MUNSALİH Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MUNSALİH kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MUNSALİH: Sulh üzere olan. Barış hâlinde olan.

Sponsorlu Bağlantılar

MUNSALİH ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • SULH-PERVER: f. Sulhçu. Dâimâ sulh ve sükun isteyen. Harp ve çarpışmak istemeyen. Barışsever. Devamını Oku

  • MÜTESALİH: (Sulh. dan) Sulh yapan, tesalüh eden. Devamını Oku

  • İLAHÎ: Cenâb-ı Hak ile alâkalı, Allah’a dâir. Cenab-ı Hakk’a aid ve müteallik. * Ey Allahım, ey İlâhım! (meâlinde duâ içinde söylenir). * Edb: Tasavvufî şairler tarafından dinî ve İlâhî fikirleri havi olmak üzere yazılmış olan ve makamla okunan şiirler. Devamını Oku

  • CİRİT: Düşmana atılmak üzere yapılmış ucu demirli, sert tahtadan kısa mızrak. Sulh zamanlarında talim mahiyetinde yapılan karşılaşmalara cirit oyunu denirdi. Türklerin makbul bir sporu idi. Devamını Oku

  • HÜKM-İ ÂDİL: Huk: Adalet üzere verilmiş olan hüküm. Devamını Oku

  • MÜDARA: Dost gibi görünme. Yüze gülme. * Başkalarının fikirlerine uyarcasına hareket etmek. * Sulh ve salâh üzere bulunmak. (Meşru bir surette ve iyi bir netice için yapılan müdârâ memduhtur. Fena bir netice için ise, kötüdür; İslâmlığa yakışmaz, İslâm onu men’eder.) (Bak: Mümaşat) Devamını Oku

  • HÜDN: Barış, sulh, musalaha. Devamını Oku

  • MUSALİH: Sulh yapan, barışan. Devamını Oku

  • HİBEK: (C.: Hubük) Rüzgârın lâtif estiği zaman denizde veya kumda meydana getirdiği yol yol kırıntılar ve dalgacıklar. Saçların kıvırcıklığından hâsıl olan dalgalanmalar. Kelimenin aslı olan “habk” sıkı bağlayıp muhkem kılmak; ve kumaşı sıkı, sağlam ve üzerinde san’at eseri zahir olacak vecihle güzel bir zemin üzere dokumak mânasına gelir. (E.T.) Devamını Oku

  • MUSLİHÂNE: f. Sulh yolu ile, iyilikle anlaşarak. Arabuluculukla. Devamını Oku

  • MÜMAŞAT: Birlikte hoş geçinmek. * Bir maslahat yolunu takib etmek. * Meslek işlerinde tesviye, tervic ve idare etmek. * Karışmamak. * Başkalarının zarar vermeyen fikirlerine uyarcasına hareket etmek ve sulh u salâh üzere durmak. Uygunluk. Devamını Oku

  • SALAH: Bir şeyin en iyi hâli. Rahatlık, sulh, iyileşme, düzelme, iyilik. Dine olan bağlılık. Her hayra câmi faziletlerin toplanmasında hâsıl olan yüksek bir sıfat. (Mukabili fesad ve fücurdur) Devamını Oku

  • HİCAZ DEMİRYOLU MADALYASI: Şam-Hicaz demiryolunun yapımı için para yardımı bulunanlarla, demiryoluna ait işlerde hizmetleri görülenlere verilmek üzere II.Abdülhamid tarafından çıkartılan üç ayrı madalya. 16.9.1902 tarihli nizamname ile çıkarılan bu madalyanın bir tarafında “Hamidiye Hicaz demiryoluna hizmet eden hamiyyetmendâna mahsus madalyadır.” ibaresi; diğer yüzünde defne dalında bir çelenk içinde Abdülhamid II’in “El-gazi” tuğrası, altta ise lokomotif Devamını Oku

  • ARİYE: (Ariyet) Geri verilmek üzere alınan, iğreti. Bir kimsenin geri almak üzere, karşılıksız olarak başkasının faydalanmasına terk ettiği mal. Kullanılmak üzere alınan emanet mal. Devamını Oku

  • LEYSE KEMİSLİHİ ŞEY’ÜN: Ne zâtında, ne sıfâtında, ne de ef’âlinde naziri yoktur, şebihi olamaz!. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar