MUSÎB Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MUSÎB kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MUSÎB: İsâbetli, yanılmayan, doğru. * Resul-i Ekremin (A.S.M.) isimlerinden birisi.

Sponsorlu Bağlantılar

MUSÎB ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MÜNCİ: İncâ eden. Kurtaran, necat veren.Resul-i Ekremin (A.S.M.) insanların azabtan kurtulmasına ve dünyâ ve âhiret saadetlerine sebeb olmasından mübarek isimlerinden birisi de münci olmuştur. Devamını Oku

  • ŞEHİR: Meşhur. Şeref ve şan sahibi. * Alemlerce meşhur, Resul-ü Ekremin (A.S.M.) bir ismi. Devamını Oku

  • MUKAFFÎ: Resul-i Ekremin (A.S.M.) bir ismidir. (Çünkü, O’nu dünyanın hiç bir şeyi Allah’a tâbi olmaktan ayıramamış ve bütün enbiyâ ve resullerin iyi yollarını da tâkib etmiştir.) Devamını Oku

  • FATIMAT-ÜZ ZEHRA: Hz. Resul-i Ekremin (A.S.M.), Hz. Hatice’den doğma kızı. Hicretten 18 yıl önce doğmuş, Hz. Ali ile evlenmiş ve Hz. Hasan ve Hüseyin’in vâlideleri olmuştur. Peygamberimizden (A.S.M.) 6 ay so a dâr-ı bekaya göçmüştür. (Radıyallahü anha) Devamını Oku

  • CELCELUTİYE: Peygamberimizin Resul-i Ekremin (A.S.M.) derslerine istinâden, aslı cifir ve ebced hesâbı ile alâkalı olarak Hz. Ali (R.A.) tarafından te’lif edilen Süryânice bir kasidedir. Esas mânası; bedi’ demektir. Devamını Oku

  • MUTASALLİB: (Sulb. dan) Sertleşen, katılaşan. * Sağlam, sert. * Salâbetli. Din işlerinde çok gayretli. Devamını Oku

  • HACCAC: Çok eskiden Irakta vâlilik yapan fakat, Hz. Resul-ü Ekremin (A.S.M.) soyundan gelenlere ve onlara taraftar olanlara çok zulmeden, haddini aşmış bir zâlimin ünvânı. Asıl ismi Yusuf bin Sakafi’dir. Haccac-ı Zâlim diye de anılır. Devamını Oku

  • MUHYÎ: Maddî mânevî hayat veren, dirilten, canlandıran, can ve ruh veren mânalarında olup, Cenab-ı Hakk’ın bir ismidir.(Ehl-i dünya küfür ve dalâlet karanlığında mânen ölü gibi iken Resul-i Ekremin (A.S.M.) mübarek irşadları ve iman nurları ile dirilmelerine ve o mânevî ölümden kurtulmalarına binaen Peygamberimize de (A.S.M.) Muhyî denilmiştir) Devamını Oku

  • MÜSTEB’AD: (Bu’d. dan) Uzak görülen, akla yakıştırılmayan, olacağı sanılmayan. Devamını Oku

  • VELİ: Sahib, mâlik. * Evliya. * Muin. Muhafaza eden. * Küçük çocukların hâlinden mes’ul kimse. * Sıddık. * Baba. Babanın babası, cedde de denir. * Fık: Hayatını mücadelelerle ve azimet ve fevkalâde bir zühd ve takva ile ibadet ve taata sarfederek kendisinden Allah’ın (C.C.) izniyle gaybdan haber vermek ve gaybî ahvali keşfetmek gibi ilmî ve Devamını Oku

  • VELİ: Sahib, mâlik. * Evliya. * Muin. Muhafaza eden. * Küçük çocukların hâlinden mes’ul kimse. * Sıddık. * Baba. Babanın babası, cedde de denir. * Fık: Hayatını mücadelelerle ve azimet ve fevkalâde bir zühd ve takva ile ibadet ve taata sarfederek kendisinden Allah’ın (C.C.) izniyle gaybdan haber vermek ve gaybî ahvali keşfetmek gibi ilmî ve Devamını Oku

  • İLYASÎN: İlyas demektir. Bazı kıraetlerde “âl yasin” okunduğundan, her iki kıraete de mutabık olmak için imlâsı, “el yasin” suretinde yazılır.Yasin, İlyas Aleyhisselâm’ın babası olmakla Âl-i Yasin, yine İlyas demek olur. Yasin bir de Resul-i Ekrem’in isimlerinden olduğuna göre, bazıları Âl-i Yasin’den murad; ümmet-i Muhammed (A.S.M.) olduğunu söylemişlerdir. (E.T.) Devamını Oku

  • ANDELİB: Bülbül. Seher kuşu. * Mc: Hz. Resul-u Ekrem’in (A.S.M.) bir ismi. Devamını Oku

  • BÜRE: (C.: Bürât-Bürâ-Bürin) Deve burnuna takılan halkalar. * Bilezik gibi olan halkaların her birisi. Devamını Oku

  • MÜDEBBİR-İ HAKÎM: Hikmetle tedbir eden. Her işini çok hikmet ve tedbirle yapan. Cenab-ı Hak.(Evet, hiçten birden hârika bir gürültü ile cevvi konuşturmak ve fevkalâde bir nur ve nar ile zulmetli cevvi ışıkla doldurmak ve dağvâri, pamukmisâl ve dolu ve kar ve su tulumbası hükmünde olan bulutları ateşlendirmek gibi hikmetli ve garâbetli vaziyetlerle baş aşağı, gafil Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar