MÜNTASIB Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MÜNTASIB kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜNTASIB: (Nasb. dan) Direk gibi dikili duran.

Sponsorlu Bağlantılar

MÜNTASIB ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MÜTEVAKKIF: Bir şeye bağlı olan, onunla iş görecek olan, ilerlemeyip duran. * Bekleyen, tevakkuf eden, duran, eğlenen. Devamını Oku

  • MA-HALA: (Bir istisnâ edatıdır) Mâadâ mânasına gelir, kendinden so aki kelimeyi nasb eder. $ (Allah’tan başka herşey fânidir) cümlesinde olduğu gibi. Devamını Oku

  • ÜSTÜVANE: Geo: Silindir. Direk şeklindeki sütun. İçi boş direk şekli. Devamını Oku

  • MUKÎM: İkamet eden. Ayakta duran. * Okuyan. * Bir memlekette devamlı duran. * Fık: Vatanında veya vatanı sayılan bir yerde onbeş günden fazla kalan kimse. (18 saatlik uzağa gidene “Misâfir” denir.) * Esmâ-i İlâhiyyeden olup “Her şeyi ayakta tutan, devam ettiren ve kayyumiyet sırrıyla bir an bile hiç bir şeyden alâkasız olmayan” meâlindedir. Devamını Oku

  • MUKÎM: İkamet eden. Ayakta duran. * Okuyan. * Bir memlekette devamlı duran. * Fık: Vatanında veya vatanı sayılan bir yerde onbeş günden fazla kalan kimse. (18 saatlik uzağa gidene “Misâfir” denir.) * Esmâ-i İlâhiyyeden olup “Her şeyi ayakta tutan, devam ettiren ve kayyumiyet sırrıyla bir an bile hiç bir şeyden alâkasız olmayan” meâlindedir. Devamını Oku

  • MÜSTEHDİF: (Hedef. den) Hedef tutan. Hedef tutulan. Hedef gibi dikilip duran. Devamını Oku

  • VÂKIF: Bilen, haber sahibi. Aşina. Bir işten iyi haberi olan. * Vakfeden. * Duran, ayakta duran. Devamını Oku

  • ARMADOR: İtl. Direk, seren, ip ve yelken gibi şeylerle gemiyi donatan usta. Devamını Oku

  • HANİN-ÜL CİZ': Kuru direğin inleyip ağlayışı. Hurma kütüğünün inlemesi.(Mescid-i Şerifte hurma ağacından olan kuru direk (Resul-ü Ekrem (A.S.M.) hutbe okurken, ona dayanıyordu) so a minber-i şerif yapıldığı vakit Resul-ü Ekrem (A.S.M.) minbere çıkıp hutbeye başladı. Okurken, direk deve gibi enin edip ağladı; bütün cemaat işitti. Tâ Resul-ü Ekrem (A.S.M.) yanına geldi, elini üstüne koydu, onunla Devamını Oku

  • URZ: Mania, engel. Açıktan hedef gibi bir şeye mâruz olup duran. * Hâcet, ihtiyaç. * Taraf, nâhiye, cânip. * Vasat, orta. Devamını Oku

  • NASAİB: (Nasibe. C.) Dikili taşlar. Devamını Oku

  • MÜFTAC: Bevletmek için iki ayağını ayırıp duran deve. Devamını Oku

  • MÜNTEBİZ: Safın arkasında yalnız duran kişi. Devamını Oku

  • ISTIHAM: Ayak üstüne dikili durmak. Devamını Oku

  • MÜDRUZ: Kapı üstünde veya sokak başında duran kimse. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar