen. Devamını Oku

  • MÜSTEŞRİF: Nâzır, bakan. * Eğik, mâil. Devamını Oku

  • KÂSTE: f. Eksik, noksan, eksilmiş, azalmış.KASUB : Mestler.KASUS : Yalnız otlayan deve.KASV : Deve kulağının kenarı. Devamını Oku

  • KÜSİSTE: (Güsiste) f. Gevşek, uyuşuk, tembel. * Kopuk, kopmuş. Devamını Oku

  • RÜSTE: f. “Çıkmış, bitmiş, yetişmiş” anlamlarına gelir ve birleşik kelimeler yapılır. Meselâ: Nev-rüste $ : Yeni yetişmiş bitki. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar