MÜŞKİL Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MÜŞKİL kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜŞKİL: (Müşkile) Zorluk, güçlük, zor olan iş. Çetinlik. * Edb: Mânasının derinliği veya edebi bir san'atla ifade edilmiş olmasından dolayı teemmül ve tefekkürsüz anlaşılmayacak derecede hafî olan lâfızdır. Mânaca nass'ın mukabilidir.

Sponsorlu Bağlantılar

MÜŞKİL ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MÜŞKİLAT-I KUR’ANİYE: Manasının incelik ve derinliği veya istiare-i bediyye ile ifade edilmiş olması gibi sebeblerden dolayı derin tetebbu ve tefekkür neticese ancak anlaşılabilen âyetler. Devamını Oku

  • TEEMMÜLÎ: Düşünerek söylenen veya yazılan. Teemmüle ait ve müteallik. (Bak: Tefekkür) Devamını Oku

  • MÜTEFEKKİR: Düşünen, derin mes’eleleri düşünen. Tefekkür ve teemmül edici olan. * Kuvve-i bâtınayı sarfeden. Âlim. Çok bilgili. (Bak: Tefekkür) Devamını Oku

  • MÜFESSER: Tefsir edilmiş. izah ve beyan edilmiş. Mânası izah suretiyle bildirilmiş. Açıklanmış. * Beyan-ı tefsir veya takrir edilmiş olması sebebiyle manası “nass” dan daha vâzıh olan sözdür. * Mücmel olmayan söz. Devamını Oku

  • MÜTEEMMİL: Teemmül eden. Derin düşünen. * Dalgın. Devamını Oku

  • İSBATİYECİLİK: (Fr: Pozitivizm) Fls: Bu felsefe nazariyesine göre, isbat yolu ile yakîn, şüphesiz bilginin elde edilebilmesi, tecrübelerle müşahadelerle ve vakıalara istinaden mümkün olacağı iddia edilir. İsbat şeklini ve sahasını daraltıp sadece maddiyata münhasır kılan bu anlayış yalnız maddiyata ait mes’eleler için doğrudur.(Bir şeyden uzak olan bir kimse yakın olan adam kadar o şeyi göremez. Ne Devamını Oku

  • MİKÂİL: Rezzakıyyet arşının hamelesi olan büyük Melek. Dört Büyük Melekten birisi. (Bak: Melâike) Devamını Oku

  • İNSAN-I KÂMİL: Güzel huy, ahlâk ve yüksek fazilet sahibi olan kimse. Devamını Oku

  • KÂMİL: (Kemal. den) Bütün, tam, olgun, eksiksiz, kemalde olan, kusursuz. Kemal ve fazilet sâhibi. * Resul-i Ekrem’in de (A.S.M.) bir vasfıdır. * Yaşını başını almış, terbiyeli ve görgülü kimse. * Âlim, bilgin kişi. * Bir aruz kalıbı ismi.(Büyük görünme küçülürsün…Kâmillerde, büyüklük mikyasıdır küçüklük, Nâkıslarda küçüklük mizanıdır büyüklük. S.) Devamını Oku

  • ÜNVAN-I MÜLÂHAZA: Bir şeyin hakikatını bir derece düşünebilmek için olan isim, tabir ve vasıta.(Mi’raciyedeki mâceralar, mâlumumuz olan mânalarla, o kudsi ve nezih hakikatları ifade edemiyor. Belki o muhavereler birer ünvan-ı mülâhazadır; birer mirsad-ı tefekkürdür ve ulvi ve derin hakaika birer işarettir ve imanın bir kısım hakaikına birer ihtardır. Ve kabil-i tabir olmayan bazı mânalara birer Devamını Oku

  • MÜŞKİL-ÜT TAHSİL: Elde edilmesi, tahsili zor olan. Kolay tahsil edilemeyen. Devamını Oku

  • MÜTEVATİR-İ BİLMÂNÂ: Nakledilen bir haberin başka ifade ve kelimelerle, başka başka şekilde ifade edilerek tevatür hâle gelmesi. Mânaların çok insanlarca başka başka kelimelerle nakledilmesi. Bir haberin veya hâdisenin farklı ifadelerle, başka başka şahıs veya topluluklar tarafından nakledilmiş olması. Devamını Oku

  • TEBRİK: Gözlerini dike dike bir yere bakmak. * Günaha girmek. * Uzak bir yere sefer etmek. * Çetinlik, zorluk sebebi ile yorulmak. * Kadının süslenip püslenmesi. * Evi ziynetleyip süslemek. Devamını Oku

  • KÜTÜB-Ü MÜNZELE: Vahiy ile Cenâb-ı Hak tarafından indirilmiş, ihsan edilmiş mukaddes kitaplar.(… Kur’anı nâzil eden Zât-ı Zülcelâl, Mu’cizat-ı Ahmediye (A.S.M.) ile, Kur’an vahiy olduğunu gösterir; isbat eder. Ve nâzil olan Kur’ân dahi üstündeki i’caz ile gösterir ki; Arştan geliyor. Ve münzel-i aleyh olan Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) bidayet-i vahiydeki telaşı ve nüzul-i vahy vaktindeki vaziyet-i bihuşu Devamını Oku

  • MÜTTEFİK: İttifak eden. Birbiriyle aynı fikirde olan. Birleşmiş, anlaşmış olan. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar