MÜNEVVİR Osmanlıca ne demek?

Sponsorlu Bağlantılar

MÜNEVVİR kelimesinin Osmanlıca anlamı nedir?

MÜNEVVİR: Mc: Hakaik-ı Kur'âniye, hakaik-ı imâniye, ibâdet ve tâat gibi nurlarla nurlandıran. * Nur veren, aydınlatan.

Sponsorlu Bağlantılar

MÜNEVVİR ile alakalı bazı sözcükler ve Osmanlıca anlamı

  • MÜNEVVİL: Nimet veren. İhsan eden. Devamını Oku

  • MÜNEVVİM: Uyutucu. Uyku veren ilâç. Devamını Oku

  • MÜNİR: Nurlandıran, nur veren, ziya veren, ışık veren, parlak. Devamını Oku

  • HAKAİK-I NİSBİYE: Nisbete, ölçüye göre olan hakikatlar.(Hakaik-ı nisbiye denilen şeyler, kâinatın eczası arasında bulunan rabıtalardır. Ve kâinattaki nizam, ancak hakaik-ı nisbiyeden doğmuştur. Ve hakaik-ı nisbiyeden kâinatın envaına bir vücud-u vahid in’ikas etmiştir. Hakaik-ı nisbiye, büyük bir ölçüde hakaik-i hakikiyeden çoktur. Hattâ bir zatın hakaik-ı hakikiyesi yedi ise, hakaik-ı nisbiyesi yediyüzdür. Binaenaleyh kubuh ve şerde, şer Devamını Oku

  • PERTEV-ENDÂZ: Işıklandıran, ziyâ veren, nurlandıran. Devamını Oku

  • NUREFŞAN: f. Etrafı aydınlatan, nur saçan, ışık veren. Devamını Oku

  • MÜSMİR: Hayır veren, meyve veren, faydalı netice veren. Devamını Oku

  • SEKİNE(T): Sükûn ve itmi’nan, temkin. Nefisteki telâşın kesilmesi ile hâsıl olan kalb huzuru ve sükûneti. * Telâş ve hafifliğin zıddıdır. * Kalb rahatlığı, kalb kuvveti veren çok mühim bir duânın ismi. (Bu, Sekine isimli duâ, Hazret-i Ali Radıyallâhü Anh gibi evliyânın bildiği ve içerisinde ondokuz harfli ondokuz âyet bulunan çok mühim, sükûnet ve itmi’nan veren Devamını Oku

  • ŞEBEFRUZ: (Şeb-efruz) f. Gece vakti ışık veren. Geceyi aydınlatan. Devamını Oku

  • KUVVE-İ KUDSİYE: Evliyâ kuvveti. Cenab-ı Hakk’ın yardımına mazhar olan kuvvet. Hakaik-ı imâniye ve Kur’aniyeyi gayet ince ve derin bir firaset ve dirayetle anlayabilme kuvveti. Devamını Oku

  • GÎTÎ-FÜRÛZ: Dünyayı aydınlatan. Devamını Oku

  • TEDNİR: Ruşen etmek, nurlandırmak, parlatmak. Devamını Oku

  • EİMME-İ İSNÂ AŞER: On iki imâm. Silsile-i sâdâttan olup müceddit olan imâmlar hakkındaki bir tâbirdir. Bu zâtlar esasât-ı İslâmiye ve hakaik-i Kur’âniye ve imâniyenin, dini esasların ve şeriatın muhafazasına çalışan, saltanat işlerine karışmayan mânevi riyâset ve ilim sahibi şahsiyetlerdir. Devamını Oku

  • MUÎR: Ödünç olarak veren. Borç veren. Karz-ı hasen tarzında veren. Devamını Oku

  • BÂR: f. Ek olup “saçan, yağdıran, döken, ışık veren” gibi mânâda kelimeler teşkil edilir. Meselâ: Ateşbâr : Ateş saçan. Ateş yağdıran. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar