MÜSADİF Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

MÜSADİF kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜSADİF: Rastlayan, tesadüf eden.

MÜSADİF ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MÜTESADİF: Tesadüf eden, rastgelen. Karşılaşan. Devamını Oku

  • MÜTESADİFÎN: (Mütesadif. C.) Rastgelenler, tesadüf edenler. Devamını Oku

  • TESADÜFÎ: Rastgele. Tesadüf olarak. Tedbirsiz meydana gelmek suretiyle. Devamını Oku

  • TESADÜFEN: Tesadüf olarak, rastgele. Devamını Oku

  • İSABETKÂR: f. Doğru rastlayan. İsabetli. Devamını Oku

  • TESADÜM-Ü EFKÂR: Fikirlerin çarpışması. Münazara.(Hak namına, hakikat hesabına olan tesadüm-ü efkâr ise: Maksadda ve esasta ittifak ile beraber, vesâilde ihtilâf eder. Hakikatın her köşesini izhar edip, hakka ve hakikata hizmet eder. Fakat tarafgirane ve garazkârane firavunlaşmış nefs-i emmare hesabına hodfuruşluk, şöhretperverâne bir tarzdaki tesadüm-ü efkârdan “bârika-i hakikat” değil, belki fitne ateşleri çıkıyor. Çünkü maksadda ittifak Devamını Oku

  • HOŞBEŞ: Selâmsabah, hatır sorma, birbirine rastlayan iki ahbab arasında söylenilen ilk sözler. Devamını Oku

  • AYIKLANMA: t. (Biyolojide) Çevre şartlarına en iyi uyabilen canlıların hayatta kalıp çoğaldığı, uyamıyanların öldüğü ve nesillerinin yok olduğu, böylece canlılardan tabii bir tekâmül (evrim) meydana geldiğini savunanların ileri sürdüğü bir tâbirdir. Ayıklanma ile tekâmül görüşü tabiatta herşeyin tesadüfle meydana geldiği peşin hükmüne dayanır. Hayatı ve kâinatı tesadüfle açıklamak hem ilmi, hem aklı inkârdan başka birşey Devamını Oku

  • TABİATPEREST: f. Her şeyin kendi kendine olduğunu veya tabiatın meydana getirdiğini kabul eden. Allah’tan (C.C.) gaflet edip, kâinatın tesadüfen olduğunu zu’meden. Devamını Oku

  • TESADÜF: Rastgelme. Bir şey kendiliğinden olma. Tedbirsiz meydana gelme. (Bak: Delil-i inayet) Devamını Oku

  • NEVRUZ: f. Yeni gün. İlkbahar. Baharın ilk günü sayılan ve güneşin Hamel (Kuzu) burcuna girdiği 22 Marta rastlayan gün. Bu tarihte gece ve gündüz müsâvi olur. İranlıların yılbaşısıdır. Devamını Oku

  • TESADÜM: Vuruşma. Şiddetle çarpışma. Devamını Oku

  • KEMER: f. Yay gibi eğik olan yapı. * Bele bağlanan kuşak. * İç çamaşırın bele rastlayan kısmı. Devamını Oku

  • ESNA-İ TESADÜM: Ask: Çarpışma anı, müsademe zamanı, vuruşma esnası. Devamını Oku

  • MÜZEYYİF: Eğlenen, tezyif eden, hakaret ve alay eden. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar